17.OLMAYAN GÜVENİN VARLIĞI

77 20 247
                                    

Ellerimin titremesine engel olmak istercesine ellerimi sıkıca tutan Çisil'e baktım.

Benim sakin olmamı söylüyordu. Sakin değil miydim ki?

Gayet sakinim bence.

Gözlerimi Çisil'den çekerek etrafımı süzdüm. Bir restauranttayız sanırım. Garson kıyafeti giyen bir adam elindeki yer sileceği ile yeri siliyordu. Umursamadan yemeklerle dolup taşan masalarda oturmuş insanlara baktım. Onlarda bana bakıyorlardı. İki kaşımın ortası iyice derinleştiğinde ellerimi sıkıca tutan ellerden kurtarıp yanaklarımı sildim.

Gözyaşlarım yanaklarımı ne ara sulamıştı?

Kendine gel Mira.

İçimde ki kızın sesi boş zihnimde yankılandığında irkildim.Etrafımdaki tüm gözler üzerimdeydi. Atakan, Özgür, Serkan ve diğer tüm insanlar bana bakıyordu.

"Mira?" ince ve yumuşak sesi işittiğimde hala bana bakan gözlere bakıyordum.

Uzay nerede?

Aklıma ilk düşen soru ile başımın üzerinde sakinleşmem için saçımı okşayan Çisil'e titrek sesimi ulaştırdım.

''Uzay yok..''

Çisil yüzüme doğru eğilen başını kaldırıp etrafına baktı. Daha sonra Serkan'a "nerede" diye sorar gibi başı ile bir işaret yaptığında Serkan ellerini iki yana açıp "Bilmiyorum." deyince endişelenmeye başlamıştım.

En son...
En son ne olmuştu?

Sakarlıktan ziyade aptal gibi korkarak çorbayı yere dökmüştün.

Kimden, ben..ben neyden korkmuşum?

Şu an burada olmayan, senin mezarını kazamaya giden kişiden.

Hayır..

Hızla ayağa kalkarak ''Uzay nerede? Nereye gitti? Beni öldü-'' diye bağırmaya başladığımda kaba bir el ağzımı kapattı. Olduğum yerde donup kaldım.Kimse kıpırdamadan bana ve ağzımı kapatan kişiyi izliyordu.

Sonunda sıcak nefes kulaklarımı yalamaya başladığında Uzay'ın sesi içimde konaklayan sıkıntıyı ziyaret etti.

''Sakın..sesini çıkarma ufaklık...'' hızlı nefes alıp verirken sıcak nefes kulaklarımı yalamaya devam etti. ''...Şimdi seni bırakacağım ve bana dönüp sıkıca sarılacaksın.Tüm şüpheli gözler şu an bizi izliyor. Dikkatli ol. Yoksa..'' Sözünü bitirmeden hemen başımı olumlu anlamda salladım çünkü bu cümlenin sonunu tahmin edebiliyordum..

Gözlerimi kapatıp derin bir nefes alarak zihnimde oluşturduğum af sandığının içine bir kaç cümle daha sıkıştırdım. ''Affet annem. Azrailim'e sarılacağım. Bunu senin için yapacağım..affet.''

Uzay elini yavaşça ağzımdan çektiğinde hızlıca ona dönüp sımsıkı sarıldım. Gözyaşlarım tekrar yanaklarımı ıslatmaya başladığında nedense güven duygusu içime işledi. Artık güvende miydim yani?

Annen seni duyuyor Mira..

İçimde ki kızın verdiği müjdeleyici haber ile Uzay'a daha sıkı sarıldım.

Bana karşılık vermedi.

Umurumda değildi çünkü kendimi uzun zamandır ilk defa güvende hissediyordum. Şu an bu durum ne kadar umurumda olabilir ki? Saçma olsa dahi cidden umurumda değildi. Bencil olma sırası bendeydi, bir dakikalığına da olsa bendeydi işte..

''Tamam, kes artık şunu.'' Uzay sessiz homurtularını kulaklarımdan bilincime ulaştırdığında hıçkırarak ağlamamak için kendimi zor tutuyordum ve bu yüzden de daha sıkı sarıldım ona.

AZRAİLLE ÖLÜM OYUNUHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin