Bekleyen Tehlike

235 39 44
                                        

Arkadaşlar daha uzun olacaktı bölüm hazır hatta ama elektrik gidip geldiği için bir daha kesilmeden bu kadarını yazabildim. Devamı yarin. Kusura bakmayın :( Bu arada hikaye 25. bölümde bitecek. Sizi seviyorum :)

Daha kendime gelmeden gördüğüm o gözler yine kaybolmama neden olmuştu. Kahverenginin en güzel tonu seçilmiş yerleştirilmişti bu adamın gözlerine. Bir insan bu kadar kısa sürede bu kadar değişebilir miydi?

Ulaş'ın ne işi vardı peki burada? Defalarca beni babamın dayağından kurtarmaya çalışırken benimle dayak yiyen çocuk şimdi beni babamın elinden mi kurtarıyordu?

1 Ay Sonra

"Aşkım hadi  bak geç kalıyoruz!"
"Ay Ulaş bir söylenme geliyorum!" diye tersleyip makyajını yapmaya devam ettim.

Ali ile  aramiz çok iyi olmasa da kardeş oluşumuzu kabullenmiş durumdayım. Tabi ki ona abi demiyor ve bana karışmasına izin vermiyordum. Buna hakkı yoktu. Bunun farkında olacak ki bu konu hakkında pek yorum yapmayıp durumu boyle kabulleniyor.

Ulaş ve Ali'nin çocukluk arkadaşı olmasıda olayın komik tarafı.
Ali İstanbul'a dönünce Ulaş'ı aramış ve bunlar hasret giderirken benim kaçırıldığımı duymuşlar.

En çok zoruma gidense Ulaş' in bir abim olduğunu biliyor oluşuydu. Ona çocukluğuma dair herşeyi anlatmıştı. Çocukluğum onu ilgilendirmezdi!

Oturduğu berjere arkadan yaklaşıp "Aşkım hazırım!"
dediğimde korkmuştu. Ne düşündüğünü merak etsem de soru sorasim yoktu. Beni kucağına çekip Saçlarımın tolu oluşundan açıkta kalan enseme bir öpücük kondurdu.
"Bir daha bu ense açık kalmayacak, benden başkası görmeyecek aşkım. Benden başkası opmeyecek."

"Enseme atkı mi baglayim hep? Saçmalama canımın içi hadi gidelim!" Ben kucağından kalktığımda tek kaşını kaldırmış hala bana bakıyordu.

"Gitmek istemediğini söyleseydin hazırlanmazdım. Daha oturmaya niyetliysen gidip pijamalarimi giyeceğim."

Hiçbirşey söylemeden kalkıp belinden tutup yürümeye başladı. Bu soğuk hali sinirimi bozsa da tek kelime dahi etmeyecektim.  Çok saçma laflar ediyordu! Ben sınırlarımı bilirdim. Kimsenin bana söylemesine gerek yok.

Bugün girdiğim üniversite sınavından sonra moral olsun diye  Emre Aydın konserine bilet almıştı Ulaş. Ama şuan en sevdiğim şarkıcının konserine sinirlerim tepemde gidiyordum.

Boşuna demiyorum yalnızlığı seviyorum diye. Başka bir insanın kaprislerine dayanmak benim için çok zor. Karşımdaki adam Ulaş olmasaydı bir gün bile dayanamazdım sanırım.

Açıkçası Ulaş ile nasıl sevgili olduk onu dahi bilmiyorum. O gün onu gördükten sonra (gözlerine bakmayı bırakıp yüzüne baktığımda tanıdım.)"Ulaş" diye çığlık atıp sarılmıştım. Yataktan nasıl fırladığımı hatırlamıyorum.

Bazı insanlar vardır ne zaman ne mesafe aranizdaki sevgi samimiyeti bozamazdi. Ulaş öyleydi. Geçtiğimiz bir kaç yıl boyunca hic konuşmamış olsakta eskisi gibiydik. Samimiyetimiz gram azaltmamıştı.

Ama bu sefer gördüğüm de o gözlere baktığımda ayni kişi değildi. Daha doğrusu benim  için ifade ettiği anlam daha fazlaydı.. Onun içinde öyle olacak ki bunu anlamamız uzun sürmedi.

"En ön mü? Aşkım harikasın!" diyip yanağına bir öpücük kondurdum. Soğukluğu bitiren ben olmuştum ama Emre Aydın konserinde onun canımı sıkmasına izin veremezdim!

"Bir sürprizim daha var."

Bana göz kırptığında ondaki soğukluğun da zoraki olduğunu anladım.

Sürprizinin Emre Aydın ile düet olduğunu bilmiyordum tabi. Emre Abi ile  "Sen Gitme" yi söylemenin en buyuk hayalim olduğunu ona anlatmamıştım. Ben öyle eğlenirken beni bekleyen şeylerden habersizdim tabi..

HARABEHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin