(17) YANLIŞ

296 13 35
                                        

Hepinize tekrardan merhaba Meftun okurları. Son bölümün üzerinden neden bu kadar geciktiğim ile ilgili kısa bir açıklama yapmak istiyorum.

Bu yazın başında babaannemi kaybettim ve bu süreçte başka bir yerde kalmak zorunda kaldım.

Anlayış göstereceğinize eminim...

Son bölümü hatırlayabilmeniz adına son kısımdan minik bir kesit bırakıyorum alta.

Akgün'e gelen telefonla birlikte Muğla'ya gideceklerini öğrenirler. Naz ve Soner'de onlarla birlikte gideceklerdir. Akgün ve Yağmur çıktıkları Muğla yolunda  ettikleri kavga yüzünden ıslanırlar bu yüzden yol üstünde bir otel bulup o gece orada kalmaya karar verirler.

Umarım faydalı olmuştur.

O zaman sizleri 17. bölüme alalım. Yorumlarınızı bekliyorum.

                                   
                                  🌊

     YAZARDAN

Ümit...

İnsanı varlığında yaşatan, yokluğunda öldüren yegane duygudur. Ve asıl gerçeklerden birisi de aslında ümit bir bakıma insanın duyduğu beklentidir.

Herhangi bir şeye karşı ümit edebilirsiniz. Örneğin geleceğinize karşı duyduğunuz ümit bunlardan birisidir. Bu ümit size bir motivasyon kaynağı olabilir. Gösterdiğiniz çaba sonunda ise daha da ümitlenir, beklentiyle dolardınız.

Peki ya sizce beklentili olmak ne kadar iyi bir şey? Örneğin bir insana karşı duyduğunuz beklenti... Beklentilerin karşılanması evet, çok güzel bir şeydir. Ama ya karşılanmazsa? İşte o zaman hissettiğiniz şey pişmanlık ve kalp kırıklığıdır.

Yağmur hayata karşı hep ümitliydi, karşılanacağına inandığı beklentileri vardı. Ama bunların hiç birinin karşılanmaması sonucunda umutsuz, beklentisiz bir insana dönüşmüştü. Bu şekilde kendini, kalbini koruyabileceğini düşünüyordu.

Şimdi ise içinde, farkında olmadan Akgün'ün varlığıyla tekrardan umut doluyordu. Beklentilere giriyordu. Ama bunu kabullenmek istememesi, kendini bastırması çok daha kötüydü.

Çünkü farkına vardığında iş işten geçecekti ve defalarca yüzleştiği şeyle tekrardan yüzleşecekti. Belki hayata biraz daha küsecek, belki çok daha acımasızlaşacaktı... Kendine karşı.

Kontrol edebildiğinizi sandığınız şeylerin kontrolsüzlüğü kimisinin yüzüne tokat gibi çarpar. Ve o tokatın izi hep kalır.

     YAĞMUR

Akgün odadan çıktıktan sonra hızlıca bir duş aldım ve çıkardığım kıyafetleri tekrardan giydim. Altımda bana ait olan ama Akgün'ün aldığı eşofman, üstümde ise onun kazağı vardı fakat oda o kadar soğuk olmadığı için çıkarmıştım. Evden çıkmadan içime giydiğim askılı siyah crop ile duruyordum.

Şimdi ise yatağa uzanmış öylece Akgün'ün bana vermiş olduğu telefonu kurcalıyordum. İçinde yalnızca onun numarası kayıtlıydı ve kendini Akgün diye kaydetmişti. Halbuki bir kaç gün öncesine kadar ona Akgün dediğim için bana kızıyordu. Garipti ama artık onu anlamayı bırakmıştım. Çünkü bu mümkün değildi.

Saat üç buçuğa doğru geliyordu ve benim hiç uykum yoktu. Telefondan da sıkılmıştım. İçinde internet yoktu ve ben hiç bir uygulamayı kullanamıyordum. Yalnızca kameradan bir kaç fotoğraf çekmiştim.

Kapının çalmasıyla yataktan kalktım. Otel ve etrafında gördüğümüz tekinsiz tiplerin aklıma gelmesiyle telefona sarıldım. Her ne kadar ona güvenmediğimi söylesem de tehlikeli olabilecek bir durumda aklıma ilk onu aramak gelmişti.

MEFTUNBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin