Öncelikle tüm Türkiye'ye geçmiş olsun. Bu felaket hepimizi derinden etkiledi. Binlerce insan kurtulurken aynı zamanda kurtulanlar kadar şanslı olmayan insanlar var. Umarım tüm yardımlarımızla elimizden geldiğince insanlara yardım ederiz. Diyebilecek sözüm bile yok çok kötü oldum. Umarım hepiniz iyisinizdir.
Bu kişi teyzemdi...
(Az önce kendi karakterimin adına bakmaya gittim o kadar uzun süre oldu ki ben bile kendi helvamı yedim.)
S: Haru iyi misin?!
+ Sen... SEN NE HAKLA-
Vurulduğumu unutup bi anda yükselince canım daha çok acıdı. Acıdan kıvransam da o kadına boyun eğmeye niyetim yoktu.
+ Çık git hayatımdan. Tıpkı daha önce yaptığın gibi.
S: Seni sadece korumak için yaptım haru inan bana. Görünüşe göre benden bu kadar nefret ettiğine göre gerçekleri öğrenmişe benziyorsun.
+ Ne o bugünün gelmeyeceğini mi sanmıştın?
Dişlerimi sıkarak konuşmaya zorluyordum kendimi. Canımı asıl acıtan şey yediğim mermi değildi. Tam karşımda duran kadındı. Kimse şu anda onun kadar canımı acıtamazdı. Henüz.
Teyzem bana yaklaşmaya başladı. Katsuki buna engel olmaya çalışsa da teyzem onu tek bir hareketiyle duvara yapıştırdı.
+ HAYIR! NE YAPTIĞINI SANIYORSUN SEN!
S: Teyzenle bu şekilde konuşmaman gerektiğini sana öğretmedim mi ben? Ne yazık. Şimdi bebek gibi davranmayı bırak da yaranı iyileştirmeme izin ver.
+ ASLA!
Tüm gücümle ona saldırmaya çalıştım fakat kolumdaki keskin acı bir türlü gitmediğinden sadece elimden ufak patlamalar çıktı. Daha güçlü kullandığımda mor olan özgünlüğüm minik patlamalarla pembe rengine döndü. Şu anda özgünlüğümü kullanamayacak kadar aciz durumdaydım. Katsuki baygındı. Başından kan geliyordu. Öfkeden çıldırmak üzereydim. Çaresizliğin dibine vurmuştum.
B: Haru...
Çok kısık bile olsa bir ses duyup yanıma baktığımda katsuki gözlerini açmıştü ve kapıya doğru bakıyordu. Ne olduğunu görebilmek için kapıya baktım. Kapıda mavi alevler vardı. Yavaştan kapının altından üstüne doğru alevler çıkıyordu ve birazdan tüm odayı kaplayacak gibi görünüyordu. Kim olduğunu anlamak çok zor değildi. Touya gelmişti. Beni kabullenen kişi.
T: Kimler varmış burada böyle. Bugünkü gösterimizi daha çekici kılan şahıs için çok içten teşekkürlerimi sunmak bana düşer.
Dedi ve aşağılayıcı bir alkıştan sonra teyzemin üstüne yürümeye başladı. Teyzem benim önümde durduğu için benim daha vurulmuş olduğumu görmedi. Teyzem ayağa kalktı ve Touya'nın saldırılarına karşı gardını aldı. Touya tam saldıracakken bana göz ucuyla baktı. Yerimden kalkıp bakugouya yardım etmem lazımdı sağlam olan kolumla duvara tutundum ve ayağa kalktım. Touya beni görünce elindeki alevler daha da güçlendi ve etrafı göremeyeceğimiz seviyede bir alev çıkarttı. Heryer masmaviydi ve soğuktu. Bu nedenle bakugou'yu net göremiyordum. Artık bağırmaya başladım.
+ KATSUKI NEREDESIN LÜTFEN SES VER!
B: Haru...
Sol tarafımdan bir ses geldi ve hızla oraya gittim. Bakugou'yu görünce bi an rahatladım. İkimiz de yaralıydık ve bizim burdan sag çıkabilme şansımız tamamen abime baglıydı. Hızla bakugou'nun koluna girdim ve onu ayağa kaldırmaya çalıştım. Bana göre fazla ağırdı o yüzden duvardan da destek alması için onu duvara yanaştırdım. Göz gözü görmezken kapıyı bulmaya çalışıyorduk. Bir kolunu omzuma attığından kolum daha çok sızlamaya başladı fakat artık uyuşmuştu. Güçlü olmak zorundaydım. Her zaman yapmam gerekeni yapmak zorundayım.
Touya ve teyzem arkamızdan ölümüne saldırırken oradan dışarı çıkıp bir kahraman çağırmam gerektiğini biliyordum. Fakat bunu yaparsam Touya'nın başı derde girecekti. Sonunda kapıyı buldum. Dışarıdan gelen ışık az da olsa parıldıyordu. Bi anda hızla kolumun acısını bir kenara bırakıp bakugo'nun agırlığını bana vermesine izin verdim ve kapıya koşar adımlarda ilerledim. Dışarı kendimi attığımda buranın bizim okulun az ilerisinde bulunan boş mekan olduğunu gördüm. Tam karşı yolda ise Midoriya bize bakıyordu. Endişeli gözlerle bizi inceliyordu. Hızla yanımıza koştu ve Bakugou'nun koluna girdi.
M: HARU-CHAN BURADA NELER OLUYOR?!
+ Midoriya hiç iyi degiliz özellikle de bakugou. Başıni set çarptı ve başı kanıyor. Çabuk onu en yakın hastaneye yetiştir. Beni merak etme halletmem gereken birkaç aile meselesi var. Gelebildiğim kadar erken gelmeye çalışacağım.
Midoriya istemese de Bakugou'ya baktı ve kabul etti. Onu hızla hastaneye yetiştirirken içeri geri döndüm ve dumanın azaldığını gördüm. Teyzem Touya'yı yere yatırmıştı ve elinde bir bıçak vardı. Tıpkı eskisi gibi herşeyi mahvedip gidecekti. Touya'nın da beni bırakmasına izin veremezdim. Teyzem tam bıçağı havaya kaldırdığında onun kolunu ters çevirip bıçağı elinden aldım ve ona yere düşmesini sağlayacak bir sertlikte tekme attım. Kolum acıyor olabilirdi falat hâlâ vücudumu kullanabilecek durumdaydım. En azından şimdilik. Touya bunu fırsat bilip hızla ayağa kalktı ve teyzeme tekrardan saldırdı. Etraf tekrardan mavi dumanlarla dolmaya başlayınca bi süre sessizlik oldu. Teyzem kaçmıştı. Yine herşeyi mahvedip gitmişti. Etraftaki insanlara yakalanmadan nasıl yaralı hâlde saklandığı yere gidecekti?
Tüm bunları düşünürken gözlerim karardı ve bi anda yere yığıldım.
Uyandığımda bembeyaz bir odadaydım. Hastanedeydim tabiki de. Daha ölmemişim. Yan tarafta Bakugou'nun bağırışlarını duyduğumda rahatlamıştım. Bağıracak duruma geldiğine göre iyidir diye düşündüm. En son hatırladığım Touya ile teyzemin savaşmasıydı. Beni buraya getirebilecek tek kişi Touya olmalı diye düşündüm. Etrafa bakındığımda hastane odasının camından bana bakıp gülümseyen Touya'yı gördüm. Şu anlık o kadar rahattım ki cennette gibi hissediyordum. Ne bakugou ne de Touya henüz yanımdan ayrılmamışlardı. Telefonumu aradım fakat yanımda değildi. Büyük ihtimalle düşürmüş olmalıydım. Aslında odamda da olabilirdi. Odamda bırakmış olmayı dileyerek gözlerimi tekrardan kapattım. Şimdilik hurada uzanmanın verdiği geçici rahatlık ile herşeyi bir kenara bırakıp dinlenmek istiyordum... Tabii bir hastane yataği ne kadar rahat olabiliyorsa.
Bölüm bu kadardı. Aylar sonra bölüm attım. Umarım bölüm yayınlandığında hâlâ size bildirim geliyordur. Bana gelen yorumlarınızı iyi ya da kötü olsun o kadar özledim ki... Hele en son gördüğüm yorum beni çok üzdü. Kimsenin benim hikayem gibi yarım kalmaması dileğiyle bir sonraki bölümde görüşmek üzere. Kendinize dikkat edin seviliyorsunuz ♡
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Bakugou × Reader
Random"Gülü seven dikenine katlanır derlerdi. sana kıyamadım papatya getirdim." (Bu hikayede okul ile ilgili pek şey olmayacaktır. okuldan biraz bağımsızdır.) hadi ne duruyorsun tıklayıp okusana ~
