32. Bölüm

6.2K 226 16
                                    

Vazgeçersin bazen.. Sevmediğinden değil, yorulduğundan.
Yorulmuştum. Cidden yorulmuştum.
Kaldıramıyorum artık, ağır geliyor acılar. Bunaldım acı çekmekten gitsem diyorum bazen. Herşeyi herkesi bırakıp çekip gitsem buralardan. Ama sonra oğlum geliyor aklıma. Onu bırakıpta nasıl gidebilirdim ki ? Gidemezdim. Yapamazdım. Onu terk edemezdim. Babasını terk edeceğim gibi..

Uyumamıştım dün geceden beri. Saate bakmak için komodinin üzerindeki telefonumu aldım. Sabah
6:23'tü.
Emir gitmişti. Gitmesini istemiştim, onu görmek istemiyordum. Onu her gördüğümde bana yaptıkları aklıma geliyordu. Gerçi aklımdan hiç çıkmıyordu ki.. İnsanı boğmak için kendi düşünceleri yetiyor bazen.

Yatağın yanında çöküş hissettiğimde geldiğini farkettim. Ben tavanımla bakışırken o da aynı benim gibi gözlerini tavana dikip ellerini karnında birleştirdi. Gece tekrar gitmesini istediğimde bu sefer diretmedi ve gitti. Şimdide yeni gelmişti.

Birşeyler söylemek için ağzını açıyordu ama açtığı gibi geri kapatıyordu. Söyleyecek neyi olabilirdi ki? Olan olmuştu.

Ben uyumadığım saatlerde düşünmüştüm. Daha fazla dayanamıyorum.. En iyisi ayrılmaktı. Ben birinci bir kuma vakasından kurtulmuşken ikinciyi kaldıramazdım. Bu sefer gerçekten ölürdüm.. Bu yüzden en iyisi Bitirmekti.

Yataktan kalktı ve benim önüme geçti.

"Konuşalım."

Ayağa kalktım. Ve bende onun tam önüne geçtim.

Artık dayanamayacağım... Ben her ne kadar sevsemde içimde alev alev yanan aşkın ateşini söndürebilirim.. Ben güçlü bir kadınım. Ve bu kararımı kendime açıkladığım gibi karşımda bana mahçup gözlerle bakan adama da açıklayabilirim..

"Boşanmak istiyorum Emir."

Kaşları çatılırken ne dediğimi anlamıştı fakat inanamıyordu. Dolu gözlerim dudaklarının kenarına kaydı, sol elimi yanağına koyup tam dudağının kenarına öpücük kondurdum. Göz yaşlarım süzülürken dudaklarından kulağına doğru kaydım ve fısıldadım.

"Artık, gücüm kalmadı. Tükendim Emir, bittim. Güçlü falan değilim ben.."

"Eda ne diyorsun sen? Olamaz öyle birşey. Ben sensiz yapamam.. Senin yokluğun benim yok oluşum olur."

Dedi. Şaşkınlığı ve yıkılışı ses tonunda belliydi..

"Yapacak birşey kalmadı. Çareler tükendi.. Bende tükendim."

"Hayır!"
Diye kükredi adeta.
Ben ani tepkisi karşısında yerimde sıçradım.

"Hiçbir yere gidemezsin. Sen bu eve geldin bu evden sadece ölüm ayırır seni! Eğer o çocuk benimse bile giden o kadın olacak! Çocuk kalır, o gider."
Diye de devam etti.

"Bıktım! Anlıyor musun? Bıktım artık! Yeter. Ye-ter. Dayanacak gücüm kalmadı.. Kalbim acıyor. Kalp acır mı Emir? Benimki acıyor! Ya hadi bir kalbi bir kere kırarsın anlarım. Tamam iki kere kır. Seninki cinayete tam teşebbüstü."

Söylediklerimden sonra ben ayakta daha fazla duramayıp yere yığıldım. Ve seslice ağlamaya başladım. Acıya dayanıklı yüreğim bu sefer pes etmişti.
Emir ellerini saçlarından geçirip yatağın üzerindeki yorganı dağıttı. Bağırıp küfür ediyordu. Ardından makyaj aynasının önündeki puf koltuğuda odanın bir köşesine fırlattı. Resmen sinir krizine girmiş gibiydi. Sonra geldi ve kollarımdan tutup beni kaldırdı.

"Bana bak!"
Diye bana bağırdı.

Ben bakmayıp ağlamaya devam edince

"Ağlamayı kes ve yüzüme bak!"
Bu sefer az da olsa korkup baktım.

TÖRE SONUCU EVLİLİKHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin