34. Bölüm

3K 98 4
                                    

Kapının çalması beni aklım ve kalbim arasındaki çelişkiden kurtarmıştı hızla ayağa kalkarak kurtulmuş olmamın sevinciyle

"Kapıyı açıyım " diyip kapıyı açmaya gittim

Kapıyı açtığımda tüm sevincim ve mutluluğum yok olmuştu Mert yerde kanlar içinde yatıyor du büyük bir çığlıkla

"Bulut " diye bağırdım yere eğilerek Mert'i konuşturmaya çalışıyordum ama boş bir çabaydı

"Ne oldu sana ? Kim yaptı bunu ? Mert cevap ver ?!?! " derken Bulut çoktan gelmişti Bulut'a baktım çok telaşlı görünüyordu

"Hadi tut da içeri alalım "

"Olmaz hastaneye gitmemiz lazım " dedi ve Mert'i kolundan tutarak kaldırdı ve Mert'in kapının önünde duran arabasına götürdü

"Bende geliyorum !"

"Olmaz sen burda kal "

"Gelicem dedim "

"Olmaz dedim ve bu konu tartışmaya kapalı " dedi ve kendi de arabaya binerek uzaklaştı

Ben de içeriye girerek kapıyı kapattım elime kan bulaşmıştı banyoya giderek elimi yıkamaya başladım soğuk su ellerime değerken ne olmuş olabileceğini düşündüm daha bir kaç saat önce birlikteydik ve hiç birşeyi yoktu kim neden yapmış olabilirdi ki

Ellerimi yıkadıktan sonra kapının önünü de temizleyip oturma odasına geçerek kendimi koltuğun üzerine bıraktım aklımda bir çok soru dolaşırken kapı çaldı saate baktım yaklaşım bir saat geçmişti ama ben hiç fark etmemiştim Bulut gelmişti

"Ne oldu ? Kim yapmış ? İyimi şimdi hangi hastanede ? Beni götürür müsün Oray'a?"

"Sakin ol şimdi uyuyor hastanede yanında da erva var merak etme gitsek bile elimizden birşey gelmez uyanınca gider sorarız ervayı tembihledim uyanır uyanmaz arıyacak merak etme " dedi ve içeri girdi

Kapıyı kapatarak onun arkasından ben de oturma odasına geçtim tam karşısındaki koltuğa oturdum ben oturur oturmaz o da ayağa kalkıp yanıma oturdu elini omzuma atarak beni tekrar kendine çekti aramızda yine çok az bir mesafe vardı nefesini hissediyordum ve o mesafeyi kapatmaya niyetli görünüyordu heycanla titriyordum kalbim hızla çarpıyordu bu sefer kaçışım yok derken telefon çaldı ben tam masanın üzerindeki telefona uzanırken bende hızlı davrandı ve arayanın ceren olduğunu görünce kapttı ve telefonun güç düğmesine basılı tutarak telefonu tamamen kapatmış oldu

"Bu sefer ne kapı ne de telefona izin vericeğim sadece sen ve ben " dedi yüzüme doğru eğilirken

Çenemi tutarak kendine çevirdi ve yine o muhteşem mavi gözlerini gözlerime kilitledi nefesi yüzüme vuruyordu ve yavş yavaş yüzüme doğru eğilerek aradaki mesfeyi tamamen kapattı ona teslim olmak istemiyordum ona hala sinirliydim ama kalbim ve dudaklarım bana inatla karşı çıkıyorlardı dayanamayıp karşılık verdim

Kendimi uzun süredir olmadığı kadar huzurlu güvende ve mutlu hissediyordum nefessiz kalınca ayrıldık tekrar gözlerimiz birleşti

"Senin şu inadın olmasa "

"Olmasa ne ?"

"Aslında sen de beni deli gibi seviyorsun ama inat ediyorsun "

"Hiçte bile ben seni sevmiyorum lise dönemindeki ergen aşklarından biriydin sadece o kadar "

"Öyle mi ? Peki o zaman neden dün beni orda bırakmadın ? Yada sabah ben uyanana kadar neden beni izledin ? Yada az önce neden bana karşılık verdin ?"

Kıskanç sevgilimHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin