Steve: Aşağa düşüyoruz!
Robin: Ciddi olamazsın Harrington!
Bir kaç saniye daha oda aşağa düştükten sonra durdu ve hepimiz zemine düştük
Robin: Herkes iyi mi?-
Steve: Artık rusların asansör tasarlayamadığına göre iyiyim!
Steve ayağa kalkıp kapıyı açmaya çalıştı
Malia: Sanırım o düğmelerin bir işe yaramayacağını hepimiz anladık
Steve: Bunlar düğme bir işe yaramaları lazım!
Malia: Evet eğer anahtar kartın varsa!
Steve: Ne?
Malia: Yanda kart okutucu var bu kapı dış kapı gibi eğer anahtar kartın yoksa düğmeler de çalışmaz yani
Dustin: Burda kilitli kaldık
-Sabah-
Bütün gece diğerleri uyurken Steve ile köşede oturmuş konuşuyorduk. Kol saatime baktığımda sabah 08.15di. Dustinleri uyandırdık ve Steve ile Dustin asansörün yukarısına çıktılar. Biz Robin ile konuşurken bir ses geldi. Sesin geldiği yere baktığımızda Erica kutuda bulduğumuz şişeyi kırmaya çalışıyordu
Malia: Hey napıyorsun?
Erica: İnsan yemek olmadan 1 hafta yaşayabilir ama eğer insan vücudu su almazsa bir kaç gün içinde ölür
Malia: Hayallerini kırdığım için özür dilerim ama bu su değil
Erica: Evet ama bu bir sıvı ve ölmektense bu şeyi içmeyi tercih ederim
Dışarıdan sesler gelmeye başladı birisi ya da birileri buraya geliyordu. Üçümüz asasörün yukarısına çıktık ve içeriye 2 tane adam gelip kutuları aldı. Tam kapı kapanacakken Steve kutulardan bulduğumuz yeşil tüpü kapının altına koydu. Hepimiz sırayla dışarıya çıktık ve tüp kırıldı. Yerde bir delik oluşmuştu
Malia: Hala onu içmek istiyor musun?
Arkamızı döndüğümüzde kocaman bir koridor ile karşılaştık
Steve: Pekâlâ, yürümemiz gerekicek
Steve önden önden yürümeye başladı bizde peşinden yürüdük
-Bir süre sonra-
Bayadır yürüyorduk ve çok yorulmuştum. Diğerleri konuşurken ben sessizdim.
Robin: Kabul etmelisiniz bu bir mühendislik başarısı
Dustin: Etkileyici
Steve: Ne diyorsun ya? Resmen yangın tehlikesi. Merdiven yok, çıkış yok. Sadece cehenneme yollayan bir asansör var
Erica: Onlar kominist, insanlara ödeme yapmazlar, ucuza hallederler
Robin: Rus yoldaşlara adil davranmak gerekirse bu tünel yürümek için tasarlanmamış bence. Düşünsene, malları taşımak için mükemmel sistem kurmuşlar. Alışveriş merkezine her mal gibi geliyor sonra o kamyonlara koyuyorlar ve kimsenin ruhu duymuyor
Malia: Sence bütün bu alışveriş merkezini o yeşil zehri taşımak için mi yaptılar?
Robin: Aramıza sonunda hoşgeldin ve zehir kadar sıkıcı bir şey olacağını sanmıyorum
Dustin: Prometyum gibi çok daha değerli bir şey olmalı
Steve: Prometyum ne be?
Malia: Victor Stone'un babasının cyborg'da biyonik ve sibernetik parçaları yaptığı şey
Erica: Hepiniz ineksiniz bu midemi bulandırıyor
Steve: Hayır, beni onlara dâhil etme. Ben inek değilim, tamam mı?
Robin: Neden bu kadar hassassın Harrington?
Malia: On yaşındaki bir çocuğa rezil olmaktan mı korktun?
Steve: Hayır, sadece prometheus hakkında bir şey bilmiyorum
Malia: Prometyum!
Dustin: Prometheus, Yunan mitolojisinden ama neyse
Malia: Demek istediğim, muhtemelen bir şey yapmak için kullanılıyor veya enerji olarak
Robin: Nükleer silah gibi
Dustin: Aynen
Steve: Nükleer silahlara doğru yürüyüş, harika
Malia: Bu harika olurdu
Robin: Ama bir şey inşa edilşyorsa neden burası? Yani Hawkins. Cidden, onca yer arasında. En iyi ihtimalle Disneyland'e giderken tuvalet molasıyız ama belki bundandır. Belki bizi-
Birden telsizden ses geldi. Şifre çalıyordu
Robin: Şifre bu
Dustin: Yayın nerden geliyorsa...
Malia: Yakından. Sinyalle ilgili bir şey biliyoruz...
Dustin: Yüzeye ulaşabiliyor
Robin: Hadi
Telsizi çantaya koyduk ve yürümeye devam ettik
