(5) ÇIKMAZ SOKAK

637 23 9
                                        

Kurtulmak için aklınızı seçerseniz doğru yoldasınız demektir. Siz yolunuzda ilerlerken hayat boş durmaz;sizi vazgeçirmeye, kendisini seçmenize ikna etmeye çalışır. Kurtulmaya çalışırken bir yandan da hayatla uğraşırsınız ama siz aklınızı seçmişsiniz değil mi? Merak etmeyin o sizi hayattan da kurtaracak. Sadece pes etmeyin, hayatla inatlaşın çünkü kazanırsanız hayat elindeki tüm güzellikleri size verir, onu yönetirsiniz.
Hayatı yönetmeye başlayınca aldığınız haz ise kazandınız demektir.

  
                                    &

Gözlerimi açtığımda beni ilk getirdikleri odadaydım. En son nerde olduğum aklıma gelince kalbim hızlanmaya, nefesim daralmaya başladı. Kolumda bir serum vardı. Aklıma gelenlerle gözlerim dolmaya başladı. Sakinleşmeliydim ama yapamıyordum. En son seneler önceydi, atlatmıştım. Bugüne kadar.

Odanın kapısı açıldı; içeriye sarışın, renkli gözlü, uzun boylu gerçekten çok güzel bir kadın girmişti. "Merhaba, ben doktorum buraya sizin için geldim. Kendinizi nasıl hissediyorsunuz?" İlgiyle konuşmuştu ve bu beni kötü hissettirmişti. Merakla bana bakan gözlere cevap verdim. "İyiyim teşekkürler, sadece biraz başım ağrıyor." Sözlerimden sonra dudaklarını araladı.
"Başınızın ağrıması normal, bir kriz geçirdiniz. Bu krizin sizdeki travmalardan kaynaklandığını düşünüyorum. Peki daha önce oldu mu,bu ilk mi?"

Ona doğruyu söyleyip söylememe konusunda kararsızdım ama doktor olduğu için ve gerçekten sıcak kanlı yaklaştığı için ona doğruyu söyledim.
"Hayır ilk değil fakat bir önceki yıllar önceydi, atlattığımı sanıyordum. Atlatamamışım" Konuşurken sesim sonlara doğru kısıldı. Kolay değildi bunları konuşmak benim için.
"Anlıyorum, tahmin ettiğim gibi travmalardan kaynaklanan bir atak. Uzun yıllar sonra böyle olması sizi bir şeylerin tetiklediğini gösterir. Biraz daha dikkatli olmalısınız. Ben Poyraz Bey ile konuşup bir kaç psikiyatrist önereceğim, konuşun derim. Tekrardan geçmiş olsun." Dedikten sonra beni odada yalnız bıraktı.

Poyraz Bey demişti. Bu ismi aklıma yazarak düşünmeye başladım. Anladım, zora sokarak olmayacaktı. Başka bir şey bulmalıydım.

Bir kaç dakika sonra odanın kapısı açıldı ve içeriye hizmetli olduğunu düşündüğüm bir kadın girdi. "Poyraz Bey gönderdi, yemenizi söyledi" Elindeki tepsiyi yatağın yanındaki komidine  bıraktı ve çıktı. Yemeği yiyecek değildim. Güvenemezdim. Ayağı kalktım ve bir umut kapıya doğru yöneldim. Kapının kolunu indirdiğimde şaşırtıcı bir şekilde kilitli değildi. Merdivenlere yöneldim ve aşağı inmeye başladım. Bir yandan evi inceliyordum, oldukça büyüktü.

Merdivenlerin sonu salon dolduğunu düşündüğüm yere indi. Salonu geçerek mutfağı aramaya başladım, yemek yemesem de şu içmem lazımdı ve bunu kendim yapacaktım. Mutfağa bulup içeri girdiğimde adımlarım durdu. O oturmuş burada yemek yiyordu. Beni görünce kafasını kaldırıp "Ne istiyorsun?" Diye sordu. Beni bir daha oraya göndermemesi için bu sefer daha sakin konuşacaktım, zaten gücüm de yoktu.
"Burdan gitmek istiyorum, beni bırak"
Söylediğim şeyle hafifçe, dalga geçer gibi gülmüştü. Tekrardan ciddi yüz ifadesine büründüğünde emir veren ses tonuyla konuştu. "Otur." Tavrı her ne kadar sinirlerimi bozsada dediğini yaptım ve masaya oturdum.

Yemeğini bitirdikten sonra konuştu.
"Abin borcunu ödeyene kadar burda kalacaksın." Söylediği şeyle sinirlenmiştim. "Burdan kaçacağım."
İmkansız der gibi gözlerime baktı. "Elinden geleni ardına koyma, burada benim haberim, onayım olmadan nefes dahi alamazsın. O yüzden abin borcunu ödeyene kadar uslu bir kız ol, sorun çıkarma. Bu seninle bu şekilde son konuşmamdı. Başka soru istemiyorum. Şimdi odana çık ve ortalarda dolanma."
Ne demişler tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır. Öküz olsaymış şu hale daha uygun olurdu ama olsun.

Söylediklerinden sonra ayağı kalktı, çıkarken ona seslenip durmasını sağladım. Ona doğru yaklaştım ve yüzünü görebilmek için başımı kaldırdım. Buraya geldiğimden beri ilk defa yüzüne bu kadar yakından bakıyordum.
Bir dakika, ben onu daha önce görmüştüm. Hatırlamaya çalışırken kaşlarımı çatmış bir yandan ona bakıyordum. "Ne var? "

Hatırladım, kaçırılmadan bir gün önce restorana gelenlerin arasındaydı ve dikkatimi çekmişti. İçimden onun ne kadar yakışıklı olduğunu geçirip durmuştum ve şuan bir kez daha anlıyorum ki dış görünüşe aldanmamak lazımmış. İçimden geçirdiğim her şeye pişman olmuştum. "Öyle bakmayı kesip bir şey söyleyecek misin işim var" Sinirli bir şekilde söyledikleriyle kendime geldim. "Sen-" Devam etmedim. Onun beni hatırlayıp hatırlamadığını öğrenmem lazımdı ve o zamana kadar bir şey belli etmeyecektim.

"Madem burda kalıyorum, benim ihtiyacım olan şeyler var onları almam lazım" Aklıma gelen ilk şey buydu üstelik bir umut kaçabilirdim belki.

"Burada seni misafir etmiyoruz, isteklerini kendine sakla odandakilerle yetin ve sana yemek gönderiyorsam onu ye başka bir şey vermem" Dedi ve benim konuşmamı beklemeden çıktı.

Ben de o gittikten sonra kaldığım odaya çıktım ve tekrardan bir plan yapmaya başladım.

                                   🌊

Bölüm sonu. Bölümler  bu şekilde uzayacak gidecek.
Beğendiyseniz ve bir sonraki bölüme geçecekseniz yıldıza bsamayı unutmayın!

İnstagram: wattpadsobera_

MEFTUNHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin