33. Bölüm

6K 230 22
                                    

Hayat istendiği gibi yaşansa ne kadar güzel olurdu değil mi? Herkes istediği gibi yaşasa, insanlar hiç mutsuz olmasa, hatta kaderimizi kendimiz yazsak.. Ne kadar huzurlu ve mutlu olunurdu.

Mesela bebek oluşmadan önce sorulsa ona.. Hayata gelmeye hazır mısın? Dünyaya gelmek istiyor musun? Diye. Dünyaya gelmek isteyen gelse.. İstemeyen gelmese..

Hani derler ya.. İnsan aşık olunca midesinde kelebekler uçuşur diye.
Ben, aşık olmuştum. Ben, nefretle baktığım gözlere aşkla bakmıştım.
Ben tükürdüğümü yalayıp, asla aşık olmam dediğim adama vurulmuştum.
Benim midemde kelebekler ilk defa uçuştu. O kelebeklere ruh veren ise Emir'di. Fakat şimdi ise neşe ile cıvıl cıvıl kelebekler dolan midem kelebek mezarlığı..

"Sonra ben tam buna laf sokacaktım ki Beni abin susturdu. Valla misafir falan dinlemeyip çarpıcaktım bir tane suratına."

"Haa, sen çok şey yapmasaydın ya. Gitmişler işte."

Nurşen abla ile telefonla konuşuyorduk. O herseyden bihaberdi.. Ne kardeşinin sürpriz çocuğu çıktığından Ne de benim şuan ki ruhumun çökmüş olduğu psikolojik durumumdan.

Ona söylersek illaki abimin haberi olurdu. Zaten abimin haberi olduktan sonra beni arayıp sormayan sözde 'Ailemin' De haberi olurdu.
Ailenin itibarı ve dünürlere karşı mahçup olmamak için kayınvalidem ve kayınbabam ailemin bilmelerini istemiyordu. Bu durumda çekirdek ailede sır olarak kalmıştı. Tabi bu sır ne zamana kadar böyle olacak bilemiyorum.

"Senin sesin iyi değil. Bak söyle birşey varsa. Birbirimizin görümcesiyiz biz..
Ne konusa olursa olsun bana söyle."

Aslında o kadar çok istiyordum ki birilerine içimi dökmeyi.. Haykırırcasına ağlamayı..
Birinin saçlarımı okşayıp ağla demesini..
Çok ihtiyacım vardı çok.

Sesimi neşeli çıkartmaya çalışarak

"İyiyim ya yorgunum biraz gece Miran uyumadı. Bende uyuyamadım ondan biraz bitkinim."

"Hah! Bak ışte. Senin bu yeğenin beni çok yoruyor halası. Gene ağlıyor.. Kapatıp ona bakayım Eda'cım."

"Tamam tamam.. Bak sen yeğenime. Hadi görüşürüz."

Dedim ve kapattım telefonu.

Benim kendime ait hiçbirşeyim yoktu.
Bu telefon.
Bu ev.
Bu oda.

Hiçbirisi sadece bana ait değillerdi.
'Benim' dediğim birşey yoktu hayatta.
Sadece bebeğim vardı benim diyebildiğim. Onunda benden başka bir sahibi vardı. Babası vardı.
Kalbime binlerce kez işkence çektirmiş, en sonunda öldürüp kimsesizler mezarlığına gömen babası...

Odayı dolduran telefonun melodisi beni düşüncelerimden sıyırdı.
Telefona yöneldiğimde Emir'in aradığını görmemle telefonu tekrar yerine bırakmam bir oldu.
Telefon Çaldı..Çaldı..Çaldı
Ama ne ben açmama kararımdan vazgeçtim ne de telefon çalmaktan vazgeçti. O çaldı ben ise ruh hastaları gibi gözümü kırpmadan izledim çalan telefonu dakikalarca.
Sonunda beş kez aranan telefon durunca mesaj geldi ardından. Ben mesaja bakmak için kılımı bile kıpırdatmadım. Normalde meraklı bir insandım. Muhakkak ki bakardım o çağrıya ve mesaja. Fakat gurur bende meraktan daha ağır basıyordu.

Geçen gün Emir'e boşanma kararımı söylediğimde verdiği tepki geldi aklıma.
Deliye dönmüştü. Sinirden gözü dönmüş, bensizliğin ihtimalini bile düşünemiyordu. Dengesiz bir insandı. Suçu ile susup konuşmayacağına boşanma kararım yüzünden bana bağırıp sinirlenmişti. Onu anlamak gerçekten zordu.. Onun bazı huylarını ise yeni yeni çözüyordum. Ve bir huyuna daha teşhis koymuştum. Emir dengesiz bir insandı.

TÖRE SONUCU EVLİLİKHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin