18.ÖLÜMÜN FISILTILARI

152 23 104
                                    

Yabancılara teslim olan hayatım, şu an yeni bir yabancıyı daha arasına alıyordu. Herkes gibi gidecek olan bu yeni yabancı, aynada duran yansımama aitti.

Kırmızıya boyanan dudaklar, yukarıya doğru kıvrılan kirpikler, yanaklara sürülen allık ve abartıya kaçmış boyalı kaşlar..

Hiçbiri benim, ben olduğumu savunmuyordu.

Uzun saçlar omuzlarımdan aşağıya sarkmış vaziyette iken,üzerimde duran siyah saten elbise ile çokta şık durmuyordu açıkçası.

Ama unurumda da değildi.

"Keske saçlarına şekil verseydik.." diye mırıldanan Çisil'e dönüp "Gerek yok." dedim daha fazla uzatmadan.

Çisil kendini toparlayarak ayağa kalktı ve arkama geçip aynada ki yabancıya baktı.

"Çok güzel ve çekici görünüyorsun."

Gözlerimi devirdim.

Karşımda ki aynada duran yabancı yansımamı gördükçe midem bulanıyor, başım dönüyordu.

Açsın, ondandır.

Gözlerimi bir kez daha devirdim.

"Hadi gidelim tatlım." diyen Çisil'i başımla onayladım.

İstemiyordum. Hemde hiçbir şeyi.

"Umarım bu gece çabuk biter." diye mırıldanarak yerimden doğruldum.

Çisil ile tüm eşyalarımızı alıp odayı olduğu gibi bırakarak asansöre doğru ilerlemeye başladık. Asansör kapısı açıldığında içinde biri olduğunu görünce umursamadan başımı eğdim ama asansörde ki kişinin kim olduğunu kavradığımda aradan bir saniye geçmeden başımı tekrar kaldırıp tekrar baktım.

Takım elbisesini değiştirmişti. Yeni giyindigi siyah takım elbisesi ile az öncekinin aksine daha şık ve daha karizmatik duruyordu.

"Biz de aşağıya iniyorduk." diye lafa giren Çisil, kolumdan tutarak beni asansöre geçirdi.

Gözlerim hâlâ mavi gözlerinin esiri altında olsa da korkmamaya ve güçlü durmaya özen gösteriyorum. Gözlerimi mavi gözlerden alarak asansörün kapanan kapısına doğru çevirdim. Aramızda sadece Çisil olmasına rağmen bir kaç adım önde olduğu için -pek aramızda da sayılmıyordu aslında- ben ve Uzay arka plana atılmış konserve kutuları gibiydik. O konserve kutusu hâlâ bana bakmaktayken benim bozulmam an meselesiydi.

Asansör durup kapısı açıldığında Uzay hala bana bakıyordu.

Umursamadan öne doğru bir adım attım. Ve öne doğru bir adımım sonunda kolumu sertçe kavrayan ele baktım.

"Yanımda dur. Beraber yürüyelim." Gözlerimi, kolumu kavrayan kaba elden çekerek mavi gözlere sabitledim.

"Kendim de yürüyebilirim."

''Sanmıyorum.''

''Sana soran olduğunu düşünmüyorum.'' dedim kesin bir tınıyla. Kavradığı kolumu bırakarak elini diğer omzuma attı ve beni kendine doğru sertçe çekti.

''Sana bir şeyi ikiletmeyi sevmediğimi söylemiş miydim?'' alaycı gülümseyişin arasından bu sözleri kulaklarıma varıncaya kadar nefesim kesilmişti. Şu an bu sözlere cevap aramak yerine nefesimi düzene sokup başımı eğdim.

''Bende öyle tahmin etmiştim.'' diyerek omuzumu bırakıp koluma girdi ve öne doğru adım attı. Peşinden bir adım atmak zorunda kaldım.

Bir adım daha.. Bir adım daha.. Az kaldı..

Yayımlanan bölümlerin sonuna geldiniz.

⏰ Son güncelleme: Sep 29, 2018 ⏰

Yeni bölümlerden haberdar olmak için bu hikayeyi Kütüphanenize ekleyin!

AZRAİLLE ÖLÜM OYUNUHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin