0.4

229 12 175
                                    

Zile basan annemin telsizdeki sorudan sonra "Benim." cevabını vermesiyle apartmanın kapısından içeri girdik. Bu kadar kalabalık bekliyor muydu emin olamasam da, annemleri burada yalnız bırakmaya da hiç niyetim yoktu. 2 kat çıktıktan sonra annemin önünde durduğu kapıda hemen arkasına dizildik.

Çok bekletilmeden açılan kapıyla gülümseyen siması belirivermişti. Gözleri sadece annemdeyken "Hoşgeldiniz," dedi büyük bir misafirperverlikle.

Annem "Hoş bulduk," diye yanıtlarken içeri geçti. Bu sırada bakışları önce Feyza'ya, ardından hemen yanındaki Semih'e, en son da en arkada kalan bana değdi. O ana kadar gülen yüzü, beni görmesiyle havalanan kaşları sebebiyle ifade değişikliğine uğramıştı. Sorgular bakışları üzerimde gezinirken neden burda olduğumu düşündüğüne yemin edebilirdim, çünkü tam olarak ben de aynı şeyi düşünüyordum.

Önümdeki çift ceketlerini bırakıp içeri geçtikten sonra hızlı hareketlerle ben de peşlerinden ilerledim. Elimdeki poşeti anımsadığımda geniş holün kapının yanında kalan köşesindeki vestiyerden terlik çıkaran kadına döndüm.

"Bunları nereye bırakabilirim?"

Terlikleri alıp doğrulduktan sonra hızlıca yanıtladı.

"Hemen alacağım."

Adımları annemlerin aşinaymış gibi geçip oturdukları salona çevrilirken holün içinde gözlerimi gezdirdim. Çelik kapının hemen yanında beyaz bir kapı, diğer yanında Selin Hanım'ın az önce terlik çıkardığı beyaz geniş vestiyer duruyordu. Kapının karşısında beyaz kenarlı bir boy aynası, iki yanında da iki beyaz kapı vardı. Birinin salon olduğunu annemlerin oraya yerleşmesinden anlamıştım. Devamı koridor şeklinde olan holün sonunda bir kapı daha, ve boyunca uzanan ve banyo olduklarını tahmin ettiğim iki kapı daha bulunuyordu. Duvarlar kırık beyaz renginde boyanmış, kalan birçok aksesuar yine beyaz renkte seçilmişti.

Elinde kalan son bir terlikle yanıma gelip ayaklarımın ucuna bıraktığında teşekkür edip terliği giydikten sonra poşeti teslim ettim. Ceketimi de vestiyere asıp salonun yanında kalan kapıya yönelirken "Buyrun siz de geçin," diyerek beni de oturmam için salona yöneltmişti.

Feyza'nın yanındaki boşluğa yerleşirken karşılaştığım beyazlara hakim manzara çok da şaşırtmamıştı beni. Beyaz rengi çok seviyor olsa gerek, evin her yanı bembeyazdı. Öyle ki krem rengi kumaş pantolonum ve kahverengi oversize tişörtümle bile çok renkli hissetmiştim. Canlı bir kırmızı sweat giymiş olan Semih'in nasıl hissettiğini hayal bile edemiyordum.

Selin Hanım tekrardan salona geldiğinde masanın etrafından aldığı sandalyelerden birini tam karşımızda olacak şekilde yerleştirip oturdu.

"Tekrardan hoşgeldiniz."

Annem gerginliğin hakim olduğu bu ortamı samimiyetle dolduracak sıcaklıktaki sesiyle konuştu.

"Hoş bulduk, Selin kızım."

Bakışlarını Semih ve bana değdirip "Bu kadar kalabalık gelmeyi ben de beklemiyordum, davetsiz misafirler var biraz, kusurumuza bakma," dedi.

"Estağfurullah, olur mu öyle şey?" Az önceki bakışları hiç öyle demiyor olsa da, annemi hızlıca reddetti.

"Gelinim Feyza, tanıyorsun zaten," Selin Hanım'ın başını sallamasıyla gözlerim büyümüştü. Bunlar ne ara bu oturma işini planlamışlardı ki?

Feyza'nın diğer yanında kalan abimi gösterip "Oğlum Semih," dediğinde başını selam verircesine eğip "Memnun oldum," dedi. Hemen ardından annem beni işaret edip "Oğlum Selim," diyerek son olarak da beni tanıtmıştı.

Yaralarını Ben SarayımHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin