35. Bölümm

320 9 2
                                        

Merhaba arkadaşlar

İyi okumalar 💚

*******
Fırat sormuyordu. Bende cevap vermek adına hiç bir şey yapmamıştım..

Sorsaydı cevabım olur muydu?

Onu da bilmiyordum.

Ben hiç bir şeyi bilmiyordum.

Ormanlık alandan çıkar çıkmaz Çağatay amcanın at çiftliğine gelmiştik.  Fırat bu saat olmuş hâlâ Çağatay amcayla gittiği yerden geri dönmemişti.

Koltuğun sol köşesinde onların gelmesini bekliyordum. Saat kaçtı ondan da bir haberim  yoktu ya boş verin gitsin.

Ufaktan yorgunluk büsbütün bedenimi sararken başımı koyabilecek bir yer edinip gözlerimi kapatmıştım.

Gözlerime gelen güneş beni  uyandırmaya yeterken usulca yataktan kalkmış etrafımda olup biten bir çok şeyi algılamaya çalışıyordum.

Ben ne ara yatağa gelmiştim.

Güneş çoktan doğmuştu. Sabah olmuştu. Ben en son Karşımdaki koltukta oturuyordum. Kim beni yatağa getirmişti.

Kapı çaldığında ‘gel ‘deyiverdiğimde içeri bir kız girmişti.
“Günaydın “

“Günaydın “

“Uyandın mı diye bakmaya geldim ben Gülsüm   herkes aşağıda kahvaltı edecekler hadi sende gel istersen ” dediğinde aklıma tek bir soru gelmişti.

Herkesten biri de Fırat mıydı?

“Memnun oldum bende Sera” dediğimde başını sallamıştı.
Hemencecik yataktan kalktığımda ilk işim banyoya gitmek olmuş  işlerimi halledip aşağı inmek için Gülsüm'ün  peşine takılmıştım.

Aşağı indiğimde  gözüm ilk Fırat’a gitmişti. O da anlamış gibi başını çevirip bana baktığında anında gözlerimi ondan çekmişti.

“Buyur kızım gel “diye bir amca beni yanına çağırdığında tekrardan Fırat’a bakmış ardından da gidip yanına oturmuştum.

“ Kızım ben Yahya bu hanımda eşim Emine bu da kızım Gülsüm birde oğlum var o  da Serdar o atlara bakmaya gitti gelince tanışırsınız. Siz ikiniz Çağatay’ın bana emanetisiniz burayı pek kimse bilmez korkmayın istediğiniz kadar kalabilirsiniz.”

“Teşekkür ederim, ederiz” dediğimde

Emine hanım “Ee hadi buyurun kahvaltı hazır güzel kızım sana da bir kaç kıyafet ayarladık temiz temiz onu giyersin “dediğinde çok sevecen gözükmüştü gözüme.

Herkes ayaklanıp kahvaltı masasına oturduğunda bol  sohbetli muhabbetli bir kahvaltı edilmişti. Emine hanım tabağımı öyle tepeleme doldurmuştu ki  ara ara Fırat Emine hanıma çaktırmadan kaçırıp kendi yiyordu.

Kahvaltıyı ettikten sonra az önce uyandığım oda da Gülsüm’ün bana kıyafet getirmesini bekliyordum.

Kapı çalınıp içeri Gülsüm girdiğinde “Bunlar var inşallah olur zaten bugün çarşıya gideceğim sana da alırım “dediğinde “Çok sağ ol Gülsüm iyi ki varsın “

“Olsun olsun sen giyin temiz havlu da var  yıkan paklan aşağı gelirsin  “deyip ben daha cevap veremeden çıkıp gitmişti.
Banyoya girdiğimde kendimi hemen suyun altına atmıştım.  Gözlerimi kapatıp suyun tenimde akıp gitmesine müsaade ederken aklımda tek  şey vardı.

Fırat aşık olduğum adam ama o ormandaki adam!

“Allah’ım sen yardım et “

Saçlarımı şampuanlayıp duruladığımda hiç mola vermeden keseyi alıp tüm vücudumu keselemiş ardından arınmış bir şekilde çıkmıştım.  Saçlarımı kurulayıp nemini aldıktan hemen sonra Gülsüm’ün getirdiği kıyafetleri itinayla üzerime geçirdiğimde ayakkabılarımı giyip aşağı inmek için  odadan  çıkmıştım.

GECE MAVİ'MBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin