2. Bölüm

79 8 4
                                        

Şaçırıyorum kendime clsşcmpwidöd. Düzenli bölüm atıyorum. Benden beklenmedik hareketleeer nfşsöcpwxş.

Pamir odadan çıktıktan sonra ben de yeni gelen dosyalara bakmıştım. Yaklaşık olarak bir saat sonra odamdan çıktım.

Koridorda Pamir'le birlikte bizimkileri gördüm ve ilerlemeye başladım.

"Seren!" derken yanlarına ilerliyordum.

"Buyrun komiserim."

"Şu dün gelen dosyalar nerde? Masamda yoktu da."

"Onlar siz yokken kaybolur diye benim masamdaki kilitli çekmecede duruyor şuan."

"Tamamdır sağol." diyerek yanlarından ayrıldım.

Nezarethanelerin aynı zamanda mutfağın olduğu kata kendime kahve yapmak için indim. Hevesle malzemeleri çıkarttım. Su kaynatmak için makinayı açacaktım ki makinanın bozuk olduğunu anladım. Söylene söylene yukarı çıkarken Barın seslendi.

"Komiserim!" seslenmesiyle ona döndüm.

"Makina çalışmıyor mu? Kahve yapacaktım."

"Yok, komiserim çalışmıyor. En son siz ona kızdığınızda kendini affettirmek için kahve yapayım derken Yusufi bozdu."

"Of Yusuf of." Sıkıntıyla konuşarak odama doğru yürürken bir anda durdum.

"Seren dosyaları getirir misin?" dedim durup döndüğümde.

"Tab-"  demeye kalmadan başka bir ses duydum.

"Çok işkoliksin biliyor musun Bademci? İşine önem verdiğini duymuştum ama bu kadar olduğunu düşünmemiştim." Pamir. Sesin sahibi Pamir'di.

"Ooo." dedi Barın. Ve onu kolundan dürterek susturmaya çalışan Seren.

"Sussana! Nöbet mi istiyorsun?" diyerek uyardı Seren.

"Pardon? Sana bu sözleri söyleyebileceğini kim söyledi? Bir buçuk saat önce konuştuğumuzu zannediyordum. İlk uyarını aldın. Üçte acımam nöbet veririm, sinirlerimle oynama benim." dedim sakin olmaya çalışarak.

Ellerini suçlu gibi kaldırarak "Tamam tamam. Özür dilerim."

Arkamı dönüp ilerlemeden önce Seren'e tekrar dönüp dosyaları istediğimi belli ettim.

...

Dosyaları incelemem bitmişti. Tam arkama yaslanmıştım ki kapı birden açıldı.

"Bademci hanım buyrun." Diyerek kahve verdi Pamir.

Soran gözlerle ona bakıyordum. Yavaşça kahveye uzanıp bir yudum aldım. Hep içtiğim şekildeydi.

"Beğendin mi?" Dedi merakla.

"Beğendim beğendim." dedim gülerek.

...

Kahvemi bitirip odamdan çıktığımda saat 20.00'ı gösteriyordu. Üstüme kabanımı geçirip koridorda yürürken telefonum çaldı.

Annem kişisi arıyor...

Ekrandaki yazıyı gördüğümde açtım.

"Efendim annem."  dedim neşeli bir şekilde.

"Annecim bugün baban geliyor. Az önce aradı beni genelde geldiğinde evdeyken gidiyorsun diye haber vereyim dedim." Yavaş yavaş kelimeleri sıralarken ben de sinirlenmeye başlıyordum.

"Evet gelmiyorum eve. Ne kadar kalıyor bu sefer."

"İki gün, dedi." Sakin olmaya çalışarak konuşmaya başladım ben de.

"YA BU ADAMIN KENDİ EVİ YOK MU? NE DİYE GÜNLERCE KALIYO EVİMİZDE?"

"Ne bileyim kızım. Bir ara bize kendini barıştırmak istiyordu. Kendini affettirmek için uğraşıyor."

"BEN KÜÇÜKKEN TERK EDERKEN İYİ AMA." Sakinleşmek için nefes alırken sesimi alçaltarak konuştum. Bu olay ayda iki kez oluyordu karakolda genelde. Artık alışmışlardı.

"Eğer bir daha evimize gelirse umursamam Aşkın Bademci olarak dilekçe yazıp başkomiser olan Lalin Aşkın Bademci'ye veririm anne. Geliyorum bu akşam zaten bizzat kendim söyleyeceğim."

"Tamam, annecim. Dikkatli ol tamam mı?"

"Tamam, dikkat ederim merak etme sen." Diyerek telefonu kapattım.

Arkamı dönüp ilerleyecektim ki ilerde Pamir'i gördüm.

Duydu mu acaba?
Lütfen duymuş olmasın lütfen.

"Kalacak bir yerin yoksa eğer kalabilirsin benim evimde." Dedi sakin bir şekilde.

Duymuş...Bir tek Seren ve Barın'ın bildiği sırrımıza artık o da dahil Aşkın.
Öyle maalesef öyle...

"Hayır desem kalacak bir yerim yok. Tamam geliyorum o zaman. Ama eve gidip halletmem gereken bir işim var. Öyle geçelim size."

"Tamam."

...

Evimizin olduğu sokağa girdiğimizde birlikte kapının önünde durduk. O adamın ayakkabısı duruyordu...
Kapıyı çaldım.

Birkaç saniye sonra annem kapıyı açtığında içeri girdim ve bir çantaya kıyafet ve yedek üniformamı koydum. Üstüme siyah bir tişört, siyah-gri kareli gömlek, siyah pantolonumu giydim ve üstüme de deri ceketimi aldıktan sonra kapıya doğru ilerleyip çantayı kapının yanına bıraktım.

"Nerde o adam?" Diye sordum anneme.

"Salonda."

Annemin cevabıyla hızlı adımlarla salona girdim.

"Bana bak bir daha bu eve adımını dahi atmıyorsun."

"Affet kızım. Sizinle birlikte aile olmak istiyorum."

"Bak o dediğin imkansız. Biz bir aile olamayız. Terk edip giderken aklın nerdeydi senin?! Ayrıca bir daha asla bana kızım deme. Bir de eğer bir daha bu eve gelirsen anneme de söylediğim gibi Aşkın Bademci olarak şikayetimi yazar başkomiser olan Lalin Aşkın Bademci'ye veririm ve rahatsız etme sebebi ile de dava açabilirim."

"Tamam." dedi kısık bir sesle.

"Son günlerin. Artık görüşmeyeceğiz." dedim kurtulur gibi. Gibi demek fazla. Öyleydi.

Kapıya geri gittiğimde annemi öpüp botlarımı giydikten sonra çantamı alıp hızlı adımlarla merdivenleri indim.

"Aşkın!" arkamdan Pamir seslendi. Duraklamama sebep olmuştu. Ama seslendiği için değildi. Benim dışımda birisi bana Aşkın dediği içindi.

"Efendim." dedim ona dönerek.

"Rahatsız edemez sizi artık değil mi?"

"Evet, edemez. Hadi gidelim artık burdan. Daha fazla şu adama yakın olmak istemiyorum." Diyip arabaya bindim.

Arabaya bindikten birkaç dakika sonda gözlerim yavaş yavaş kapanmaya başlamıştı.

"İyi geceler Bademci."

İyi geceler Atıcı. Bunu sesli söyleyemezdim. Yarım yamalak duyduğum sesiyle kendi içimde cevap vermiş öyle uykuya dalmıştım.

BİTTİİİ!

-716 kelime

KARAKOLLARDAYIZBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin