-Bölüm 32-
Kapı çalınca Ekin olduğunu anlamıştım çünkü onun hediye bırakıp toz olma saatiydi. Hâlâ nasıl yapmış olduğunu çözemesem de bir gün apartmana kamera takıp öğreneceğim.
Kapıyı açıp yere bakınca ayakkabı görmemle şaşırdım ve bakışlarımı biraz yukarı çevirdim. Ekin diz üstüne çökmüş elinde yüzükle kapımdaydı. "Hediyeyi bırakıp kaçman gerekmiyor muydu?"
"Bu sefer farklı." elinde yine cartier yüzük vardı. İlk aldığından farklı olarak bu elmas bir yüzüktü.
"Tabii yine başladığımız yerdeyiz ama bu sefer karşındayım. Sana senin kadar zarif bir yüzük bulmam imkansız, Melin. O yüzden en yakın olanı vermeye çalıştım. Bu yüzük sana çok anlam ifade etmeyecek ama öyle hissedermişçesine takmanı istiyorum. Melin, benimle yalandan evleniyormuş gibi yapar mısın?"
Gülümsemeyle, "Evet," dediğimde yerden kalktı ve parmağıma yüzüğü takıp bana sarıldı. "Artık gerçekten nişanlı sayılırız." dedi.
"Gerçekten gerçekten nişanlı sayılmayız ama sayılırız da." dediğimde dediğim şey benim için anlam ifade etmişti ama Ekin'in yüz ifadesinden bir şey anlamış gibi görünmüyordu ve yavaşça kafa sallıyordu. "Anlamadın değil mi?"
"Hayır ama anlatırsın anlayacağıma eminim."
Nasıl anlatsam ki diye düşünürken aklıma hiçbir şey gelmiyordu. "Yani aslında bizim aramızda nişanlılık yok çünkü aramızda bir şey yok ama yüzük sayesinde insanların gözünde nişanlı sayılıyoruz bu da bizi nişanlı yapıyor." diyerek açıklayabildim en fazla.
"Daha iyi anladım en azından." dedi. Fransızca ifade etsem daha iyi anlarmış gibi hissettim.
"Sizin öyle saçma sapan nişan kutlamalarınız yok değil mi?" Ekin bana masum masum bakmaya başlamıştı. "Yok değil mi, Ekin?"
"Seni mi kıracağım, yok."
"İyi," dedim ve elimdeki yüzüğe bakmaya devam ettim.
"Yüzüğü benden daha çok seviyormuşsun hissiyatına kapılıyorum artık. Benimle konuş biraz."
"Yüzüğü de kıskanmazsın, Ekin."
"Hayran hayran bakarsan tabii kıskanırım."
Kış, Ekin'in yanına gelip sürtünmeye başlayınca Ekin Kış'ı kucağına alıp sevmeye başladı. İkisine gülümsediğimde fark etmiştim ki biz evli çocuklu bir aile olmuştuk! Evli ve çocuklu!!!
"Ne oldu?" diye sorunca Ekin, "Bir şey yok." dedim.
Ekin, susmayan telefonunu en sonunda cevapladı ve konuşmaya başladı.
O sırada ben de Eylül'e mesaj atmalıydım hemen.
Siz:
Eylül: ŞAKA YAPIYORSUN
Eylül: Çok romantik!!
Siz: Taşın büyüklüğü göz kamaştırıyor ama değil mi
Eylül: Ben de Çağlar gerizekalısıyla uğraşayayım...
Siz: Benim yüzükte kalıcı değil zaten gidecek birkaç haftaya
"Melin, benim gitmem lazım. İşten çağırıyorlar acil."
"Pekala, yolculayayım o zaman seni." dedim ve telefonu bırakıp kapıya ilerledim. Ayakkabılarını giyince doğruldu ve "Melin, seni seviyorum. O yüzden seninle bu şeyi gerçeğe taşımak istiyorum. Şu an senin benimle aynı şeyleri hissetmediğini biliyorum ama bir gün hissedersen eğer bana bir adım at. Adım at ki anlayayım, söz veriyorum ben sana o bir adımı telafi ederim." dedi. Yanağımdan öpüp uçarcasına merdivenlerden inip gitti.
Kapıyı kapatıp içeri geçince telefonumu elime geri aldım ve Eylül'den gelen mesajları okudum.
Eylül: Beni üzmemek için deme öyle şeyler
Eylül: O yüzüğün senin parmağından çıkması için artık senin çok kötü bir şey yapman lazım anca yani
Siz: Ekin'le aramızdaki şey gerçek değil Eylül
Siz: Davet sonrasında evlenmeyeceğiz
Eylül: Ekin aynı şeyi düşünmüyor orası belli
Eylül: Adam sana anneannesinin yüzüğünü vermiş.
Siz: Nasıl??
Siz: Bana söylemedi.
Eylül: Büyük ihtimalle korkacağını falan düşünmüştür
Siz: Neyden tam olarak?
Eylül: Onunla ilişki kurmaktan
Siz: Ben tek gecelik ilişkisi olan erkeklere mi dönüştüm!!!
Eylül: Olma yolundasın ama henüz değil önce erkek lazım o eylem için.
Siz: Az moral verir insan
Siz: Ayrıca babaanneden gelen bir yüzük olmaz mı o genellikle?
Eylül: Babası zengin olsaydı evet olabilirdi
Siz: Daha ne kadar zengin olmaları lazım
Eylül: Ekin'in babası orta durumlu bir aileden geliyor. Bir tek annesi zengindi Ekin'in. Annesi uzun bir süre boyunca çalıştı şirkette ama akıl sağlığı kötüye gidince bırakmak zorunda kaldı. O yüzden kendini bahçe işlerine sardı.
Siz: Bunların hiçbirini bilmiyordum
Eylül: Annesi bırakınca da babası yönetmeye başladı şimdi babası hasta olduğu için sıra Ekin'de
Siz: Neden her şeyi senden öğreniyorum ki bana anlatmadı bunların hiçbirini.
Eylül: Anlatması kolay şeyler sayılmaz bir de bir anda bahsetse garip de kaçabilirdi.
Siz: Anlaşılan nişanlım olmayan nişanlımla yapacak birkaç konuşamız var.
-Bölüm Sonu-
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Davet |Texting|
ChickLitMelin; Kaç kez diyeceğim seninle davete gelmeyeceğim diye, hediye yollayıp durma! Ekin Soner; Kabul edene kadar yollayacağım. Melin; Desene o zaman paran bitecek. Ekin Soner; Bitmez.