(15) YAKIN

271 16 8
                                        

Selam Meftun okurları! Yepyeni bir bölümle karşınızdayım.

Oy va yorum atmayı unutmayın!

İyi okumalar.

🌊

Korku, insana her şeyi yaptırabilecek güçte bir duygudur. Korku, yanında bir çok duyguyu da beraberinde getirir. Mesela endişe; endişe duymak tüm dengelerimizi bozabilir, 'yapmam' dediğiniz şeyleri yapmanıza neden olabilir. Bununla birlikte bazen pişmanlıklar doğar. Stres ise cabası.

Peki ya vücudumuza etkileri? Korku, endişe, stres bunlar vücudumuzdaki dengeli akışı bozan duygulardır. İlk önce olduğunuz yerde bir duraksarsınız. Ne olduğunu kavramak fazla zamanınızı almaz. O kısacık zamanda aklınızdan inanılmaz şeyler geçebilir. Ardından sizi bir kalp çırpıntısı sarar. Kalbiniz, sanki uzunca bir süre koşmuşsunuz gibi delice atmaya başlar. Öyle atar ki sesini duyarsınız. Ardından titreyen el ve bacaklar... Fiziksel dengenizi etkiler. İlk andan sonra yavaş yavaş vücudunuza nüfus; karnınızdaki o garip his, dikkatinizi dağıtmaya yeterli olur.

Hayatınızda en çok korktuğunuz an desem?

Eminim ki bir çoğumuzun aklına farklı farklı bir çok olay geldi.
Peki ya sonrası? İşte asıl olay buradan itibaren başlar.

Korku bir çok bilim insanına göre anlık bir duygu olarak adlandırılır.

Peki ya sizce korku anlık mıdır?

Yıllarca aynı anı, tekrar tekrar kafasında yaşayan bir kişinin korkusu anlık mıdır sizce?

Korku, ana bağlıdır ve bence önemli olan, o anda ne kadar uzun süre kaldığınızdır.

İşte tam şuan o anlardan birindeyim.

Duyduğum ses; ilk başta beni duraklatmış, gerçek olmadığını, olmaması gerektiğinin sinyalleri beynimde yanmaya başlamıştı.
İçimdeki ses fısıldıyordu, işte şimdi bittin.

Naz'ın da benden bir farkı yoktu. Gözleri kocaman olmuş, inanamazcasına bana bakıyordu. Kaçış olmadığını bilerek en sonunda kafamı çevirdim ve ona baktım. Yüzünde her zamanki ifadesizliği mevcuttu fakat bu ifadesizliğin her zaman ki ifadesizlik olmadığının çanları çalıyordu beynimde.

Sesli yutkundum ve öylece hiçbir şey söylemeden ona bakmaya devam ettim. Kafasıyla 'benimle gel' demiş, ardından gitmişti. Mutfağın kapısından ayrıldığı gibi başımı Naz'a çevirdim.

"Ne yapacağım şimdi?" Naz'da ne söyleyeceğini, ne yapacağını bilmiyor gibiydi. Sessizliğinden anlamıştım. Yoksa her duruma bir yorumu ve yapılması gerekeni vardı.

"Yanına giderken duymamıştır diye dua edeceksin. Duyduysa da bilmiyorum. Bir şekilde kurtaracaksın paçanı." Elimizden gelen başka hiç bir şey yoktu. Bu saatten sonra onu hiç bir şekilde kandıramazdım.

Alacağım tepki daha fazla büyümesin diye ayağa kalktım ve mutfak kapısına doğru ilerledim. "Bir şey yapmaya kalkışırsa çığlık at." Naz'ın sesiyle tekrar arkamı dönüp ona baktım. Ne kadar Akgün'ün bana fiziksel bir zarar vermeyeceğini düşünsem de bu sözü beni daha güvende hissettirmişti.

Mutfaktan çıktım ve hızlıca merdivenlere yöneldim. İlk kata çıktığımda çalışma odasının kapısının açık olduğunu ve ışığının yandığını gördüm. Derince bir nefes aldım ve sırtımı daha da dikleştirdim. Kavga edeceksek edecektik. Kaçışı yoktu. Kendimi ezdirmeyecek, korktuğumu belli etmeyecektim.

Kapıyı biraz daha ittim ve içeri girdim. İlk başta Akgün'ü göremedim. Onun varlığını kanıtlayan ise bir anda kapının hızlıca kapanması ve sırtımın kapıya yaslanmasıydı.

MEFTUNHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin