-6-

4.5K 95 0
                                        

Hayatımızda yaşamak istemediğimiz bir çok bölüm gerçekleşmiştir bir film karesi gibi.

Aşk sevmek mi dir yoksa fedakırlık mı?

Herkes darbe almışmıdır aşktan?

Çaresizliğin sularında boğulurken kolumdan çıkaran adamdı abim.

Yaptıkları üzsede bir an bile yanımdan ayrılması bir daha hiç olmayacak gibi hissettirmeye yetiyordu.

Saatlerdir oturduğum banktan denizi ruhsuz bir şekilde izliyordum.Düşünmenin verdiği yükü omuzlarımdan atmaya çalışmak bile yoruyordu.

Belki Başağa verdiğim tepki fazlaydı ama abimle aramın bozulmasının sebebi adını ağzına aldığı adamdı.

Hayatımda sonsuza kadar sevebiliceğim bir adam bile olsa berkin yerini dolduramazdı bende.

Saçlarımda ve ellerimde hissettiğim su damlarırı yağmurun yağmasının belirtisiydi.

Yağmur ne kadar yağsada ayaklarım saatlerdir hiç hareket etmeden oturduğum banktan kaldırmıyordu bedenimi.

Telefonumda belki defalarca cevapsız arama ve mesajlar doluydu.Ama umrumda değildi hiçbiri.

Aklımdaki düşüncelerin bir nebze dağılmasını sağlayan arkadan gelen araba sesiydi.

Sıradan biri diye düşünürken omzumdaki elle irkilerek istemsizce kafamı çevirip kim olduğuna baktım.

Kutaydı.İyide onun burda işi neydi ve beni nerden bulmuştu?

Bunu bile sorgulayabilicek halim olmadığından önüme döndüm.Gözlerime düşen ağırlağa daha fazla direnmeden yavaşça kapattım.

Şimdi fazlasıyla karanlıktı heryer.

Bedenimin banktan yok olduğunu hissettiğim anda zoraki olsada açtım gözlerimi.

Kutayın kucağındaydım yine dejavu olmuştum resmen.

Ne zaman kötü hissetsem onda buluyordum kendimi.

Gözlerimi aralayıp gözlerine baktığımda yorgun küçük bir çocuk vardı oralarda biyerlerde.

"İyimisin" diye sormuştu.Kafamı evet dercesine salladım.İyimiydim sahiden.

Gözlerimden akan yaş sorduğum soruya eşlik etti."Neden canım yandığında sende buluyorum kendimi" sorduğum soruyla aynı anda şasırmış olsakta gerçekti dudaklarımdan dökülen.

Önce ağzını açıp bir şeyler söyleyecek gibi oldu ama vazgeçti.

Kucağından yavaşça indirerek arabaya bindirdikten sonra sürücü koltuğuna yerleşti.

Sorgulamadım cevapsızlığın nedenini belkide içimde bir yerlerde duyucağım cevabın korkusu vardı.

Uzun bir süre yolculuk yaptıktan sonra dağ evi gibi bir yerin önünde durduk.

İnsan içindeki huzuru doldurucak derecede biryerdi burası.Niye buraya gelmiştik bilmiyordum ama iyi gelecekti emindim.

Küçük şirin bir ev ve hemen dibinde göl gibi bir şeyle muazzamlığını tamamlıyordu.

Arabadan indim, içime derin bir nefes çektim.Etrafa bakındığımda başka bir ev gözükmüyordu burda.

"Hadi" diyerek kapıya doğru yöneldi.İkiletmeden arkasından gittim.

Kapıyı açtığında içeriside dışı kadar şirin ve iç ısıtıcıydı.

Gri L koltuğa eşlik eden siyah bir şomine bulunuyordu.Koltukların hemen arkasındaki mutfak görkemli bir şekilde yerini alıyordu.Koltuğa oturup ellerini birleştirdi ve söyleyeceği cümleleri şeçmeye çalışıyordu sanki.

ZAAF Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin