Eve yerleşmemiz uzun sürmedi. O kadar küçüktü ki bazı eşyalarımı garaj satışına çıkartmamız gerekti. Babamın bu evi neden bu kadar övdüğünü hâlâ anlamış deyilim. Çünkü bu evin yanında eski evimiz saray yavrusu gibi kalırdı. Bizimkiler temizlikle uğraşırken gideceğim yeni okula doğru kısa bir yürüyüş yaptım. (Bisikletle). Oraya yaklaşınca bisikleti kendim sürüklemeye ve okula doğru yürümeye karar verdim. O çocuklar hâlâ ordaydı. Biraz çekinsem de okulun içini merak edip yürümeye devam ettim. (Hayatımda verdiğim en kötü karardı.) Okul kapısından girip onları arkamda bırakınca arkamdan seslenmeye başladılar.
"Hey güzellik! Burda yenisin galiba." Olduğum yerde dim dik durdum ve sessiz bir küfü ettim. Duymuş olmalı ki sinirlendi ve beni gıcık etmek üzere üsteledi.
"Oooo... hırçın. Hoşuma gitti" daha fazla dayanamadım. Onlara doğru (sadece 3 kişiydiler) koşarak gittim. Aldığım dövüş eğitimleriyle çoğu zaman hava attığım doğrudur. Aramızda bir kulaç kala tekmemi kaldırdım. Aslında amacım boynuna, atardamarın olduğu kısma indirmendi. Böylece ufak bir sarsıntı geçirmiş olurdu. Hızlıydım. Ama o benden daha hızlıydı. Ayağım kafasına yaklaşınca geri çekilip ayağımı bileyimden kavrayıp neden orda olduğunu bilmediğim odun yığınlarının üzerine fırlattı. Hiç canım acımadı. Yada o anın şokuyla ben öyle zannediyordum. İlk başlarda hiçbirşey hissetmesem de sonradan kolum kırılmış gibi acımaya başlamıştı. İyi ya, gerçektende kırılmıştı. Beni yakamdan kavrayıp havaya çok rahatlıkla kaldırdı. Tepki veremedim. Elini yukarı kaldırdı ve yumruk yaptı. Tuhaftır ki ilk başta neden yaptığını anlamadım. Sonra kafama dank etti. Beni vuracaktı. Çocuğun arkasındaki tabelaya baktım. "Kadına şiddete hayır!" Diyordu. Bu çok gülünçtü. Elini iyice gerdi. Ben hâlâ kafayı bulmuş hâldeydim. Eli tam yüzüme dank edecekti ki birisi, güçlü birisi onu tuttu. Ben yere yığıldım ve tahminimce saatin 14:00 olması gerektiği hâlde bir anda gece oluverdi.
Uyandığımda hastanedeydim. Çevreme bakındım ama ailemi göremedim. Karşımda dikili duran çocuk hatırlarsam beni kurtaran kişiydi. Şimdi fark ediyorumda, bu çocuk ne kadar yakışıklıydı böyle. Benim için endişelenen bir tavrı vardı. Kolumda siyah bir şeyin siluetini gördüm. Sonra anladım ki incinmişti. "Merhaba. Adım Charles." Bu ani cümle üzerine bi an sessiz kaldıktan sonra kendimi güçlükle tanıttım. "Merhaba. Adım Diana." "Sevgili Diana, sen sormadan her şeyi anlatayım. Mahallenin kabadayı çocuğunu dövmeye kalktın (ki hak etmişti), ve seni yerde bulduk. Bayılınca onların elinden seni zar zor alarak buraya getirdim. Acile." Ve o sırada hafızam yerine geldi. Charles'da o çocukların arasındaydı. Fakat bu işe hiç bulaşmak istememişti. "Bu imkânsız. O piç beni dövemez."
"Babasının boks öğretmeni olduğunu göz önüne alırsak, evet, evet seni dövebilir." Ona sinirli bir bakış atınca bunu söylememesi gerektiğini anladı ve hemen sustu. "Hadi gel, taburcu edildin seni eve bırakıyım."
♤♤♤
Eve geldiğimde bir ton azar işittim. Annem ve babam o kadar endişelendi ki kolumdaki sargıyı fark etmediler. Fark ettikleri vakit bir ton daha azar işittim. Her şeyi anlatınca annem ve babam dava açacaklarını söylediler. Onlara ruh hastalarıymışlar gibi bakıp odama çekildim. Ertesi gün okul fena deyildi. Öyleleyin okul müdiresi bayan Hudson bana elinde bir telgrafla geldi. " Diana, bu telgraf sana isimsiz birinden gelmiş" " Bu devirde telgraf hâlâ kullanılıyormuydu yaa." Telgrafı aldım ve tam açacakken Bayan Hudson odadan hızla çıkıp bir telefon görüşmesi yaptı. Bu isimsiz 'telgrafın' kimden geldiğini ve içinde ne yazdığını çok merak ediyordum. Zaman kaybetmeden telgrafı açıp okudum. Üzerinde şaşırmaya yetecek iki kelime yazıyordu.
" TAHT ZAMANI"#Sevgili arkadaşlar gördüğünü gibi telefonum tamir edildi, artık düzenli bir şekilde yazmaya devam edebilirim😊
Teşekkür ederim.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Gökyüzündeki Krallık
Sci-fiHiçbir şeyden habersiz sıradan bir kız, nerden bilicek Uranos'un varisi olduğunu... Asırların en küçük ve ilk kız yöneticisi krallığı ayakta tutabilecek mi? Hadi hep beraber öğrenelim...