*******
Acı neydi?
Ya da şöyle miydi?
Hissedebiliyorsak insandık ya hani peki ya acı değilse nedir?
Acının en güzel tabiri bu bence...
Ya da acıyı tarif edemediğimizden mi?
Hangisi?
Peki ya benim hayatımda acı neydi, nasıl tarif ederdim onu da bilmiyordum.
Hayatım bu zamana kadar hep birilerinin ellerindeydi.
Ve şuan nedense şunu hissediyordum:
Kaderim Fırat denen adamın elindeymiş,
İstediği zaman, ruhumu istediği zaman canımı, istediği zaman da bedenimi yakıp kavuracakmış gibi...
Şu an da bulunduğum konum bunu iliklerime kadar hissediyor oluşumdu.
Çekiştire çekiştire beni ormana götürdüğünde ne dur diyebildim ne de yapma diyebilmiştim. Gözümün önünde adamı acımadan vurmuştu ve ben bu adamdan merhamet bekliyordum.
Belkide ormanın en kuytu köşesine götürüp bana da bir tane sıkacaktı.
Bilemezdik.
Kimsenin beni aramadığı acı gerçeği bir daha acımasız bir şekilde yüzüme vurulmuştu. Belkide cesedim bile kurda kuşa yem olacaktı.
Sera bu dünyada hiç varolmamış gibi...
Bu düşünceler bu anlam veremediğim hayretler içinde yaşadığım hayat artık beni boğmaya başlamıştı.
Öldürecekti beni bunu az çok tahmin edebiliyordum.
'Ben ölmek istemiyorum 'diye bağırarak dizlerimin üzerine çöküp ağlamaya başlamıştım. Ben yere düşünce Fırat kolumu bırakmak zorunda kalmıştı.
Ben ağlamaya başlayınca Fırat'ın ne yaptığını görmüyordum.
O kadar çok dolmuştum ki kaçıp kaçıp sürekli kendimi onun kucağında bulmaktan bıkmıştım. Gözyaşlarım bunu bekliyormuş gibi biri bitmeden diğer gözyaşı hazırda bekliyordu.
Fırat bana ters ters bakmış arkasını dönüp adamlarıyla konuşmak için uzaklaşınca daha çok ağlamaya devam ettim.
Beni de öldürecek sandığım için aklımdan türlü senaryolar geçerken ve can havliyle gözyaşlarımı silip ayağa kalktım.
Gözüm Fırattaydı. Bir kaç yavaş ve sessiz adımdan sonra ormana doğru koşmaya başlamıştım.
Arkamdan bağırmaları silah seslerini duymak istemiyordum ve hiç hızımı kesmeden koşmaya devam ettim. Peşimden geliyorlardı bunu biliyordum yakalayacaklardı bunu dahi bilerek koştum, belki de yakaladıkları dakika da öldüreceklerdi.
Öldürsünler!
Bu defa hiçbir şey umurumda değildi duraksamadan koşuyordum.
Koştukça terlemeye başlamıştım ve çok üşüyordum.
Arkaya bakmak için başımı çevirdiğimde ayağımın burkulmasıyla düşmüş ve yuvarlanmaya başlamıştım.
Kafamı sert bir şeye çarptığımı, acısından hissettiğimde artık gerçekten bazı şeylerin değişeceğine ondan kaçabileceğimi sanmıştım.
Hızım kesilmişti ve durmuştu. Bir bu eksikti ne güzel kaçıyordum.
Kurtulduğuma inanmıştım.
Gözlerimi dahi açamıyordum ve uyku daha ağır basıyordu.
İstemsizce gözlerim kapanırken ilk kez ölmeyi dilemiştim.
Etrafımda bir şeyler olduğunun farkındaydım. Bilincim yerinde ama gözlerimi açamıyordum. Biri elini alnıma koymuştu elini itmeye çalıştığımda başaramamıştım. İstemedim elimi dahi kaldıramadığımdan güçüm yoktu, uyanmak istemiyordum başım,ayak bileğim, bütün kemiklerim çok acıyordu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
GECE MAVİ'M
Mystery / ThrillerO geceyken ben gündüzdüm... O karanlıkken ben aydınlıktım... O siyahken ben beyazdım... İşte o kadar zıttız birbirimize... ******* "ARTIK BENİMSİN GÜNDÜZÜN GECEME, AYDINLIĞIN KARANLIĞIMA, BEYAZIN SİYAHIMA BULANDI...
