Lidya'nın Ağzından:
Tapınağın o rutubetli, leş kokulu dehlizinde zaman durmuş gibiydi. Sunduğum o akılalmaz teklifin, yani en büyük düşmanı kâfir cinlerin padişahı Mihrez El-Ahmer'in o asırlık tahtını ve canını ona vaat etmemin yarattığı o muazzam şok dalgasıyla, Sultan Teykel'in o devasa iki keçi boynuzlu gölgesi havada çakılı kalmıştı. O sapsarı, sinsi gözlerindeki hayvani öfke, yerini saniyeler içinde Marid ırkını yutacak cinsten karanlık, stratejik bir iştaha bırakmıştı. Mavi büyü ateşi sinsice harlanırken, o boğuk sesiyle beynimin kıvrımlarına doğru hırıldadı:
מכרז אל-אחמר הוא מלך חזק, איך ילדה פאני כמוך תפיל אותו? (Mihrez El-Ahmer yedi kat yerin altındaki en gaddar hükümdardır fani kız! Senin gibi toy bir ölümlü, o binlerce kâfir ordusuna hükmeden padişahı o tahtından nasıl indirecek sahiden? Bana kusursuz bir plan sun, yoksa etini bu sunağın üzerinde eritirim!)
Göğsümdeki ve o fani tenimdeki o az önceki alev yanıklarının çılgın sızılarına rağmen, o kan lekeleriyle dolu taş sunağın üzerinden yavaşça ve kibirle doğruldum. Simsiyah pelerini omuzlarıma sabitleyerek Teykel'in o uğursuz gölgesine doğru bir adım daha attım.
"Mihrez El-Ahmer çok güçlü bir padişah olabilir Teykel, ama onun o kibirli aklı, karşısındaki en büyük tehlikeyi göremeyecek kadar kör!" dedim, sesime o mutlak efendi otoritesini yerleştirerek. "Mihrez, dün gece dedemin okuduğu o Süleyman Ahdi ve o gökten inen mukaddes beyaz ışık yüzünden o en güvendiği Marid lideri Mahzeri'yi tamamen yok edildi, öldü sanıyor! Kâfir kabilelerin hepsi şu an o köyün meydanında başsız, darmadağın ve intikam hırsıyla çılgına dönmüş durumda. Planım kusursuz..."
Sunağın üzerine o üçüncü parşömeni sererek Teykel'e doğru işaret ettim: "Sen ve o şanlı İfrit ordun, benim emrime verdiğin o mühürlü hizmetkârım Meftun'un Cühenna askerleriyle birlikte ova etrafındaki o kâfir kabileleri sinsice, teker teker arkalarından kuşatacaksınız. Onlar benim dedemin konağına vurduğum o beş aşamalı kanlı mühür kalkanını kırmaya çalışırken, tüm o büyü enerjilerini o bahçe duvarında tüketecekler. Tam o kaos anında, benim o parşömendeki bağla yönlendireceğim Zuhern büyücüleri, Mihrez'in o yeraltı lav kuyularının mühürlerini zifiri kara büyü tılsımlarıyla tersine çevirecek! Kendi ateşi, kendi lavları kabilene hiçbir zarar vermezken, o Mihrez'in ve Maridlerin etini yeryüzünde dumana katıp eritecek! Mihrez kapana kısıldığı an, o asırlık kafasını bu sunağın üzerinde bizzat senin o devasa pençelerin koparacak Teykel! Ben o tahtı istemiyorum, bana bu topraklardaki intikamım yeter; Maridlerin o asırlık Arap Yarımadası'ndaki mutlak saltanatı ebediyen senin ordunun olacak!"
Bu muazzam, en ince askeri detayına kadar dahi işlenmiş olan hatasız kara büyü planım tapınağın zifiri taşlarında yankılandığı an, Sultan Teykel o devasa gövdesini milim kımıldatmadı. Ne önümde eğildi ne de bana Sahip dedi; aksine, o sapsarı gözlerini fani yüzüme dikip o kibirli, ürpertici gücüyle dehlizleri tir tir titretti:
אני לא סומך עליך, ילדה פאני. אבל דם ומלכות שווים את זה! (Senin gibi bir fani kıza zerre kadar güvenmiyorum, bunu o zihnine kazı! Fakat o Mihrez'in kanı ve o vaat ettiğin mutlak saltanat, bu zifiri anlaşmaya değer!)
O devasa iki keçi boynuzunu hırsla şahlandırarak devam etti: "Gözüm üzerinde olacak... O büyük mühür gecesinde, o kâfir orduları kapına dayandığında benim ordum da zifiri gölgelerde pusuya yatacak! Eğer o planın sekteye uğrarsa, eğer o mühür kapısında en ufak bir zor durumda kalırsan, o ulu gücümle arkanda saf tutup sana o kanlı desteği bizzat vereceğim! Tamamen fiziksel adımlarla, ordularımla ovadan süzülerek geleceğim; çünkü ne kadar kudretli bir sultan olsam da bu alemde orduların yürüyüş nizamı bellidir. Ama unutma; eğer bana oyun oynamaya kalkarsan, Mihrez'den önce senin o fani ruhunu parçalarım!" dedi ve dehlizin karanlığında kapkara bir dumana dönüşüp un ufak olarak gözden kayboldu. Kazandığım bu devasa, tehlikeli müttefiklikle birlikte yüzüme şeytani bir gülüş yerleştirdim; oyun benim istediğim gibi kanla ve şerle yazılıyordu...
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Lidya
HorrorYaşamak, içindeki umutsuzlukla birlikte garip bir umuttur. Bu karanlıkla aydınlık arasındaki ince sınırda, ben, belki de başka bir dünyadan sıyrılarak bu dünyaya adım attım. Benim adım Lidya. Ben, karanlığın en derin köşelerinde saklanan, çoğu insan...
