Öyle büyük bir çığlık atıyodum ki herkes bana bakıyordu.
"SENİ KORKAK! BANA NOT GÖNDERMEYİ BIRAKTA KARŞIMA ÇIK." Âdeta delirmiştim. Yanaklarımın ıslak olduğunu fark edince sustum. Saçlarımı yolasım geliyordu. Bu mektupları her kim yazıyorsa kesinlikle bana birşey anlatmaya çalışıyordu. Ama ben bunu anlayamıyor anlayamayınca da çok kızıyordum. Kimseye aldırış etmeden ordan uzaklaştım. Koşa düşe eve geldim. Kapıyı açıp arkamdan çarpacakken biri elini uzatıp kapıyı kapatmama engel oldu. İlk başta babam sandım. Sesini duyana kadar.
"İçeri girebilirmiyim?"
"T-tabii" o an bisikletimi orda unuttuğumu fark ettim. Panik yapıp kendimi kapının dışına atınca pisikletimin kapının önünde olduğunu fark ettim. Bu adam getirmiş olmalıydı. Demek ki oda ordaydı.
Annem kapıya gelip bu adamı görünce adeta rüyadaymış gibi adama baktı. Çok etkilenmiş görünüyordu. Bir anneme bir bu adama baktım.
"Tanışıyor musunuz?"
"Artık öyle." Dedi gizemli adam.
"Adım Richard Elmer Fargo."
"Memnun oldum Bay Fargo. Adım Elezabeth SKY. Buda kızım Diana." Bana yan gözle bakıp gülümsedi.
"Siz bana kısaca Elmer diyebilirsiniz."
Annem onu salona davet etti. Adamdan o kadar etkilenmişti ki bir kahve koymayı bile unutmuştu. Ona sinirli sinirli bakıyordum fakat o bana bakmıyordu. Ayıp olmasın diye ben gidip kahve koydum. Annem bana borçluydu. Sonra birden mutfağa, yanıma geldi. O daha ağzını açmadan ben konuştum.
"Bu adam kim?"
"Babanın bir iş arkadaşı galiba."
"Galiba mı?"
"Bilemiyorum, bana çok tanıdık geldi."
Suyun kaynamasını beklerken birlikte içeri geçtik. Söze karıştı.
"Neyin var? Seni orda gördüm. Delirmiş gibi korkuyordun. Heyecandan bisikletini bile almadan uzaklaştın. Bende peşinden geldim."
Ona olayları anlatmalı mıydım bilmiyorum.
"Tanımadığım kimselerden mesajlar alıyorum."
"Bu mesajları sorabilirmiyim?"
Biraz tereddüt ettikten sonra konuştum.
"TAHT ZAMANI"
Sözcükler ağzımdan dökülüverdi. Adam bir anda şok olmuştu. Şaşkınlıktan gözleri fal taşı gibi açılmıştı. Anlayamıyorum neden insanlar bu mektuplara bu kadar tepki veriyor? Evet normal bir şey değil ama çok abartılıyor. Özelliklede ebeveynler için. Ona gideceğim yaz okulundan, öğretmenim Emma'dan ve müdire bayan Hudson'dan bahsettim. Bay Elmer'ın elleri titremeye başladı. Ve sonunda kahvesini düşürdü. Sorun deyil deyip öne atıldım. Annem porseleni topladı ben bezle sildim. İkimizde yerlerimize oturunca bir süre sessizlik oldu. Bana lavabonun yerini gösterip gösteremeyeceğimi sordu. Onu yönlerdirdim. Biraz sendeleyerek ayağı kalktı. Zar zor ilerledi. O gidince annemle birbirimize baktık. Oda dalgın gibiydi. Fakat onda eskiden gördüğüm neşeyi bir türlü göremiyordum. 5 dakika geçti, sonra 10 dakika. Bay Elmer'dan hiç ses yoktu. Meraklanıp lavaboya gittim ve kapıyı çaldım.
"Bay Elmer. Orda mısınız?"
Ses yoktu. Kapıyı açtım. Hiç kimse yoktu. Koşarak salona geçtim.
"Bay Elmer gitmiş anne!" Annem yüzünde tuhaf bir ifadeyle baktı. Hiçbirşey demedi. Dönüp balkona geçti, telefon görüşmesi yaptı. (Herzaman ki gibi) Ayaklarımı sinirli sinirli sürterek odama geçtim. Şu lanet olası mektuba gene bakmak istiyordum.
♧♧♧
YOK! YOK YOK... Hiçbir yerde bulamıyorum. Ne Taht Zamanı, nede fotoğraflarım hiçbiri yok.
Koşar adımlarla mutfağa gidiyorum. Nefes nefeseyim. Buzdolabına baktım. Çocukluk fotoğraflarım. Albümlerim. Toplu aile fotoğraflarından kesip çıkarılmışım. Kendimi zar zor balkona attım. Annem yerinden fırladı. Gözleri kocaman açılmıştı. Meraklı bir hâlde bana bakıyordu. Elimdeki kesik fotoğraflar ve boş albümlerle karşısına dikildim.
"Babamın iş arkadaşı ne zamandan beri hırsızmış?"Not: Medyadaki Richard Elmer Fargo.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Gökyüzündeki Krallık
Science FictionHiçbir şeyden habersiz sıradan bir kız, nerden bilicek Uranos'un varisi olduğunu... Asırların en küçük ve ilk kız yöneticisi krallığı ayakta tutabilecek mi? Hadi hep beraber öğrenelim...