Uzun zaman sonra hepinize yeniden merhaba Meftun okurları.
Umuyorum ki beklentilerinizi karşılayan bir bölüm olmuştur.
Oy ve yorum atmayı lütfen unutmayın.
Bölümle alakalı yorumlarınızı çok merak ediyorum, bol bol yazarsanız sevinirim.
Uzatmadan bölüme geçelim bence
İyi okumalar!
🌊
Yazardan
Herkes sonuca odaklıdır. Kimse senin o sonuca varana dek neler çektiğinle, nelerle savaştığına bakmaz. İşte tam olarak bu yüzden kimse kimseyi gerçekten tanıyamaz.
Anlayamaz.
İnsanlar yaşadıkları olaylar sonucunda bambaşka birisine dönüşebilir ve zaman zaman kendilerini bile tanıyamaz hale gelirler. Çok başarılı bir insanın o başarıyı elde edene kadar neler yaptığı veya ne kadar çabaladığı kimin umurunda?
Kimsenin.
Akgün'de buna maruz kalan o çocuktu. Dışardan bakan herkes ona yalnızca dışarıdan bakmakla kalırdı. Belki Akgün kimseye içini göstermek istemiyordu evet, fakat onun içini görmek isteyen de çıkmamıştı bu zamana kadar.
En yakın ve tek dostu, Soner. ikiside acılarını birbirlerinden gizlerlerdi. Ağızlarını açıpta bir kez bile birbirlerine dert yanmamışlardı. Onlara öğretilen buydu çünkü. Beyinlerine aşılanan onlarca yanlış düşünceden sadece biri.
Onlara her ne kadar kendilerinden başkasına güvenmemeleri gerektiği aşılansada birbirlerine hep güvendiler. Ve sadece birbirlerine güvendiler.
Faris Vurgun işte böyle bir adamdı. Kendi torununa bile acıması olmayan bir adamdan yanına aldığı yetim çocuğa iyi davranmasını bekleyemezdik değil mi?
Akgün ve Soner'i kendisi gibi acımasız, zalim ve lider olarak yetiştirmişti. İleride böyle olacaklar ve onun tahtını devralacaklardı. Fakat unuttuğu bir şey vardı. Bu iki çocuk birbirlerinden aldıkları destekle ,ki bu destek yalnızca birbirlerinin varlıklarından ibaret, kalplerinin bir kısmını korumayı başarmışlardı.
Ama bundan haberleri yoktu.
Yağmur
Naz'ın sinirle bana doğru yürüdüğünü görmek endişemi arttırmıştı. Arabadan indikten sonra hızla üzerime doğru gelmeye başladı. Korktuğun başına geldi.
Aklım Naz'ın benden hesap sormaya geldiğinin yankılarını yapmaya başlamıştı.
"Yürü Yağmur gidiyoruz."
Naz'ın beni kolumdan tutup çekmesiyle dış kapıya doğru yürümeye başlamıştık. Şaşırmıştım. Hiç bir şey söyleyemiyor öylece Naz'ın ardında sürükleniyordum.
Bahçe kapısına gelmiştik fakat çoktan korumalar önüne geçmişti bile. Buradan elimizi kolumuzu sallayarak çıkamazdık.
Kaçarak...şüpheli.
"N'oluyor burada?"
Nerede kaldığını düşündüğüm Akgün sonunda varlığını belli etmişti. Naz, beni kendiyle birlikte arkasına döndürdü ve Akgün'e bakmaya başladık.
"Korumalarına söyle çekilsinler. Burada bir dakikadan fazla durmayacağız."
Naz.
Her zaman gücüne ve özgüvenine hayran olduğum, kardeşim yerime koyduğum o kız. Buradan çıkmamız ya da çıkamamamız önemli değildi. O, kendini hiçe sayarak beni kolumdan tutmuş buradan götürmeye çalışıyordu. Üstelik bunu Akgün'e kafa tutarak yapıyordu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
MEFTUN
Romance"Abim, o parayı hiç bir zaman sana vermeyecek." Bunun o da farkındaydı fakat ısrarla devam ediyordu. "O zaman hep benimlesin." ... Yağmur abisinin ödeyemediği borç yüzünden hiç tanımadığı bir mafyanın eline geçer. Eline düştüğü mafyanın sadist kiş...
