canim cok sikkin kizlar kafa dagitalim diye bolum atiyorum😕😕😕😞😞
(sakin bir armye 13 agustos gunu neler yasandigini sormayin💔💔
iyi okumalar😓🩷
+
İlk defa birinden hoşlandığımı fark ettiğimde ortaokuldaydım sanırım. Hâlâ küçüktüm ve düşüncelerim de hislerim kadar toydu sanırsam. Hiç aşık olmadım ben kimseye. Aşık olmaktan korktum bir de tabi. Birine çok değer vermekten değil, o kişiye verdiğim değeri en değerlilerime anlatamamaktan. Neden böyle düşündüğümü bilmiyorum. Neden bunca zaman sanki bizimkilerin beni herhangi bir konuda bile dışlamayacak olduğunu fark etmemişim gibi onlara, kızlardan romantik ve cinsel olarak hoşlanmadığımı anlatmadığımı da bilmiyorum. Sanırım onların beni nasıl kabul edeceğine dair o kadar kafa yormuştum ki kendimi kabul etmeyi unutmuştum.
Ortaokulda hoşlandığım o çocuktan gerçekten hoşlandığımı ve bunun romantik bir his olduğunu fark ettiğim o geceyi asla unutmazdım mesela. Ağlamıştım. Bir erkekten hoşlandığımın bilincine kafa yorarken bunu Jungkook'a söylersem benimle alakalı ne düşüneceğine dair kafa yorup streslendikten sonra ağlamaya başladığımı hatırlıyordum. Romantik duyguların karmaşasına cinsel dürtülerim de eklenmeye başladığında hiçbir şey basit değildi artık. Birkaç sene sonra ilk cinsel birlikteliğimi, çok acemi bir şekilde de olsa, benden iki yaş büyük bir oğlanla yaşadığımda ve gecesinde sigaraya başladığımda bunun bir dönüşü olmadığını biliyordum. Bazılarının yaşarken sevilip sayıldığı romantizmi ve cinselliği ben yaşadığımda hiçbir şey o kadar da normal gözükmüyordu insanların gözünde.
Oğlanın birine aşık olmaktan ilk o gece korkmuştum.
İnsanların ömürlerinin sonuna kadar beraber kalabilecekleri eşlerini seçmeleri gibi bir lükse sahip değildim ben. Bu benim için basit bir şey değildi ama karakteristik olarak bu duygumu çok ön planda yaşamadım sanırsam. Yine hoşlantılarım oldu, az oğlan öpmedim ve az oğlan tarafından öpülmedim. Kimseye bahsetmeden hoşlantılarımı da birlikteliklerimi de kendi içimde yaşadım. Birine aşık olmaktan ve bu kişiyle bir ömür geçirme isteğimi bastıramamaktan çok korktum ama bunu nedense hep geriye ittim. Hayatımı rahat yaşadım sanırsam. Aşık olmadan bunca zaman geçirmek kolay olmuştu ama birine aşık olursam ve bu kişiye aşık olduğumu en yakın arkadaşlarıma anlatamazsam diye içten içe çok korktum.
Birbirlerine hoşlandıkları erkeklerden bahsedip tüm konuşmalarının ve çıkmalarının detaylarını anlatan kızlara özendiğim her gün, hoşlandığım erkekleri Jungkook'a hiçbir zaman anlatamayacak olmanın acısıyla ciğerlerim çıkana kadar ağladım ben.
Bir gün aşık olursam ve o kişiyle bir ömür geçirmek isteyecek olursam bunu bizimkilere nasıl açacağımın sorusu benim daha çok dert edindiğim bir durumdu sanırım. Bunun, bizimkilerin beni görmesiyle değil, bir oğlanla her öpüşmemden, her dokunuşumdan ve her gülüşümden sonra kendimi ne kadar suçlu hissettiğimle alakalı olduğunu anlamamsa Jungkook'un dudaklarına dudaklarımın kapanma hızını aldı sanki.
Elleri titreyerek beni tuttuğunda ve ellerim onun ensesini kavradığında hayatımda hiç bu kadar "erkek" hissetmediğimi fark ettim belki de. Tüm bedeninin titrediğini hissederken onu öpmeye devam etmemin ihtiyacı vuruyordu bedenine. Kulaklarımda çanlar çalıyordu. Bir kilise, bir sinagog, bir cami beni ibadete çağırırken hayatımda edebileceğim en güzel ibadetin, alt dudağımı diliyle aralayarak ağzımı ona açmamı sağlayan Jeon Jungkook'u öpme eylemim olduğunu fark ettim. Kulaklarım sağır oldu, aynalar kırıldı, gökten taşlar yağdı üstümüze. Hissettiğim tek şey kazağımı tek eliyle yukarı sıyırırken kavradığı kalçamdan beni hafiften yukarı kaldırıp yaslandığım masaya tam olarak oturmamı sağlayan Jeon Jungkook'un, tüm bunları yaparken göğsüme yaslı göğsünün içinde çırpınan kalbi oldu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
no way!
FanfictionEvinde verdiği partide kör kütük sarhoşken kör kütük sarhoş biriyle sevişen Kim Taehyung, bu kişinin en yakın arkadaşı Jeon Jungkook olduğunu bilmiyordu. for @methesa düz yazı&text. slow burn ftl. taekook ağırlıklı bangtan.
