Bugün yalnızlığımın onuncu günü... Tam on gündür eve gelmiyordun. Alışıktım bir zamanlar bir güne, iki güne belki üç güne.Her geçen dakikada, saatte kalbim ağrımaya devam etse de beklemek zor gelsede bunlara dayanıyorsam eğer seni sevdiğim içindir. Beklemenin verdiği o acıya dayanıyorsam ve endişem kat be kat artıyorsa seni sevdiğim içindir. Pencerelerin önünde sabahlayıp ağrıyan belimi hiçe sayıp oturuyorsam eğer yine seni sevdiğim içindir.
Sevda için dökülen her gözyaşı, ruha atılan bir kesik gibidir. Ve her yer kanla dolduğunda gelmezse sevdalı o ruh mutsuzluğun esiridir.
Mutsuzluğun esiri olmuş ruhumla ve nefretin esiri olmuş ruhunla birbirimize ne kadar zarar vereceğiz?
Pencerenin önünde uykuya dalmamak için zor tutuyordum kendimi belki gelirsin diye beklerken fakat o kadar yorgundum ki daha fazla dayanamayıp gözlerimin kapandığını hatırlıyorum.
Kapının şiddetle çalınması beni sıçratmıştı. Saate baktığımda sabaha karşı iki buçuğa yaklaştığını görmüştüm.
Temkinli ve yavaş adımlarla kapıya yönelirken gelenin sadece sen olması için dua ediyordum.
Kapıyı açtığımda bu sefer beni görmüş olan Tanrı'ya şükrettim. Sen karşımdaydın. Belki kendini bilmeyecek kadar sarhoştun ama karşımdaydın. Beni gördüğünde kapının yanına yaslanmış bedenini hareketlendirdin ve içeriye girdin. Elinde olduğunu yeni farkettiğim poşetleri kaldırdığında "İÇELİM!" diye bağırdın coşkuyla.
Ayakta zar zor duruyordun ve hala içmekten bahsediyordun. Bunu yapman tamamen aptalcaydı. Sana doğru yaklaşıp kolundan tuttum ve odana doğru sürükledim. "Yaaaaa! Odama gitmek istemiyorum!" dedin kolunu şiddetle çekerken.
"Ne halin varsa gör." dedim odama doğru giderken. "Ama ben birlikte içmek istiyorum." dedin küçük çocuk edasıyla.
Sana neden dayanamıyordum ki. Sana doğru geri yürüyüp poşetleri elinden aldım. İçlerinde iki tane Jack Daniels ve bir tane vodka vardı. Vodkayı boşverip Jack'i elime aldım. Kapağını açıp kafama diktiğimde Jackson'da aynı şeyi Vodka için yapıyordu. Sonunda nefessiz kalıp boğazımın yanmasına dayanamadığımda şişeyi ağzımdan çektim ve yere bağdaş kurarak oturdum. Aynı şekilde Jackson'da karşıma oturdu.
Susarak ve birbirimize bakarak şişeyi bitirdik. İçkiden kolay etkilenen bir insan olarak kafam tamamen uçuyordu. Şuan benim için ne zaman kavramı vardı ne de yer. Ne korku vardı ne de utanma.
"Neden 10 gündür eve gelmiyordun?" diye yamuk ağızla sordum. Kelimeleri tam toparlayamıyordum. O ise benden beterdi. Bırakın beni kendini bildiğini bile düşünmüyordum. Pozisyonunu bozmadan yerde kayarak bana doğru yaklaştı. Dizlerimiz birbirine değiyordu. Eliyle yüzüne destek yaparken istemedende olsa daha çok yaklaştı. Onunla aynı pozisyonu aldığımda. Burunlarımız arasında bir kaç santim vardı. "Bilmem." dedi.
Neyi bilmiyordu? Sorduğum soruyu hatırlayamayacak kadar sarhoştum. Sadece uzun zamandır bu kadar uzun süre bakmadığım gözlerine bakıyordum ve aynı şekilde o da bana bakıyordu. Ve sonra gözleri biraz aşağıya kaydı. Dudaklarıma... Ve yaklaştı... Yaklaştı... Yaklaştı... Ta ki Dudakları dudaklarıma değene kadar. Eğer sarhoşken hissedeceksem bu dudakları her zaman sarhoş olmaya hazırdım.
Öpüşmemiz sert ve şehvetliydi. Benim ki her ne kadar özlem doluysa onunki bir o kadar özlemden yoksundu. Öptüğü kişinin ben olduğunu bilseydi kusardı büyük ihtimalle fakat bunları düşünmek yerine aptalca bişey yaptım.
Akışına bıraktım.
Dizlerimizin üstünde doğrulduğumuzda birbirimizin arasında hiç boşluk kalmayacak şekilde yaklaştık. Onun elleri sırtımda dolanıyor benim ellerim saçlarında geliyordu. Uzun süredir elleyemediğim saçların...
Daha sonra ayağa kalktığımızda. Sırtımı duvara yasladın. Öpüşmemize kısa bir ara verip tişörtümü çıkarttın ve bunu fırsat bilip bende seninkini çıkarttım. Ellerinle kalçamı tuttuğunda zıplayıp bacaklarımı beline sardım ve sonra odana doğru ilerledik.
HEYEYEYEYYEY UZUUUUN BİR ARADAN SONRA İŞTE BURADAYIM. Sabırla bölüm bekleyen herkese teşekkür ederim. Umarım hoşunuza gider.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
This Pain//Jackson Wang
FanfictionBu acı beni öldürebilirdi. Ben yinede seni seçtim.
