Sana olan duygularımı saklayamıyorum artık Mavi... Bir görsen bir bilsen nasıl sevdiğimi! Ne seni kalbimden söküp atabilirim, ne başkasını yerine koyabilirim. Ama sen yanımda olmayı seçmedin be Mavi! Ben de istemezdim seni üzmeyi mutsuz etmeyi... Ama başka çare bırakmadın! Mutluluğunun sebebi olamıyorsam mutsuzluğunun sebibiyim bu saatten sonra. Üzgünüm. Unutma ki buna son vermek senin elinde..
CAN
Can ile birbirimize tamamen yabancıydık. O beni tanıyordu belki evet ama ben onun hakkında adından başka bir şey bilmiyordum. Ama o evime girecek kadar tanıyordu. Ulaş sevgilim olduğundan beri kabuslarımdan uyandığımda Can yoktu. Zaten onu istemediğmi kesin bir dille belirttikten sonra bir daha karşıma çıkmayacağını düşünmüştüm elimde ki not kağıdını gördüğüm ana kadar da öyle sanıyordum..
Bir insan nasıl bu kadar yüzsüz olabiliyordu? Gerçekten aşık olan biri sevdiğini neden mutsuz etmek istesindi? Can'ın bana dair hissettiklerini yok etmeyi öyle çok isterdim ki. Ama ne yazık ki bu imkansızdı.
Artık elimde sıkmamdan yıpranan kağıdı elimde tutup banyoya yetiştim. Banyodaki çöpe kağıdı atıp duşu ayarladım. Soyunup suyun altına girdiğimde su hücrelerini yeniliyordu adeta. Sinirlerim biraz daha normale döndüğünde suyun altından çıkıp havluma sarındım ve dolaptan çıkardığım fönle saçımı kurutmaya başladım.
Mutfağa geçip kendime çay doldurduğumda saate göz attım. Yarım saat içinde evden çıkmam gerekiyordu. Telefon da Ulaşın numarasını bulup ararken kendimi biraz kaldırarak mutfak tezgahına oturdum. Elim çenenin altında açmasını bekliyordum. Nihayet dördüncü çalışta açmıştı.
"Efendim?"
"Aşkıım niye gittin?" sesimin sevimli çıkmasına dikkat ediyordum.
"Sence?" ya bi soğuk konuşma kahve gözlerine bittiğim. Altı üstü terliyim öpme dedim! Ayy sinirlenmeyeceğim...
"Daha kahvaltı etmedim. Yakınlardaysan gel birlikte yiyelim. Yarım saat sonra evden çıkacağım beni okula bırakacağını düşünüyorum." diyip kapattım. Sen benimle soğuk konuşursan böyle olur Ulaş bey!
Ulaş yanımdayken Can yaklaşmaya cesaret edemezdi sanırım. Yani öyle düşünüyordum. Katiyen Can ile konuşmam yasaktı. Bu konuda Ulaş' birşey anlatamazdım. Kavga etmelerini istemiyordum.
Can birşey yapmaya cesaret edemez diye kendimi avutuyordum- avutmaya çalışıyordum.!
Kapı da dönen anahtarla kafamı kaldırdım. Muhtemelen Ulaş gelmişti. Elimde ki soğumuş çayı bırakıp tezgahtan zıplayarak indim.
"Aşkım acele kahvaltı edelim geç kalacağım. Beni kırmayacağını biliyordum!" diye şakıyarak koridora çıktım.
Tabii ki karşımda Can'i bulmayı beklemiyordum.
Onu görünce olduğum yerde donup kaldım. O bana yaklaştıkça ben adım adım geriye doğru gidiyordum.
Sırıtması yüzüne yayılırken konuşmaya başladı.
"Aşkım ha? Bu kadar kolay kabulleneceğini bilmiyordum Mavi!"
Gerileye gerileye tezgaha kadar yetişmiştim. Az önce bıraktığım soğumuş çayı üstüne döktüğümde sinirden yüzündeki tüm kaslar çekilmişti.
"Bunu yapmayacaktın bebeğim! " dediğinde arkasında gördüğüm Ulaş'la derin bir nefes aldım.
Arkedaşlar kısa oldu gece yazacağım yb. Umarım beğenirsiniz. Oy vermeyi ve yorum yapmayı unutmayın! ;) Sevgiler ;)
ŞİMDİ OKUDUĞUN
HARABE
Fiksi RemajaGittikçe o gözlerin esiri oluyor ve bunun için bir şey yapamıyordum.
