"Teslimat, başarıyla gerçekleşti" dedi Karan, gülümseyerek.
Fakat, Yusuf Khan, değil sevinmek ve gülmek, yüzünde mimik değişikliği bile yoktu, halen daha somurtkan ve neşesizdi.
"Ama, Hayalet'i, geri getiremedin." dedi, olumsuz manada kafasını sallayarak.
Karan, gülümsemeye devam etti. Kendinden oldukça emin olduğu, her halinden anlaşılıyordu.
"Haklısın; Hayalet'i getiremedim ama o buraya kendi isteği ile gelecek. Bu arada da Hayalet şu an gelmemiş olabilir, ama en az onun kadar yetenekli ajanımız, yuvasına geri geldi."
"Kimmiş o?" diye sordu Yusuf Khan, meraklı tavırlarla.
Karan, başını sallayıp, sırıtarak, sandalyeden kalktı ve kapıya doğru yöneldi. Elini kapının koluna götürdüğü anda Yusuf'a bir bakış attı ve onayını aldıktan sonra kapıyı açarak, kapı eşiğinden başını uzatıp, hemen yan tarafındaki sandalyede oturan kadını çağırdı.
Otuzlu yaşlarda, buğday kumralı ten ve saç rengine sahip, renkli gözlü ve oldukça çekici bir kadın, Yusuf'un odasına girdi ve Yusuf Khan'ın, tam karşısında durarak, ona doğru bakmaya başladı.
"Zaara" diye mırıldandı Yusuf, şaşkın gözlerle bakakalarak.
İster istemez, gülümsedi Zaara. Tabi o sırada da on beş yıldır göremediği Yusuf'la Karan'ı gördüğü için mutluluktan göz yaşlarını da tutamadı. Bir cevap da veremedi.
Sustu ve ufak odanın içinde koşar adımlarla Yusuf'un yanına gidip, ona sarıldı hemen ardından da Karan'a sarıldı.
Yıllardır görmediği için, çok özlediği Yusuf'la Karan'ın kolları arasında buldu kendini. On beş yılını, evinden yuvasından çok uzaklarda geçirdikten sonra sonunda geri dönmesinin verdiği mutluluğu yaşıyor ve bunu da en sevdiği iki erkek olan Yusuf ve Karan'la paylaşıyordu.
"Demek, sonunda geldin, Zaara" dedi Yusuf, duygusal ses tonuyla.
"Evet" dercesine kafasını sallayarak yetindi Zaara, çünkü halen daha mutluluk göz yaşları dökmekle meşguldü. Ancak on dakika sonra toparlayabildi kendini.
Anne ve babasının ölümünden sonra ilk defa göz yaşını döküyordu, bu tür ağlamalara, göz yaşı dökmelere alışık değildi Zaara.
Kadınlar; evinde oturur, kocası ne derse onu yapar, erkeklerin işine karışmaz, ajan veya asker olamaz, düşmanlarla savaşamaz gibi özellikle de Pakistan bölgesinde oldukça yaygın olan, algıları yok eden, kırıp geçen bir kadındı Zaara. Cesurdu, yürekliydi, korkusuzdu tabi her Keşmir'li gibi de biraz hırçındı.Bunun en büyük sebebiyse; doğduğu ve büyüdüğü yerdi. Tıpkı Rehan gibi Azadi-Keşmir'in, Ambor kasabasında, savaşın ortasında doğup büyüdü. Daha on beş yaşlarındayken de babası ve annesi sözde tatbikat için gelen Hint ordusunun, sepoyları tarafından öldürülünce, intikam almak istedi. İlk başta asker olmayı istedi ancak hastalığı yüzünden bu isteği olmayınca, intikam alabilecek en iyi yolu seçti, casusluğu ve ajanlığı. Yine Tıpkı, çocukluk arkadaşı Rehan gibi, Arbaaz'dan sıkı bir eğitim aldı ve tam 20 yaşına bastığı gün, resmi bir ajan oldu ve aynı gün içinde ilk görevini aldı. Aradan on beş yıl geçti ama intikamını kendisi almak yerine, Rehan ve Kabir üç yıl önce aldı.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
HAYALET "SINIR"
ActionKasım 2021'de yayınevi aracılığı ile yayımladığım, HAYALET "KEŞMİR" kitabının devamıdır... İlk kitaptaki olaylardan, üç yıl sonrasını anlatır. "Hayalet" lakaplı ISI ajanı, Rehan Khan, "Keşmir Operasyonu" isimli oldukça önemli bir görevi başarıyla bi...