Koridorda sesin geldiği yere doğru giderken birden karşımıza Lucas çıktı. Nerdeyse Steve kafasına lamba ile vuracaktı
Lucas: Benim! Benim!
Steve: Tanrım! Sorunun ne senin Sinclair! Senin kafanı bu lamba ile patlatabilirdim!
Lucas: Üzgünüm çocuklar. Bisiklet ile 12 kilometre geldim. Bir saniye toparlanayım. Kırmızı alarm durumundayız
Malia: Ne?
Lucas: Dustin. Jason, Patrick ve Andy'leydim ve raydan çıktılar. Eddie'yi yakalamaya çalışıyorlar ve yerini bildiğini biliyorlar. Korkunç bir tehlikedesin
Dustin: Evet, kötü olmuş ama şu an Jason dan daha büyük bir sorunlarımız var
Lucas: Ne?
-Sabah-
Wheeler evinde Mike'ın bodrumunda oturuyorduk. O sırada Max masada bir şeyler yazıyordu Lucas,Dustin,Steve ve bense koltukta oturuyorduk
Malia: Şimdi aklıma geldi. Mike 2-3 gündür yok. Nerde o?
Dustin: O California'ya gitti ya. Bilmiyor musun?
Malia: Hayır, söylemediniz
Steve: Yaşayan ölü olduğun için olabilir
Malia: Sağol ya
Ayağa kalkıp Max'in yanına gittim ve üçü orda konuşmaya başladı. Onları duymadığımı sanıyorlar sanırım çünkü benim hakkımda konuşuyorlardı
Dustin: Hey dostum. Sizin ilişki ne oldu? Birlikte değil misiniz?
Steve: Bilmiyorum yani ara verdik sanırım ama ne bileyim işte doğru düzgün konuştuğumuz mu var
Lucas: Ama Malia böyle davranmakta biraz haklı olabilir yani yaşadığı şeyler normal şeyler değildi. Önce kardeşi sonra annesi şimdi ise babası yani ailesindeki herkesi kaybetti ayrıca Eleven'ı da California da ayrıca en yakın arkadaşı da orda yani kız mental bir çöküş yaşadı normal olmasını bekleyemeyiz
Dustin: O haklı. Peki ya Max orda ne yapıyor?
Steve: Ne bileyim
Nancy ve Robin bodruma indiler
Nancy: Peki, bir planımız var
Malia: Anlatın da bizde bilelim
Robin: Nancy'nin gazetedeki yavarleri sağ olsun, Notre Dame'de psikoloji öğrencisi olduk
Nancy: Adım Ruth
Robin: Benimkisi de Rose
Steve: Ruth mu?
Dustin: Ortalaman iyimiş
Nancy: Teşekkürler. Müdürü arayıp paranoid şizofreni konusunda bir tez için Victor Creel ile görüşmek istedik
Robin: Reddettiler
Nancy: Ama üçte müdürle görüşebileceğiz
Robin: Geriye onu etkilemek ve Victor ile görüşmemize ikna etmek kaldı
Nancy: Sonra Max ve Malia'nın lanetini bozabiliriz
Steve: Lafı açılmışken Victor Creel dersimize çalıştık ve sorularımız var
Lucas: Hemde çok
Nancy: Bizimde. Umarım Victor cevaplar
Steve: Bir dakika. Benim dosya nerde?
Steve ve Nancy, Nancy'nin odasına çıktılar ve Robin ile arkalarından gittik
Steve: Sakın bana bebek bakıcılığı yapacağımı söyleme
Nancy: Artık bebek değiller ve Max ciddi bir tehlike altında ayrıca Malia da. Etraflarında insanlar olmalı
Nancy: Ama niye hep ben?
Nancy: Merak etme, Malia ile olacaksınız
Steve: O niye sizinle gelmiyor?!
Nancy: Çünkü o da lanetli!
Malia: Bu kadar zırvalama yeter belli ki beni istemiyor bende evime gidip kendi halimde depresyona filan girerim, televizyon izlerim ve öleceğim zamanı beklerim
Robin: Birincisi depresyon falan yok ikincisi ölmeyeceksin
Malia: Tabi canım
Bodruma geri indim ve koltuğa oturdum. Yarım saat kadar sonra Steve de geldi
Dustin: Gittiler mi?
Steve: Evet
Malia: Bu arada, beni istemiyorsan gidebilirim sıkıntı değil
Steve: Gitme dışarda Vecna sapığı dolaşırken yanlız kalamazsın
Malia: Birincisi Vecna olmasa gitmemi isteyecektin? Ve ikincisi yukarda beni istemiyordun
Steve: Öyle bir şey yok sadec-
Max: Susar mısınız?
Max yanımıza geldi ve bize ismimiz yazılı mektuplar verdi
Dustin: Bunlar ne için?
Max: Sonrası için. Sorunu çözemezsek diye
Malia: Mantıklıymış. Bende yapayım
Steve: Ne mantıklısı be
Lucas: Dur, Max her herşeyi çözeceğiz
Max: Hayır. Şimdi beni avutma, her şeyin çözüleceğini söylemeye kalkma. Ömrüm bunu duya duya geçti ne neredeyse hiç olmadı. Hiç öyle olmadı. Bu şeyin beni lanetlemesine şaşmamalı. Tahmin etmem gerekirdi
Malia: Max haklı.
Max: Bu telsiz, Hawkins'in doğusundan Pennhurst'a erişir mi?
Dustin: Tabi, evet
Steve: Hawkins'in doğusu ne alaka? Hayır sizi bir yere götürmem. Hayır
