Ben geldimmm.
Şu an bölümü son kez okudum ve artık paylaşıyorum umarım beğenirsiniz.
Bölüm sonunda buluşalım eriklerim.
İyi okumalar...
Zaman değeri ancak kaybedilince anlaşılan bir şeydi benim için. Ben kaybedince anlamıştım. Yapamadıklarım vardı mesela ya da özlediklerim. Babamı özlüyordum mesela ya da evlendiğimde onun yanımda olmasını isterdim. Hayat beklenmedikti. Hayır aslında beklenmedik olan hayat değil zamandı. Fark etmiştim, öğrenmiştim.
Bundan tam bir yıl önce babam yanımda yokken giymiştim o gelinliği. O yanımda yoktu ancak bir önceki gece yanımdaydı. Rüyamda düğünümü görmüştüm ve yanımda babam vardı. Bir rüya olmasına rağmen asla unutmamıştım. Hatta rüyayı unutmamam bana değişik geldiği için bunu sürekli olarak yaşayan arkadaşıma Melis’e sormuştum.
Eric bana evlilik teklifi ettikten 1 ay sonra annesinin kendi tasarımlarından oluşan bir defile olmuştu. Melis ile orada tanışmıştık. İkimizin de Türk olması daha da yakınlaşmamızı sağlamıştı. Kendisi çok başarılı bir ressamdı ve onunla saatlerce sıkılmadan konuşabiliyordum. Fazlasıyla enerjik biriydi. Ayrıca yaralıydı da sadece yaralarını gizlemeyi iyi öğrenmişti. O iyi bir arkadaştı.
O gün Eric defile sonrası yaptığı röportajda evleneceğimizi duyurmuştu ve 1 ay sonrada evlenmiştik. Tabi ki Pars ve Ege’nin kıskançlık krizleri bizi çok yormuştu. Pars'a ‘abi’ dediğimde hemen yumuşamış geri çekilmişti ancak Ege ‘babanın yerine de izin vermiyorum sus’ diyerek beni devre dışı bırakmıştı. Eric kesinlikle çıldırmıştı.
Düğünümüzle magazin dünyasını sarsmıştık çünkü Eric’in annesi Ellena ipleri eline alarak fazlasıyla büyük bir düğün yapmıştı. Gelenler arasında Kraliyet ailesinden kişilerde vardı. O gün ki şaşkınlığımı unutamıyordum. Sadece Ünlüler değil birçok devlet adamı, siyasetçi ve bakan katılmıştı. Sayamadığım kadar ülkeden davetli vardı. Yarısıyla tanışamamıştım bile!
1 yıldır hayatımın aşkıyla evliydim. Her günüm onunla geçiyordu ve bu çok güzel bir histi. Belime sarılan kollarla sıçrarken kendime geldim. Hızla arkama döndüğümde Eric ile karşılaştım. “Eric! Beni korkuttun.” beni duymayarak boyuna eğilip bir tane öpücük kondurdu. Bu sıralar ona fazla trip atıyordum ve artık sitemlerime alışmıştı. Beni takmıyordu bile!
“Özür dilerim bebeğim.” diyerek doğruldu. Gözleri tezgahta gezdikten sonra beni buldu. “Ne yapıyorsun?” sabahın 7’sinde akşam yemeği yapıyordum. “kahvaltı hazırlıyorum, Erik Bey.” dedim kıkırdayarak. Bunu dememden nefret ediyordu.
Belimden tutarak beni kaldırıp tezgaha oturdu. “Şunu demeyi asla bırakmayacaksın değil mi?” gülerek onu onayladığımda dudaklarıma küçük bir öpücük bıraktı. Bacaklarımı açtığımda arasına girerek bizi birleştirdiğinde omuzlarına tutundum. Başını omzuma yasladığında iç çektim.
Bu sıralar çok yoruluyordu. Dün Amerika’dan gelmişti ve bugün yine akşama kadar çekimi vardı. Amerika’da geçirdiği 3 günde çok yorulmuştu ve oraya Fransa’dan geçmişti. Neredeyse 10 gündür nefes almadan çalışıyordu. Yaza giriyorduk ve o kaslarını fazlasıyla kameralara gösteriyordu. Kesinlikle kıskanmıyordum(!)
“Bu sıralar çok yoruluyorsun.” diye mırıldandığımda başıyla onaylamakla yetindi. Bir süre sarıldıktan sonra başını kaldırdı. Bir yandan da belimi okşuyordu. “Bu akşam Pars geliyormuş.” diye sitem ettiğinde kahkaha attım. Pars bazen evli olduğumuzu unutup onunla aynı odada kalmamamı istiyordu. Abilerim kesinlikle onu delirtiyordu. “1 yıl oldu ve hala alışamadı.” diyerek onu onayladığımda gözlerimizi birbirine kenetledi.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
MISS YOU... /Texting
القصة القصيرة*Kitap Türkçedir Siz: seni özledim 0527**: kimsiniz? . . Seni terk eden annenin hatırladığın numarasına mesaj atarsan ve attığın kişi türk asıllı bir ingiliz model olursa? . üstelik onun aile şirketine çalışmak için başvurmuşken
