Sessizce oturuyordum ve hareket de etmiyordum kimseyle konuşmuyordum
Robin: Malia kendine gel lütfen
Dustin: Robin haklı
Steve: Malia bak geçti tamam mı?
Robin: Kız zaten yaşayan ölüydü şimdi iyice öldü
Malia: Bana henüz gerçekleşmemiş şeyleri gösterdi
Eddie: Ne?
Malia: Korkunç şeyler. Hawkins'in üstünde yayılan bir bulut gördüm. Şehir merkezi yanıyordu. Ölü askerler vardı bir de ağzını kocaman aşmış, devasa bir yaratık. Bu şey yanlız değildi. Bir sürü canavar vardı. Ordu gibi ve Hawkins'e geliyorlardı. Mahallelerimize, evlerimize. Sonra bana... Annemi gösterdi... babamı... öz kardeşimi... Eleven'ı... Eleven ölmüştü, annem bana sesleniyordu... beni çağırıyordu...
Steve: Seni korkutmaya çalışıyor Malia. Değil mi? Sonuçta bunlar gerçek değil
Malia: Henüz değil. Ama bir şey daha vardı. Bana geçitler gösterdi. Dört geçit. Hawkins'e yayılıyorlardı. Bu geçitler Eddie'nin karavanındaki geçide benziyordu ama sürekli büyümeye devam ediyordu. Bu, Baş Aşağa Dünya'daki Hawkins değildi. Bizim Hawkins'imizdi
Max: Dört kez çalıyor
Lucas: Ne?
Max: Vecna'nın saati dört kez çalıyor
Malia: Bende duydum
Max: Başından beri planını söylüyormuş
Lucas: Dört cinayet. Dört geçit. Dört çan sesi. Dünya'nın sonu
Dustin: Eğer öyleyse son bir cinayet kalmış
Eddie: Aman Tanrım
Steve: Şunları bir daha ara
Max telefonu alıp Joyce'u aradı
Steve: Cevap var mı?
Max: Hayır bir kaç kez çalıp meşgule düştü
Steve: Belki yanlış aradın bir daha ara
Max: Yanlış aramadı
Steve: Ne bileyim!y
Dustin: Telefon kullanmayı biliyor
Steve: Sadece yanlış aramış olabilir diyorum
Max: Yine aynı şey
Lucas: Nasıl olabilir?
Nancy: Joyce pazarlamacı, hep telefonda. Mike söylenip duruyo
Malia: Tamam ama telefonları üç gündür meşgul çalıyor. Bunun Joyce'la alakası yok, mümkün değil. Bir terslik var
Dustin: Haklı, bunun tesadüf olması mümkün değil
Nancy: California da her ne oluyorsa bununla bağlantılı, eminim. Vecna onlara zarar veremez. Eğer ölürse.
Malia: Baş Aşağa Dünya'ya geri dönmeliyiz
Eddie: Hayır, olmaz
Steve: Bir düşünelim
Malia: Ne düşüneceğiz?
Steve: Zor kurtulduk
Malia: Çünkü hazırlıklı değildik, şimdi olacağız. Silahlar ve koruyucu eşyalar alacağız. Geçitten gidip yuvasını bulacak ve onu öldürücez
Steve: Veya o bizi öldürecek. O yaşamanı istediği için hayatta kaldın! Bizden korkmuyor!
Robin: Haklı olarak, Vecna hakkında yanılmışız. Vecna hakkında yeni bir şey öğrendik. Eleven gibi ama onun manyak,deli,kötü,erkek,çocuk katili,cildi kötü versiyonu. Demek istediğim, inanılmaz güçlü. Parmağını şıklatsa ters yüz oluruz. Adil bir dövüş değil
Dustin: Niye adil dövüşelim ki? Haklısın Eleven gibi ama bu bize avantaj sağlıyor. Eleven'ın hem güçlü gem zayıf yanlarını biliyoruz
Erica: Zayıf yanları mı?
Dustin: El uzaklara yolculuk ettiğinde transa geçmiş gibi oluyor. Vecna da öyledir
Lucas: Bu niye tavan arasında olduğunu açıklar
Dustin: Aynen. Sıradaki kurbanına saldırıken vücudunun tavan arasında savunmasız olacağına eminim
Steve: Savunmasız mı? Peki yarasa ordusu?
Dustin: Bir şekilde onları atlatmalı, dikkatlerini dağıtmalıyız
Eddie: O nasıl olacak?
Dustin: Hiç bilmiyorum. Ama onlar gittiğinde hiç kurtuluşu yok. Tabutta uyuyan Drakula'yı öldürmek gibi olacak
Robin: Teoride güzel ama anladığım kadarıyla Vecna herhangi bir sistmele öldürmüyor. Bir daha ne zaman, hatta kime saldıracak, bilmiyoruz
Max: Aslında biliyoruz. Onu hâlâ hissedebiliyorum
Malia: Bende öyle
Max: Hala lanetliyiz. İkimizden birine saldıracak olmalı. Eğer ben şarkıyı dinlemeyi bırakırsam bana saldırır, dikkatini üzerime çekebilirim
Lucas: Max, bunu yapma. Seni öldürür
Max: Daha önce kurtuldum. Yine kurtulabilirim. Sadece siz tavan arasına girene kadar onu oyalamam lazım. Sonra kafasını kesersiniz, kalbini bıçaklarsınız, Dustin'in bombasıyla patlatırsınız. Açıkçası bu şeyi nasıl geberteceğiniz umrumda değil. Yönteminiz her neyse, her ne yapacaksanız yapın. Yeter ki ölsün. Ve Malia sende kulaklığını çıkarma ki Vecna sana saldırmasın
