♧4. Bölüm♧

63 13 0
                                    

Pars, şu birkaç gündür karşıma en çok çıkan insan...

Söylediklerine başımı salladım. "Beynimi kurcalayan o kadar şey var ki artık kaldıramıyorum." Onaylarca başını salladı. "Maalesef birileri hayatımızı koca bir enkaz yığınına dönüştürüyor." Aynen öyleydi. Hiç tanımadığın biri bile hayatını alt üst edebiliyordu.

"Ne zaman uyku tutmasa kendimi burada buluyorum, sanki huzur veriyor bana." Başını olumluca salladı. "Sadece bir süreliğine içindeki yangını bastırıyor ama asla o yangın sönmüyor İpek, asla geçmiş geçmişte kalmış diyemiyorsun."

"Bak, mesela şu insanlar." İlerdeki barı işaret etti. Birkaç insan çıkıyordu ve oldukça sarhoşlardı. "Belki de çoğu şeyi bir iki saatliğine de olsa unutup huzurlu olmak için içiyor, ama geçmiyor işte geçmiyor!" Pars'ın geçmişte ciddi anlamda kötü şeyler yaşadığı belliydi.

"Yangının söneceği yok gibi duruyor." Gülümsedim. "Yarın ki biyoloji sınavından haberin var mı?" Dedim.

Lafı değiştirmek istediğimi anlamış olmalı ki hafifçe gülümsedi. "Eski okulumda neredeyse tüm sınavları oldum. Ve biyolojim iyidir istersen sana yardımcı olabilirim." Gerçekten çok iyi olurdu yoksa Sevilay hoca laf sokmalarına devam edecekti.

"Gerçekten çok iyi olur Pars."

"O zaman telaş yapmana gerek kalmadı." Başımı salladım olumluca. "O kadının diline düşmek istemiyorum, zaten laf sokup duruyor."

Biraz daha konuşup saa gittikçe geç olduğunda eve gitmeye karar verdik.

Ayağa kalkıp birlikte eve doğru yürümeye başladık. "Sende bir sayısalcı tipi var gibi?" Dedim gülümsemeye çalışarak. "Yani, sayısalım iyidir ama sözel için aynı şeyi söyleyemem." Dedi saçlarını karıştırarak.

"O zaman iyiki birlikte oturuyoruz çünkü benim de sözelim iyidir." Yumruklarımızı tokuşturup güldük.

Binanın kapısına geldiğimizde kapıyı açıp geçmem için geri çekildi. Teşekkür amaçlı gülümseyip binaya girdim ve merdivenleri çıkmaya başladım. Kapının önüne geldiğimizde 'görüşürüz' deyip evlerimize girdik.

Kapıyı kilitledikten sonra hırkamı astım ve telefonumu alıp yukarıya çıktım. Saat 4 olmuştu.
Odama girip ışığı açmadan hızlıca üzerimi değiştirdim ve yatağıma girip gözlerimi kapattım.

"İpeeekk kız kalk artık." Defne yorganımı çekeliyordu. "Yaağ Deff ne var ne?"

"Kalk okula gideceğiz." Birkaç dakika sonra yüzüme soğuk su dökülmesiyle zıplayarak uyandım.

*

"Bir de soğuk suyla uyandırdı." İlk ders bitmişti ve ben yakınıyordum. "Saçlarımdan süründüre süründüre yataktan kaldırdı. Sonra da banyoya kilitledi ve işim bitince kapıyı açtı."

Ateş gülüp başımı okşadı. "Yazık bu yavrucağa ablası." Zilin çalmasıyla sınıfa girdik. "Biyoloji sınavı bu ders dimi?"

"Hımm maalesef." Hoca geldiğinde Pars'a gülümseyip yanına oturdum.

Hoca kağıtları dağıtmaya başladı. "Pars, sen sınav olmuş muydun?"

"Evet hocam" hoca sadece bana kağıt verdi. "Sınav başlamıştır." Pars'a baktığımda çantasından boş bir A4 kağıdı çıkardı ve çaktırmadan onu bana verip sınav kağıdımı kendisi aldı. Ben de sanki sınav kağıdıyla ilgilenirmişcesine boş kağıda bir şeyler çizmeye başladım.

Arada bir Pars'a bakıp çizimime devam ediyordum. 20 dakikanın sonunda resim bitmek üzereydi ki pars sınav kağıdımı bana verip çizdiğim resmin olduğu kağıdı aldı. Önce resmi görmeden kağıdı atacaktı ki sonra resmi görüp vazgeçti ve hiçbir şey demeden resme bir şeyler eklemeye başladı.

Ben de o sırada sınav kağıdıma bir süre baktım ve adımı yazıp yazmadığımı kontrol edip zilin çalmasına beş dakika kala kağıdı hocaya teslim ettim. Sıraya oturduğumda Pars sanırım bitirmişti. Kağıdı ortaya koyduğunda gözleri ışıldıyordu.

Resim yeteneği o kadar iyiydi ki... inanılmazdı. Kağıdı ona verdiğimde kendisini neredeyse taslak olarak çizmiştim ama o... gerçekten resmi tamamlamış ve  karakalem olmasına rağmen detaylıca çizebilmişti.

"Pars, bu... gerçekten çok güzel." Resim çizmekten keyif aldığı belliydi. Gülümsedi. "İstersen bu sende kalabilir." Kağıdın sağ tarafı biraz boş kalmıştı. Aklımı okurcasına boş kalan yeri gösterdi. "Burayı doldurma tamam mı?" Nedenini anlamasam da üstelemek istemedim. Ve başımı salladım.

*

Defne uyumuş fakat beni yine uyku tutmuyordu. Hırkamı alıp evden çıkmış, sahile gitmiştim. Kayalıklarda biri oturuyordu. Biraz yaklaştığımda Pars olduğunu gördüm. Sessizce yanına gidip oturdum. Sigara içiyordu.

"Senin de unutamadığın bazı şeyler var değil mi?" Başta şaşırsa da sonra Başını salladı.

"Biliyorum daha yeni birbirimizi tanıyoruz ama bana anlatabilirsin." Dedim.

"Yetimhaneye bırakılıp terk edilen bir çocuk olmak nasıl bir duygu biliyor musun İpek?"

Merhabalaar, bölümlerin okunmaları yavaş yavaş artıyor ve ben bunları gördükçe çok daha mutlu oluyorum. Hepinize teşekkür ederim.

-Meel :*

Gökkuşağının Sekizinci RengiHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin