(8) KIRIK DÜŞLER

536 27 14
                                        

"Ne yaptın sen kendine, ne oldu sana? "
Öfkeyle konuştum. "Dokunma bana"

"Senin yüzünden güzel kızım. Bunu hiç unutma. Eğer ki unutursan sana tekrar hatırlatacağım, senin için tekrar döneceğim. "

Nefes nefese uyandım bir anda. Kendime geldikten sonra gözlerimi açtım ve etrafa baktım, bana verilen odadaydım. Ne olmuştu en son? Onun gerçek yüzünü görmüştüm. Poyraz'ın.

Gerçekten iyi olduğuna inanmaya başlamıştım. İçinde bir yerlerde masum bir insanın olduğunu düşünmüş, inanmıştım. Ama öyle değildi. O saf kötüydü, onda iyi hiç bir şey yoktu. Ettiği lafları duydum, yaptıklarını, gözlerinden çıkan ateşi gördüm.

Aşağıdan bağırış sesleri geliyordu. Ondan artık tam anlamıyla korkuyordum fakat buradan çıkmadan da duramazdım.
Kapıyı açtım, merdivenlere doğru yöneldim. Onun sesi geliyordu. Durup dinlemeye başladım. "Lan ben size ne dedim? Hiç kimse içeriye girmeyecek bakın dedim. Ama kafamı bir çeviriyorum karşıma evimde tutsak tuttuğum kız çıkıyor! Ne işe yarıyorsunuz, ben size niye para ödüyorum? Bir daha böyle bir şey yaşanırsa sizi o koruyamadığınız mahzene gömerim. Şimdi siktirin gidin gözüm hiç birinizi görmeyecek! "

Öfkeyle bağırıyor her tarafa alev saçıyordu. Sinirini anladıktan sonra aşağı içmekten vazgeçtim. Arkamı dönüp merdivenlerden çıktığım sırada sesi tekrar yükseldi. "Orada dinlediğini biliyorum buraya gel konuşacağız"  Nereden anlamıştı ki? Üstelik gözükmüyordum bile.

Aşağı doğru indim, salonu girdim. Tekli koltuğa oturmuş, elinde tuttuğu bardağın içindeki viskisini içiyordu. Karşısına oturdum ve o dışında her yere tek tek baktım. "Şimdi seninle konuşacağız ve ben sana ilk ve son kez sahip olduğun hakkı vereceğim. Sadece bu seferlik istediğin soruyu sor cevaplayacağım. Sonra da bu konu kapanacak ve bir daha açılmayacak. Şimdi neyi merak ediyorsan sor"

Umrumda değildi. Kim olduğuyla gram ilgilenmiyordum fakat bulunduğum durum için tek seferlik bu teklifi kullanacaktım. "Kimsin sen? Adın, yaşın, gerçek anlamda ne iş yapıyorsun? " İlk sorularım bunlardı sonra daha sert sorular soracaktım. Bana göre.

"Adım Akgün Poyraz Vural bana Poyraz diye seslenirler kimse kullanmaz Akgün'ü. 27 yaşımdayım. Ticaret yapıyorum." Sakince cevapladı.

"Niye Akgün'ü kullanmıyor kimse? " Bunu gerçekten merak ettiğim için sormuştum. "Ben öyle istiyorum. "
Diğer sorularımı sormak için ağzımı açtım. "Nasıl bu hale gel-" Sözlerim yarıda kalmıştı. "Yeter bu kadar soru cevap. Fazlasını bilmene gerek yok. Şimdi rahatladıysan odana çık dinlen. Uslu bir kız ol. " Asıl soracaklarım; asıl bilmem gereken hiç bir şeyi soramamış,bomboş laflarla vakit kaybetmiştim.

Daha fazla uzatmak istemedim çünkü başım ağrımaya midem bulanmaya başlamıştı. Yukarı çıktım, yatağa oturdum bir süre. Karşımdaki düz duvarı inceledim. Aklımdakilerle baş başa kaldım. Otururken bir anda mide bulantım şiddetini artırdı. Midem ağzıma geliyordu. Banyoya koştum, klozetin önüne çöktüm ve midemdeki her şeyi boşalttım. İşim bittikten sonra kalktım sifonu çektim ağzımı suyla çalkaladıktan sonra odaya girdim.

Yatağa uzandım. Gözlerim dolmaya başlamıştı ama akmalarını engelledim. Ağlamadım. Ağlamaktan nefret ediyordum çünkü. Havanın da kararmasıyla gözlerimi kapattım ve uykuya daldım.

🍁

3 gün olmuştu. 3 gündür kaldığım odadan dışarı çıkmamıştım. Onu da görmemiştim bu biraz daha iyi olmamı sağlıyordu. Kendimle baş başa kalıp düşünme fırsatım olmuştu. Artık bir şeyler yapmaya başlamam lazımdı. Bu iş çok uzamıştı; buna bir son vermeli, bir an önce buradan gitmeliydim. 3 günün sonunda odadan ilk defa çıktım. Saat sabah sekiz buçuğa doğru geliyordu.

MEFTUNHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin