0.6

76 12 84
                                    

Hepinize Merhabaaa! Uzun zamandır bölüm atmıyordum. Ama sonunda o bölüm bu bölüm her sorunuzun cevabı bu bölümde! Sizi bölümle başbaşa bırakıyorum.

Can bonomo - Hikayem bitmedi

Bir kusurum, hatam olduysa affola...


&&&

Bazen bazı şeyleri saklamak zorunda kalırız. Eşyalarımızı, oyuncaklarımızı veya misafir çocuklarından odamızı gibi... Sadece somut şeyleri mi saklardık? Soyut olanı saklayabilir miydi insanoğlu? Duygularını saklayabilir miydi mesela? zor, çok zor. Özellikle sevdiğimiz insanlardan bir şeyler saklamak zor gelir insana...Peki bir insandan kalbimizi saklayabilir miydik? veya şöyle sorayım ne zamana kadar saklayabilirdik? 

SEVİM KIRAN

Gözyaşlarımı durduramıyordum. Her şeyi bilmek insanın canını acıtır mıydı hiç? Benim canım acıyordu işte... Hem de çok acıyordu. Zehra'nın bu halini gördükçe her şeyi anlatmak istiyordum. 'Ulan anlat gitsin ne olacaksa olsun' diyordu kalbim. 'Bu hikayede yanan tek Zehra olsun onu kurtaramadım diğerlerini kurtarayım' diyordu beynim.

Vicdan azabı en büyük ıstıraptı...

4 SENE ÖNCE HAKKARİ

(Hülyaların evinden bir kesit)

Tim görevden dönmüş Beraber eğleniyorlardı. İzzet'te Ahu ile beraber gelmiş eğlenceye ortak olmuşlardı. İçi içini yiyordu Hülya'nın. Bakamıyordu Ali'nin yüzüne... utanıyordu, çok utanıyordu. Elinde geçmişe gitmek olsa o güne gider böyle bir hataya düşmezdi.

Sevim'de ise durumlar farklıydı. Çok mutluydu sevdiği bütün kişiler bir arada idi. Bir kişi hariç. Biricik arkadaşı Zehra, ani bir kararla İstanbul'a gitmişti.

Anlayamıyordu Sevim, Zehra'nın hareketlerini... Ayaz ile  ayrılıklarını, İstanbul'a gitmesini, kısa bir mesajla kızlara veda ettiğini ve bir daha Hakkari'ye dönmeyeceğine karşı yemin ettiğini.

Zehra'yı düşündükçe kalbinde bir burukluk oluyordu. Eve dönünce saat kaç olursa olsun Zehra'yı arayacaktı. Aklındaki sorulara cevap vermeyecek kız değildi Zehra. Şuanlık bu düşünceleri es geçecekti. Anın tadını çıkaracaktı.

"Oğlum senin iş ne oldu lan?"

Dedi Ali.

"Hangi iş abi?"

Diyerek salağa yattı Selim. Mustafa, Selimin ensesine bir tane geçirdi.

"Hangi iş olacak oğlum seninki yok mu seninki...ismi neydi lan?"

"Şebnem mi abi?"

"Ooo...paşam nereden anladın sen lan? Sendeki zeka Elon Muş'ta yok"

Gülerek konuya katıldı Ayaz.

"Abi o Elon musk, ne muşu?"

Mustafa hayli bozulmuştu bu duruma. Tartışma çıkacağını bile bile alttan alttan laf soktu.

"Bana ne oğlum elin gevurundan, bana Atalarım yeter. Arada sende dön geçmişine bak gavurlara değil!"

Ayaz'a bu kelimeler tanıdık gelmişti. Zehra da aynı düşüncedeydi. İlk Ataları sonra yabancı kişilerdi.

Onun Zehrası onu aldatmazdı.

Onun zehrası farklıydı.

İçinden geçirmiyor değildi Ayaz. Zehra onu İzzet ile aldatmasaydı şuan ilişkilerini Ailelere söylerlermiydi?

MANOLYAHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin