(7) KANLI KİMLİK

533 29 5
                                        

Camdan vuran güneş ışığı rahatsız etmiş, beni uykumdan uyandırmaya yetmişti. Gözlerimi açtıktan sonra hala kendime gelememiştim. Uyumaya devam edecektim. Hareket edip pozisyonumu değiştirmeye çalıştım ama nafile.

Bir dakika ben neden hareket edemiyorum? Başımı aşağı indirdiğimde belime sarılan kolu gördüm. Bir kol belime sarılmıştı. Ve bir şey daha vardı ki ben kendim de farklı bir kola sarılmıştım. Küçüklükten beri böyle bir huyum vardı birisi uyurken yanımdaysa onun koluna sarılır yada elini tutardım.

İyice kendime geldikten sonra burnuma gelen kokunun sahibinin kim olduğunu anladım. O şuan burdaydı ve resmen birbirimize sarılmıştık. Biz birbirimize sarılmış uyuyorduk. İyice idrak ettikten sonra; bir kokunu üstümden çekip, öbür koluna sarılmayı bıraktım ve yataktan hızlıca kalktım. Tam banyoya gireceğim sırada gelen ses beni durdurmaya yetti.
Arkama dönüp baktığımda uyanmış, yatakta oturur pozisyona gelmiş esniyordu. Esneyince iyice ortaya çıkan kaslarına daha fazla bakmadan konuşmaya başladım. "Senin en işin var burda? Ne diye yanımda yatıyorsun? Bir daha sakın bana yaklaşmayı bile akılının ucundan bile geçirme!" Bağırarak konuşmamın üstüne hızlıca yataktan kalktı ve karşımda dikildi. "Dün gece çocuk gibi ağlamasaydın uyur burayada seni susturmaya gelmek zorunda kalmazdım." Dedikleri sinirlerimi iyice bozmaya yetmişti. "Kimse sana hel beni sustur falan demedi ayrıca sana ne ister ağlarım ister başka bir şey yaparım. Çok rahatsıs olduysan bırak beni gideyim." Sonlara doğru içime belki beni bırakır diye küçük bir umut dolmuştu.

Tam bana bir şeyler söylemeye hazırlanıyordu ki telefonun çalması onu susturdu. "Söyle" Telefondaki kişinin söylediklerini dinlerken yavaşça gerilmeye başlamıştı.

Şuanda gözlerinden ateş fışkırıyordu. Kaşları çatılmıştı, göğsü hızla inip kalkıyordu. Daha fazla durmadan odadan çıktı ve gitti. Çıkarken sınırını kapıdan çıkartmak istermişcesine kapıyı öyle sert çarptı ki yerimdem sıçradım. Gitmesi iyi olmuştu çünkü o yokken çok daha rahattım. Hızlıca tuvalete girip rutin işlerimi hallettikten sonra odadan çıktım. Aşağı inip mutfağa girdim. Bana yemek getiren kadındı bu yemek hazırlıyordu.

Bu saatte ne yemeği olduğuna anlam veremeyip duvardaki saate baktım. Saat 13.00 ben bu saate kadar uyumazdım ki.
Kadına bir şey demeyip sürahiye doğru yürüyüp şu doldurum. Mutfaktan çıkıp evin içinde dolaşmaya başladım fakat bundan da sıkılınca bahçeye çıkmaya karar verdim. Kapıyı açıp çıktım ve tam kapının önündeki basamaklara oturdum.

Gökyüzünü izliyordum. Bunu yapmak beni hep rahatlatıyordu. Az sonra güçlü bir fren sesi geldi ve bahçenin önünde durdu. Kafamı indirip girişe bakmaya başladım. O gelmişti ama hala çok öfkeli duruyordu. Arabadan indikten sonra hızlıca beni kapattıkları, bahçedeki ayrı tek karlı yere girdi. Ne olduğunu orada ne yaptıklarını oldukça merak ediyorum.

Ayağı kalktım ve peşinden o yere girdim. Kapıda kimse yoktu o yüzden kimse beni görmemişti. Bu sefer ışıklar açıktı bu yüzden daha rahat hareket ediyordum. Aşağıdan sesler gelmeye başlamıştı. Ne kadar inip inmemekte tereddüt etsemde en sonunda karar verip aşağı inmeye başladım. İndikçe sesler artıyordu.

Merdivenlerden inince kapının önünde durdum, onun bağırış sesleri geliyordu. Öyle gür çıkıyordu ki sesi sanki yer ayaklarımın altından kayacak gibiydi. Kafamı çevirip göreceklerimden korkuyordum. Belkide onun gerçek yüzüyle karşılaşmaktan.

Her ne kadar beni burada zorla tutsa da bana zarar vermemişti, bu yüzden şanslıydım. Ama yinede ona olan öfkemi engellemiyordu. Gelen sesle yerimden sıçradım. "Bana bak, şimdi burada seni tek tek parçalara ayıracağım. Önce o kemiklerini kıracağım sonra vücudundan ayıracağım. Senin cesedinden tek bir parça kalmayacak ulan bu dünyada. Sen öleceksin ama yine rahat edemeyeceksin. O cesedini bırakmayacağım. Vücudundaki her bir deliğe fare yeni koyacağım. Sonra seni atacağım içlerine yiyecekler cesedini. Kalamları yakacağım. Küllerini de evine, sevdiklerine göndereceğim."

MEFTUNHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin