Selam, naber eriklerim? (Bunu demeyi bu kadar özlediğime inanamıyorum)
Karşınızda aklımda olan finallerden içime en sinenle geldim. Evet, bu sefer gerçekten onlara veda ediyoruz. En azından sonbahara kadar çünkü o zaman ikizlerimizin hikayesiyle sizlerle olacağım. Sadece biraz zaman gerekli.
Buraya kadar bana eşlik ettiğiniz için çok teşekkür ederim, iyi ki varsınız♡
O zaman gerçekten son kez iyi okumalar eriklerim....
Özlem...bir özlem hikayesiydi benimki. Bir özlemle başlayan, o özlemin büyüyerek kalbime yerleştiği bir hikayeydi benimkisi. Belki farklıydı belki de değildi bilinmez ancak bugün yaşıyorsam ve hayattaysam özlediğim şeylere borçluydum belki de bunu.
İlk önce anneme karşı duyduğum bir özlem vardı daha sonra çocukluğuma olan bir özlem. Zaman aktı, benden birilerini ya da bir şeyleri almaya devam etti. Babam veda etti mesela...en çok canımı yakanda buydu belki de....sonra ülkemi aldı ve ben onu almasına izin verdim- hoş bundan asla pişmanda olmadım. Arkadaşımın ihanetiyle tanıştım, arkadaşlarımdan uzaklaştım.
Özlem benden aldığını başka şekillerde verdi ancak izleri bende kalmaya hep devam etti.
Annemi gördüm yıllar sonra ve onu özlediğime pişman oldum. Bu seferde hayat onu tamamen dünyadan koparttı ancak yokluğu bende yeni bir yara açmadı. Bu bir ödül müydü yoksa ceza mı asla bilinmezdi ancak bu da özlem hikayesinin bir parçası oldu.
Onun ölümü bana abimi verdi...Pars Yücel bana hayatın bir özür hediyesiydi belki de, yine de nefesim olan biri oldu. Sadece benim değil hayatındaki herkesin. Evet, buna çocuklarım da dahildi.
İkizlerimin iki dayısı vardı. Ege ve Pars bana nefes olan iki adam onların da idolleri olmuştu.
Ve son bir şey daha vardı hayatın hediyelerinden biri olan eşim vardı.
Tanımlayamayacağım kadar hayatım olan biri vardı.
Kolları arasında çocuklarımı izlediğim adamdı bu. Eric Marsis’ti.
Dayıları oynayan ikizlerimi izlerken başımı onun boynuna yasladım. “Karıcım.” diyerek saçlarımla oynayan Eric’e sadece mırıldanarak “Efendim?” dediğimde gülerek başımın üstünü öptü. “Yorgun gözüküyorsun, bebeğim. Uyumak ister misin?” sorusuna başımı olumsuz anlamda sallayarak cevap verdiğim uzatmadan kollarını belime sararak beni kendine olabildiğince yasladı.
Geçen yıl yani ikizler 2 yaşlarına yeni girmişken Elena emekli olarak şirketi bizim yönetimimize bırakmıştı ve bu oldukça yorucuydu. Kendi tasarımlarımla uğraşmaya devam ederken bir yandan da tüm şirketle ilgi her işe koşmak fazlasıyla enerjimi tüketiyordu.
Hayatımın son 5 yılı bende birçok şey almıştı ancak aldığı kadar vermişti de. Artık peşimde koşan kötü hisler yoktu, psikolojik rahatsızlıklar veya yıkık bir kalp yoktu.
Geçmişim yıkık bir köprüydü belki de. Her bastığım yer ölüme ya da yaşama çağırıyordu beni. Ben yaşamın çağrısına kulak vermiştim ve bu hayatımdaki en güzel hediyeydi, seçimdi.
Bir annenin terk edilişiyle başlayan hikayem gerçek bir anne olmamla bitmişti. Oğlumun ilk aşkı, kızımın idolu olmuştum. Daha 3 yaşında olan bebeklerimin vazgeçilmezleri olmuştum ve bunu anlamam için büyümelerine gerek dahi yoktu. Tabi kızının ilk aşkı konusunda Eric’e karşı iki rakibi vardı ancak o bundan çokta şikayetçi değildi.
Eric modelliğine devam ederken, Pars gece hayatı ile şirket arasında yaşamaya devam ediyordu. Ege ise Lucy ile 2 yıl önce evlenmişti ve Lucy şu anda içeride dinleniyordu. Evet, ağır bir hamilelik geçiriyordu. O gezgin kızdan çok güzel bir anne adayı olmuştu. 2 ay sonra aramıza katılacak küçük bir kız çocuğu vardı.
Hayat artık gerçekten güzeldi ve hissedilmeye, yaşamaya değerdi.
“Annem!” diyerek kucağıma atlayan oğlum ile gülümsedim. “Bebeğim?” diyerek karşılık verdiğimde gülmüş yanağımı sulu sulu öpmüştü. Evet bunu kardeşini kıskandırmak için yaptığı fazlasıyla belliydi ancak kardeşi onu umursamayarak babasının yanına yerleştiğinde Pars satıldığını dile getiriyor sitem ediyordu. Ege ise bunu fırsat bilerek Lucy’i kontrol etmeye gitmişti. Pars gerçekten büyümüyordu.
Bu benim özlemle başlayan hikayemin devam edecek mutlu sonuydu.
Bu Lara Ateş Marsis ile Eric Marsis’in bitmeyen mutluluğunun hikayesiydi.
Aslında bu her şeye rağmen birlikte olabilmenin ve bitmeyen kavuşmaların olduğu bir hikayeydi.
Bu bir mesajla başlayan ancak bu cümleyle sonsuzluğa sürüklenen hayatı hikayemdi.
-DEVAM EDECEK MUTLU BİR SON-
31.01.2024
Yorumlarda buluşalım
ŞİMDİ OKUDUĞUN
MISS YOU... /Texting
القصة القصيرة*Kitap Türkçedir Siz: seni özledim 0527**: kimsiniz? . . Seni terk eden annenin hatırladığın numarasına mesaj atarsan ve attığın kişi türk asıllı bir ingiliz model olursa? . üstelik onun aile şirketine çalışmak için başvurmuşken
