Bu kitapta tiyatro hakkında arayıp bulmaya çalıştığınız birçok konuyu bir arada bulabilirsiniz. Seneler önce tiyatro üzerine açmış olduğum blog sayfamda yer alan tüm araştırmalarımı toplayarak bir kitap altına topladım.
Yazılar 2011 yılında blog ola...
Tiyatro küçük bir stadyum sanki. 15.000.000 kişi, belki daha fazla, durmadan bağrışıyorlar. İkide bir yükselen heyecan çığlıkları sahneye yöneltiliyor.
Upuzun bir sahne, yüksek, süslü duvarlarla çevrili. Sütunlar, heykeller, oymalar, seyircilerin oturduğu yerin üstü yine açık, ama sahnenin üzeri kapalı. Heyecanın nedeni sahnede dövüşen iki adam. Ölümüne dövüşüyorlar.
Hayır, gladyatör değil bunlar. Bu bir tiyatro oyunu, dövüşenler de oyuncular. Birinin ölmesi gerekiyor. Gerçekten ölecek. Gladyatör kavgalarına alışmış bir seyirci topluluğu taklit ölümlere katlanamaz.
Örnek olan oyuncu biliyor öleceğini. Maskesinin, altında ter döküyor, bütün vücudu titriyor korkudan. Bir yolunu bulsa o öldürecek karşısındakini ya da kaçacak. Ama karşısındaki kendisinden kat kat güçlü bir kavgacı, öldüremez ki!
Sonra kaçmak da kolay değil; üstelik kaçarken yakalanınca yalnız ölüme katlanılmıyor, işkence de var.
YANİ ONUN ROLÜ BELLİ! ÖLECEK!
Seyirciler durmadan bağırıyorlar, coşturmaya çalışıyorlar kavgacıları. İnsanın ezilmesinden, acı çekmesinden, öldürülmesinden hoşlanıyor bu seyirci, kan istiyor. Öyle olması isteniyor bu seyircinin. Yapılacak hiçbir işleri yok, her işlerini köleleri görüyor. Romalı bütün gününü bedava gösterilerde geçiriyor.
Oy avcısı adaylar ya da bir evlenmeyi kutlayan, bir cenazeyi unutulmaz kılmak isteyen zenginler düzenliyor bu gösterileri. Sahnedeki kavga ölüm vuruşuna ulaşıyor. Vuruyor öldürecek olan. Bir ölüm çığlığı, bir kölenin sahneyi kırmızıya boyayan kanı. (Ölecek olanlar, çoğunlukla ölüm cezasına mahkum köleler arasından seçilirdi.)
Seyirciler sevinçle bağrışıyorlar. Arkasından sıra sıra filler, atlar, develer geçiyor sahneden, bu da ayrı bir gösteri. Sonra, oyun kaldığı yerden devam ediyor. Seyirciler oturuyorlar yerlerine, canları sıkıla sıkıla oyunu seyrediyorlar. Ölümüne bir kavga olsa da biraz coşsak, eğlensek diye bekliyorlar, umutla bekliyorlar.
Kaynak: The Dramatic Story of the Theatre
20 Dakikada Antik Roma hakkında bilgi edinebileceğiniz video aşağıda yer almaktadır.
Roma, tiyatroya özgü bir katkı yapmaktan çok Yunan tiyatrosuna öykünmekle yetinmiştir. Bununla birlikte, Roma toplumunun estetik bir eşiği aşamayan, ama belli bir canlılığı sürdüren yöresel bir oyun geleneği vardır. Bunlardan biri, yöresel hasat şenlikleri ve evlilik törenlerinde hokkabaz-oyuncu- şarkıcıların söylediği ve belli bir temsil öğesini de barındıran Carmina Fescenninay'dı.
Güney İtalya'da doğan ve M.Ö. 3. yüzyılda Roma'da yaygınlaşan bir başka yöresel türde Fabula Atellana'ydı. Fars, parodi ve siyasal taşlama öğelerini içeren bu oyunlar, İtalyan tiyatrosuna Palyaço Maccus ve Budala Bucca gibi tipler kazandırdı.
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.