Jungkook son kez, kalbinin en derininde taşıdığı aşkın sahibine baktı. Gözleri Taehyung'un gözlerinde kaybolurken dudakları titredi, sesi boğazında düğümlendi.
Jk: "Söz veriyorum Taehyung... Ne olursa olsun, 16 yıl sonra senin için geri döneceğim. Y...
Karanlığın efendisi, Yiling’in reisi, şeytanların ustası… Jungkook, her zaman doğru bildiği şeylerin başkaları için yanlış olduğunu biliyordu. Bir zamanlar Taehyung’a verdiği o kutsal sözü hatırladı: “Adalet içinde, doğru yoldan şaşmadan yaşayacağıma söz veriyorum.” Ama şimdi… bu sözün ağırlığı altında eziliyordu. Herkes bir zamanlar korkarak Wen Eunwoo’yu andığı gibi, şimdi onun adını korku ve hayranlıkla anıyordu. Ama Jungkook, kalbinde ve bedeninde taşıdığı yaralarla, savaşın ortasında uçurumun kenarına kadar gelmişti. Durdu. Arkasına baktı; herkes acı içinde savaşıyordu. Ama o… artık savaşamayacak kadar yorgundu.
Ayağını boşluğa doğru uzattı. Bir adım. Bir düşüş. Yüzünde acı dolu, sahte bir gülümseme. Tam o anda, savaşın ortasında Taehyung, sevdiği adamı kurtarmak için var gücüyle koştu. Elini yakaladı. Jungkook, hâlâ yarı boşlukta asılıyken, Taehyung’a baktı; gözleri ağrıyla doluydu ama elini bırakmıyordu.
Jk: Taehyung…
Kolunun kesik ve kırık izleri, kanı eline bulaşmıştı. Acı her nefeste derinden hissediliyordu ama Taehyung’un elleri, onun için her acıyı anlamsız kılıyordu.
Jk: Artık cezamı çekme zamanı…
Th: Hayır! Senin suçun değildi!
Jungkook, gözlerinden süzülen yaşları umursamadan, acı ve hüzün dolu bir gülümsemeyle konuştu:
Jk: Gitmem lazım… Bırak beni, Taehyung… bunu hak ettim.
Th: Hayır, asla bırakmam seni!
Jk: Hep sen inatçıydın… Ama bu sefer sıra bende.
Th: Jungkook… her şeyi düzeltebiliriz…
Jk: Hayır… Kendime ve sana ettiğim yemini yerine getiremedim… Karanlık beni ele geçirdi… Sen haklıydın…
Taehyung ilk defa gözyaşlarını tutamadı. Annesini kaybettiğinden beri ilk defa biri için ağlıyordu. Her damla, yüreğini parçalıyordu.
Th: Daha önce söyleyemedim… Ama ben… ben seni seviyorum…
Ama o sırada Hoseok kılıcını çekti:
Hs: Artık geberme zamanı, JEON JUNGKOOK!
Kılıç Taehyung’un koluna doğru saplanırken, Jungkook hızla Taehyung’un elini bırakıp çekildi. Taehyung acıyla inlerken, Jungkook boşluğa doğru düşmeye başladı. Uçurumun kenarında, hıçkırarak ağlayan Taehyung’a bakıyordu.
Jk: Ben de… ben de seni seviyorum, Taehyung…
Ve düşüş tamamlandı. Sert bir çarpma… Kemikler kırılmış, beden paramparça olmuştu. Jungkook çoktan bu dünyadan ayrılmıştı.
Uçurumun başında Taehyung, kalbini elleriyle tutarak ağlıyordu. Acı… tarif edilemez bir boşluk… İlk defa birine bu kadar aşık olmuş, ama onu kaybetmişti. Gün doğmuştu artık. Savaş bitmişti, klanlar ağır kayıplar vermişti. Herkes kendi yoluna dönmüştü. Taehyung hariç. O, uçurumun başında güneş doğana kadar beklemişti. Belki bir umut… belki Jungkook geri döner diye. Ama hayır… geri dönmedi.
Th: Seni seviyorum, Jungkook…
Ve sessizlik… yalnızlık… boşluk… her zaman olduğu gibi, yanlızdı
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
İLK BÖLÜMDÜR.
SONRAKİ BÖLÜMLERDE OLAYLARI ANLAYACAKSINIZ.
PARODİ BİR FİCDİR SİZLER İÇİN TAEKOOK VERSİYONUNU YAZDIM FİC DEĞİLDİ BİR DRAMAYDI.