9. bölüm

130 19 6
                                    

Yazardan: Şimdiden şunu belirteyim... yazmakta en çok zorlandığım bölüm buydu. Onun için vote atıp (olumlu veya olumsuz fark etmez) yorum yaparsanız bütün emeğimin karşılığını alırım.
Teşekkür ederim...♡

Lafı fazla uzatmayacağım... şu lanet ahşap kapıdan çıkan lanet hizmetli yüzünden iki gündür baygınım. Uyandığımda olan şeyler belkide 28 kere intihara teşebbüs etmeme neden oldu. Yani bi düşünsenize... Urahoma'ya geldim, Uranosun varisi olduğumu anladım, şimdi hiç tanımadığım bir medeniyet için hiç tanımadığım biriyle savaşmalıyım ve en çok sinir bozan şey ise ailemin aslında gerçek annem ve babam olmadıkları.
Lütfen beyinlerinizin fırlamasına engel olun yoksa yazarımız okuyucularını kaybeder...

Bütün olay şöyle gerçekleşti...
Uyandım. Sevgili Emma beni sakinleştiriciyle uyutup buraya gelmemizi sağlamış. Sonrasında yaşananları biliyorsunuz. Gene bayılmışım. Gene uyanınca karşımda dikilen adamın Albert olduğunu anladım. (Emma'nın üvey babası) Emma'nın bana uzun bi zaman önce anlattığı hikâye gerçekti ve prenses bendim. O notları gönderen kişi Izabella'ydı.

Çocukluk (Yazarın ağzından):  Uranos asırlar boyu bu adayı yönettikten sonra ölüm vaktinin geleceğini anlar. Bu adayı asırlardır erkekler yönetmiştir. Ve tahtın başına geçecek olan kişinin bir kız olduğunu duyunca şok olur. Asırların geleneğinin bozulması krallığı çok etkileyecektir. Fakat yinede yerine gelecek olan kız çocuğunun güvende olması için herşeyi yapmaya hazırdır. Aylar ayları kovalar ve Uranos daha yeni varis doğmadan öleceğini ve kısa bir süreliyine tahtın boş kalacağını anlar. Bu durum düşmanları etkiler. O öldükten sonra sağ kolu ve yakın müttefiki olan rex'e varisi ne yapıp edip en kısa süre içinde bulmasını söyler. Kısa bir süre sonra Uranos ölür. Rex'in gözü asırlar boyu tahttadır ve yeni doğacak kızdan söz konusunu açmaz. Varisin yani Diana'nın doğacağını bilmeyen halk paniğe kapılır ve Rex tahtın başına geçer. Burda öğrencilere büyücülük, cadılık ve savaşçılık öğretilir. Urahoma'nın yönetiminde kral hariç 3 kişinin daha adı geçer. Büyü yöneticisi Albert, ana cadı Izabella ve komutan Jhon... Izabella ve Albert evlenir. Izabella'nın ilk evliliğinden olan çocuğu Emma'dır. Büyücülük konusunda sınıf birincisi olan emma aynı zamanda casusluk yapmaktadır. Rex'in komutasında Albert uzun bir kehanet büyüsü ile Diana'yı öğrenir. Rex Diana doğar doğmaz onu ana karaya gönderir ve sahte bir aile tutar. Aile olacaklardan haberdardır. Rex foyasının ortaya çıkması üzerine adadan sürgün edildi. Emma Diana'yı bulmak için yola çıkar. Şimdi Diana tahtın başına geçip Rex'in çıkardığı bütün savaş ilanlarını üstkenmek zorunda...

                     X X X

Psikolojim bozulmuş durumda. Benim için bir prensese layık bir oda hazırladılar. Yatağın üzerinde boşboş oturuyorum. Yaşadıklarımı düşünüyorum. Neden ben... şu koca dünyada milyarlarca kız varken aralarından niye ben seçildim. Adaletmi bu şimdi.
"Hayatın adil olduğunu kim söyledi?"

Albert. Kapının yanında durmuş:

"Hadi gel. Seni sarayın 3 büyük yöneticisiyle tanıştırayım."

Tepkisiz kaldım çünkü zaten gergindim. Albert beni 3 büyük yöneticiyle tanıştırmak için sarayın taa öbür ucuna götürdü. Yolunu kaybetmemesine hayret ettim. Benim kaldığım oda gibi büyük kapılı bir odaya geldik. İçeri girdiyimizde ana cadı Izabella (ve aynı zamanda okul müdiremdi), ve komutan Jhon'la tanıştım. Büyü başkanı Albert'la zaten uzunca bir süredir tanışıyorduk. Bir buçuk saat kadar o odada kaldım ve sarayın özgeçmişi, varisi olduğum Uranos, baş düşmanım olan 3 kâğıtçı REX ve sarayın başına oturacak olan ilk kız yönetici olduğumu öğrendim. Bir türlü onlara dikkatimi veremiyordum. Şifacıların dediyine göre hâlâ şok altındaydım. Görüşme bittikten sonra Alber beni iki kişiyle daha tanıştıracağını söyledi. Fakat ilk önce bahçeye çıktık. Burası mükemmeldi. Her çeşit çikçek gruplar hâlinde dizilmişti. Güneşliyi güllerle çevrili olan bir bankta oturduk. Ben hâlâ tanışacağım kişileri beklerken Albert sesizliyini korudu. Ve sonra konuşmaya başladı:

"Nasıl hissediyorsun?"

"Hı!"

"Yaşadıkların diyorum. Nasıl bir duygu?"

"Bu duygu... tarif edilemez. Mükemmel bir hayatım vardı. Prensesler sadece bize okunan ilkokul kitaplarında geçerdi. Taşınmamız benim için bir dönüm noktasıydı."

O hâlâ gözlerini içinde bulunduğumuz gökyüzüne dikmişti.

"Peki ya siz nasıl yaptınız. Sıradan... masum bir kızı nasıl bu duruma düşürdüz?"

"Sen zaten hep bu durumun içindeydin. Sadece dışlandın. Rex herzaman kötü bir insandı ve seni sakladı. 8 yılda bir kez yapılan kehanet büyüsü ile seni buldum. Sonra karımı ve kızımı gönderdim. Alışması zor..."

"Peki ben şuan nerdeyim?"

"Hep o gözlemlediyin galaksidesin. İnsanlar dünyanın düz bir tepsi olduğunu öne sürmüşlerdi eskiden. Ama düz bir tepsi olan biziz. Burası büyülü bir yer deyil Diana ve bizde mutant falan deyiliz. Burası bir gökada. Tıpkı samanyolu gibi, tıpkı andromeda gibi. Biz sadece kutsalız. Tanrı yarattığı 3 büyük meleği 3 görev için yarattı. Can alma, vahi gönderme, hava olayları. Uranos evrenden sorumludur. O bir melek deyildir biz de deyiliz. O ve biz kutsalız. Siz bize uzaylı diye hitap edersiniz. Fakat biz sihrin varolduğu bir yerde yaşıyoruz."

Ona öyle bir bakıyordum ki bunları söylediyine pişman olmuştu. Ben hep insanlığıma saygı duymuştum.
Ve bunları duymak canımı yaktı... çok yaktı...

                        💔💔💔

  Saraya geri döndüyümüzde fazla konuşmadık ve göz teması kurmadık. Beni tanıştıracağı kişi muhafızım ve bana arkadaş olabileceyini düşündükleri küçük bir dosttu. Kelimenin tam anlamıyla küçük. İçeride beni iki kız çocuğu bekliyordu. Birisi kumral saçlı, mavi gözlü çok güzel ve ciddi görünümlü birisiydi. Öteki ise kızıl saçlı, ela gözlü, boyu 1.50 lerde olan bir kızdı. Küçük olmasına rağmen aynı yaşta olduğumuza bahse girebilirdim. Albert uzun olan kıza döndü ve:

"İşte bu senin muhafızın. Soylu birisi olduğun için güvende olmalısın. Oda henüz eğitim aşamasında olmasına rağmen gayet iyi. Sevgili Diana, bu Mia"

Mia hızlıca önümde selam verdi. Heyecanli gözüküyordu. Tatlı bir kızdı. Bana çok samimi bakıyordu.

"Ve işte bu küçük arkadaşımız sarayın baş hekiminin kızı. Onu iyi tanıyorum ve burda yakın bi arkadaşın olmasını istiyorum. Diana, bu Ashley."

Ashley'de hemen önümde selam verdi. Oda bana çok içten bakıyoru. Şimdiye kadar hiç konuşmamış olsalarda onların benden çok memnun oldukları gözlerindem okunuyordu. Albert biraz tanışıp kaynaşmamız için dışarı çıkacağını söyledi.

Şuanda yanımda durun bu iki kız ileride en yakın arkadaşlarım olacaklardı belkide.
Kim bilir...

Gökyüzündeki KrallıkHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin