HAİN

611 12 0
                                        


"Dedim sana, geri almak saniyemi almaz diye, sen sözleşmeyi incelerken ben de o işi hallettim.İstersen soğuk su söyleyeyim, iyi gelir,"

dediği cümleyle sinirini bozarak, istemeden bu sefer sen bıçakla oynamaya başladın. Kalkıp elindeki bıçağı boynuna dayadın; yüzünü göremesen de artık gülmediğini biliyorsun. Boğazındaki bıçağı biraz daha bastırırken Ahmet, seni engellemeye çalışıyordu ama başarılı olamıyordu.

Ellerini kaldırarak konuştu: "Yalvarırım, bırak bıçağı." Sesindeki tını seni fazlasıyla memnun etti. Daha çok canını yakmak için bıçakla yanağına bir çizik attın, kanlar akıyordu. Ahmet acıdan kıvranırken sen kahkaha atıyordun.

"Aslında çok komik değildi,"
Karşımda konuşan adama, sonra oturduğum yere baktım; yüzüne tekrar baktığımda hiçbir çizik veya kan yoktu.

Hayal kurdun, gerçekten böyle bir şey yapamazsın, hem de onun mekanında.

Keşke bitmeseydi.

Her güzel şeyin bir bitişi vardır.

Gözümün önünde parmak şıklatıldığında, kendi kendime konuşmayı bırakıp az önce bana yalvaran adama baktım; hayal de olsa güzeldi.

"O oynadığın bıçakla bana bir şey yapmayı düşünmedin, değil mi?" Bu kadar çabuk anlamasını beklemeden, "Belki şimdi değil ama ansızın başka bir yerde belki olabilir," dedim.

"Her zaman beklerim."

"Azrail'ini bekleyeni de ilk defa görüyorum,"

Ağzının içinde bir şeyler mırıldandıktan sonra, "Seni eve bıraksınlar," dedi ve kapıda duran adama işaret verdikten sonra benimle birlikte kalktı.

Montumu giymeme yardimci olurken arkadan beni ürperten sesini duydum
"Bugünü unutmadım, elbet hesabını sorarım."

&&&&

Beş gün kafa dinlemek için izin almıştım ama Parslı, bu süre boyunca sürekli bellek konusunda beni rahatsız etti. Ben de dayanamayarak Sadık'tan Ahmet'in belleği yok ettiğini söylemesini ve onu ikna etmesini istedim. Bügün itibarıyla beni bir daha aramadı.

Parslı meselesini de bitirdim derken denizin ısrarla aramalarına cevap vermek zorunda kaldım.

"Sevde Hanım, hemen buraya gelmeniz gerekiyor " Endişeli sesi bir şeylerin ters gittiğini söylüyordu.

"Üzgünüm, tatil gününüzde sizi rahatsız etmek istemezdim ama mimarlar istifalarini verince ne yapacağımı bilemedim."

"Neredeler şimdi?"

"Zorla ikna ettim, sizinle konuşmaları için toplantı odasındalar, buyurun."

Gerçekten herkes toplanmış ve beni bekliyordu.

"Evet arkadaşlar, sorun nedir tam olarak?"

"Şirketin batmak üzere olduğunu neden bize söylemediniz?"

"Nereden çıktı bu? Yok öyle bir şey."

"Öyle konuşulmuyor ama..." Sarışın kadının sözünü keserek elimi kaldırdım.

"Kimin ne söylediği umrunuzda olmasın, ben size öyle bir şey yok diyorum."

"Ama Sevde Hanım..."

"Bakın Haluk Bey, şirketimiz batmak üzereydi, evet ama düze çıktık... Ama yok, siz başka bir şey yüzünden şirketten gitmek istiyorsanız," hepsinin yüzü bana sabitken bir anda başka tarafa döndüler. "Size sözleşmelerinizi hatırlatmak isterim, istifa ettiğiniz takdirde tazminat ödemek zorunda kalırsınız."

SOYKAN +18Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin