EDEBİYAT ÖĞRETMENİ

587 82 74
                                        

Öncelikle selamlar. :) Buraya hikaye atan herkes hikayesi okunsun diye atıyordur. Bende hikayemin okunmasını istiyorum elbette. Sizler de eğer okuyorsanız beğenip beğenmediğinizi, neyini beğenmediğinizi bana söyleyin ki bileyim, ona göre düzelteyim. Henüz çok acemi olsam da yazmak benim için önemli. Desteklerinizi bekliyorum. Sevgiler :)

Televizyon ünitesinden aldığı anahtarla telefonu bana uzatırken gülümseyip(hatta sırıtıp) "Birşey değil Mavi" dedi.Asık suratımla karşılık verip şimdiye kadar bu kadar güzel olduğunu farketmediğim resmen saray yavrusu olan evden çıktım. Çıktığım sokağın neresi olduğu hakkında en ufak bir fikrim bile yoktu. Tam arkamı döndüğümde yine bana aynı sinir bozucu sırıtmayla bakıp "Bir sorun mu var Mavi?" diyen adamı gördüm. "Problem sensin" deyip bilmediğim yolda koşmaya başladım. Bildiğim biryerlere çıkmam uzun sürmedi.

Eve yetiştiğimde hiçbirşey düşünmemeye çalışarak çalışma masama geçtim. Düşünmek benim zayıf noktamdı. Düşünmek duygularıma teslim olmaktı. Düşünmemeye çalışarak daha da hırsla yaptım derslerimi. Her tarafım mayışmış bir şekilde masadan kalktığımda saat dokuza geliyordu.  O anda dünden beri yemek yemediğimi farkettim ve mutfağa yöneldim. Ekmek arası birşeyler hazırlayıp meyve suyumu doldurup yerleştirdiğim tepsiyle salondaki büyük kanepeye yerleştim.Televizyondan rastgele bir kanal açıp yemeğimi yedim.

...

Bİrinin beni izlediğinden emindim. Tam sağımda hissediyordum döndüğümde kimse yoktu. Sonra soluma ve heryerde.. Ama etrafımda kimse yoktu. Hava kararmıştı. Zifiri karanlıkta korkuyordum. Yalnızlığım ilk defa bu kadar korkutuyordu. Sanki tüm dünya yalnızlığımdan haberdarmış gibi..

...

Durakta bana yaklaşan iki kızı görünce kulağımdaki kulaklığı çıkardım. Gİydikleri kıyafetlerden bizim okulda okudukları belli oluyordu.Kızları daha önce gördüğümü hatırlamıyordum. İçlerinden sarışın olanı gülümseyerek konuşmaya başladı. Bana dün neden okula gitmediğimi sordu. Tüm okul nasıl haberdar olabiliyordu ciddi anlamda okula gitmediğimden. "Rahatsızdım biraz" deyip gülümsedim.

"Geçmiş olsun Alisa. Dün yeni hoca geldi. Edebiyat öğretmeni.Sınıfta seni sorduğunda  hakkında atıp tutanlar olmuş.Hoca da yarın gelsin tanışalım demiş. İlk dersi bizim sınıfta. İstersen gel"

"Sizin sınıf?"

"Koridorda şağdan ikinci. Zemin kat 11-D"

Kızlara gülümseyip gelen otobüse bindim. Bizim sınıftakilerin benimle alıp veremediği ne vardı çok merak ediyorum. Hocamızda eğer onlara inandıysa bir sonraki derse kadar beklesin de görsün.Kimseye  kendimi kanıtlamak zorunda değildim. Annemin sözleri yankılandı o anda kulaklarımda. İNsanların senin hakkında söyledikleri senin kim olduğunu değiştirmez.Sen biliyorsun ya kim olduğunu, gerisi önemli değil derdi.

Bende her zaman öyle yaptım. Hakkımda konuşulanları umursamayınca ego dediler. Yine dönüp tek kelime etmedim. Ben biliyordum ya. Ama insanların konuşmaları canımı sıkmıyor değildi. Ben onlara hiçbir şey yapmamışken.

Okul bahçesinden girer girmez Esra ve Yağmur yanıma gelip bana sarıldı ve ballandıra ballandıra yeni edebiyat öğretmenini anlatmaya başladılar.

"Sade 25 yaşındaymış" diye kıkırdadı Yağmur. Onun bu haline göz devirip sırıttım. Esra ve Yağmur benim sahip olduğum tek insanlardı. Olmayan ailem gibiydiler. Onlar yeni gelen edebiyat öğretmenini çekiştirirken birden ciddileşip benim arkama bakıp "Günaydın hocam" diyerek gülümsediklerini gördüm. Arkamı döndüğümde "Günaydın" diyerek gülümseyen adamı görmemle ağzımdan sadece şu kelime döküldü. "OHA!"

Oylamayı ve yorum bırakmayı unutmayın :)











HARABEBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin