'Cehenneme girince
herkes dua etmeye başlar."
"Dalga mı geçiyorsun Ryujin? Ne demek kaçırılmış?!" Sinirle bağırırken bir yandan da hızla evinden ayrılarak arabasına ilerledi. Birçok ceza yediğine emin bir şekilde hastaneye vardığında çoktan polis ekiplerinin de geldiğini gördü.
İleride Ryujin ile konuşan Chan'ı görünce hızla oraya ilerledi. "Personel nasıl o kadar dikkat çekmeden hastayı çıkartıyor peki?"
"Bilmiyorum, ben hastaları sırayla kontrol ederken diğer hemşire bir konuda yardım istedi. Ona bakıp Hyunjin'e gidecekken odada olmadığını fark ettim, kameralardan gördüm zaten."
Onları dinlemeyi bırakarak hızla kamera odasına ilerledi. Kapıdaki polisler direkt girmesini engelleyecekken kimliğini göstererek içeri girdi. İçeride olan ve kameraları inceleyen polislerle beraber o da kameraları izlemeye başladı. Gözleri kenardan saate giderken nöbet değiştirme saatine geldiğini görünce küfür etmeden duramadı.
Kaydın bitimi ile Chan'ın yanına ulaştı direkt. "Kaçıran kişiyi biliyorum ben."
"Ne demek biliyorum?"
İç çekti. "Hyunjin'in takıntılı bir manyağı var, hastaneye yatmasını sağlayan kişi. Nasıl oldu bilmiyorum ama bir şekilde hastaneye sızıyor, dün onun odasına personel forması ile girmiş."
Hyunjin'in ona anlattığı her şeyi hem Chan'a hem de diğer polislere anlatmıştı. Hyunjin'den öğrendiği kadar olan Seo-jun'un bilgilerini de verdikten sonra korkuyla beklemeye devam ediyordu.
Elinden bir şey gelmemesi iyice sinirini bozarken çekinerek yanına gelen Ryujin'i fark etti. "Ben özür dilerim, dikkatsizliğim onun kaçırılmasına sebep oldu."
Onun suçunun olmadığını biliyordu. Neredeyse ağlamak üzere olduğunu görünce hızla sarılarak sakinleştirmeye çalıştı, her ne kadar oldukça güçlü bir karakter yansıtsa bile içinde küçük bir kız çocuğu olduğunu biliyordu Minho.
"Senin suçun yok ki, sadece çok iyi plan yapılmış ve bu da bunun sebebiyeti. Kendini suçlama, biliyorsun Chan onu bulmadan gelmeyecek."
İkisi de birbirini sakinleştirirken Hyunjin için çok da sakin bir ortam yoktu. "Gördün mü Minik Fare? Sana seni yanıma alacağımı söylemiştim, her gece yanıbaşına gelip eskisi gibi olamamak beni çok kırıyordu."
Sandalyeye bağladığı Hyunjin'in etrafında bir tur dönmüş ve tekrar önünde eğilmişti. "İlk zamanlar seni bulmak beni çok zorladı, sonra düşündüm ve dedim ki annesi yeterli. Biliyorsun, annen bana senden çok güvendiği için hemen yerini söyledi. İlk iki hastane değişikliğinde yanında olmasam da, sonuncularda her akşam yanındaydım."
Elini Hyunjin'in saçlarına uzatmaya çalıştığında hızla kendini geri çekmeye çalıştı Hyunjin. "Beni çok kırıyorsun ama Hyunjin. Her neyse bu kaba davranışının cezasını sonra vereceğim, devam etmem gereken bir konuşmam var. Sen uyurken yanında olmak çok güzel olsa bile o lanet doktorun sürekli senin odanda olması sinirimi bozuyordu. Sonra merakıma yenik düştüm ve odana bir kamera koydum, artık seni sürekli izleyebiliyordum."
Yavaşça eğildiği yerden kalkarak önündeki bedenin saçlarını kavradı. "Daha benim sahip olmadığım dudaklara sahip oldu, bu beni çok sinirlendirdi Hyunjin."
Ağzını bağladığı için sadece boğuk sesler çıkarabiliyordu Hyunjin. "Yaptığın hataların cezası olmalı öyle değil mi? Tıpkı eskiden olduğu gibi."
Saçlarını serbest bırakarak odadan bir süreliğine dışarı çıkmıştı Seo-jun. Etrafa kendine yardımı dokunacak bir şey bulamabilmek adına göz gezdirdiğinde bir şey görememesi ile derin bir nefes aldı.
Seo-jun'un karşısında ağlayarak güçsüz görünmek istemedi eski Hyunjin gibi. Minho'nun onu bulacağını biliyordu, yani buna inanmak istiyordu.
Kapı sertçe açmış ve büyük bir çanta ile gelmişti. "Sana çok iyi davranmayı planlıyordum aslında ama o lanet doktorla olan samimiyetin sinirimi bozuyor. Ben hariç kimsenin sana dokunmayacağını bilmen gerekiyordu, o aptal adam sana yaklaştığında uzaklaştırman gerekiyordu."
Hyunjin'in ağzındaki bez parçasını çözdükten sonra bir süre dudaklarını inceledi. "Artık sen benim yanımda olduğuna göre o adamı bitirebilirim."
Kaşlarını çattı. "Nasıl bitireceksin ki?"
Yüzüne gelen saçlarını geriye doğru ittirirken güldü Seo-jun. "Bunu bilmene gerek yok, bitireceğimi bilmen yeterli."
"Bunu yapamazsın, senin sorunun benimle. Onu bu işe karıştırma."
Sinirle bir nefes çekti Seo-jun yine. "Ne o yoksa aptal doktoru mu seviyorsun?"
Sessiz kaldı Hyunjin. "O sana yaklaşmaya başladığı andan beri bu işin içindeydi zaten Minik Fare. Şimdi de benim olana dokunmanın cezasını çekecek."
"Ben hiçbir zaman senin olmadım, kafanda kuruyorsun." Bunu demesi ile hiddetle saçlarını kavradı Hyunjin'in.
Hissettiği acıyla ufak bir tıslama bıraktı Hyunjin. "İlk andan beri her zaman benimdin sen, başkası sana temas etti diye bu değişmeyecek Hyunjin. Hâlâ vücudunda benim izlerimi taşırken böyle konuşmanın kimseye faydası yok, o yüzden canını daha fazla yakmamı istemiyorsan sesini kes ve otur. Şimdilik dışarıda o lanet herif hakkında bir şeyler yapacağım, sende dinlenip akşam için kendini hazırlasan iyi edersin Minik Fare."
Lafını bitirir bitimez şiddetle kapıyı çarparak çıktı. Odada kendine yardımı dokunacak bir şey arasa da nafileydi, sandalyeye bağlı olması onun için büyük bir dezavantajdı.
O kendisi için bir çözüm ararken hastanede işler hâlâ karışıktı. Chan araştırma için Jeongin'e haber vermişti, işinde başarılı bir savcı olan Jeongin hastaneye gelmiş Chan ile incelemelere devam ediyordu.
Elinden bir şey gelmeyen Minho ise içini hüzünle doldurmak dışında bir şey yapamıyordu. Kendini dizginlemek için genelde Hyunjin ile zaman geçirirken onun olmayışı ile çökmüştü bir günde resmen.
Adımları onu Hyunjin'in odasına ilerletirken odaya girer girmez onun kokusu ile derin bir nefes aldı. O Hyunjin olmadan yapamayacağını anlamışken eline yavaşça yastığını alarak kendini kokuya bırakırken ikinci yastığın altındaki kağıt parçası ile dikkati oraya kaydı direkt.
Sol elini uzatarak aldığı katlanmış kağıdı açarak içine baktı. Bu karakalem ile çizilmiş erkekti, sonra o cümleler zihninde yankılandı. "O herif bizim hastanede mi çalışıyor?"
Ellerinden gözünü ayırmadan konuştu Hyunjin. "Bilmiyorum, yanıma geldiğinde karta bakmadım ama üstünde forma vardı."
"Hastaneye dönünce bana onun detaylı resmini çizer misin? Onu bulmamı kolaylaştırman adına." Hyunjin onu onayladığında derin bir nefes verdi Minho."
Hyunjin her zamanki gibi onun dediğini yapmış ve oldukça detaylı bir şekilde yüzünü çizmişti. "Kavuşmamıza az kaldı, bu sefer seni ona vermeyeceğim bal çocuk."
•••
Kaçırılma sahnesi yazmak beklediğimden daha zor çıktığı için uzun sürdü yazmam. Ayrıca dün yanlışlıkla telefonu temizlerken wattpad'i sildim, uygulama kaldırıldığı için de geri indiremedim. Mecburen beta'dan devam ediyorum :')
♡
ŞİMDİ OKUDUĞUN
my demons, hyunho ✓
Fanfiction"Zaten bir savaşta değil miyiz doktor? Yaşam savaşı gibi." elindeki kağıdı parçalamaya devam ederken konuştu. "Buna hangi gözden baktığın önemli; sana göre bir savaş gibi gözükse de, çoğu kişi bunlar için hayatın ufak acıları der."
