11| Sadece bencilim.

6.8K 720 218
                                        

Medya: The Neighbourhood - Afraid

Nolursunuz oy vermeyi unutmayın ve bol bol yorum yapın. Keyifli okumalar!


***


Taehyung ve ben iki koca aptaldık. Taehyung'a uyup bu kadar içtiğim için ben ondan daha aptaldım.

İkimiz de zil zurna sarhoştuk ve kalabalığın gittikçe azaldığı barda salakça birbirimize bakıyor, hiçbir şey yokken birden kahkaha atmaya başlıyorduk. Başım deli gibi dönüyordu ve oturduğum sandalyede bile dengemi sağlamakta zorlandığımı hissediyordum.

Tanrım, çok içmiştik. Deli gibi içmiştik.

"Beyler, bana ikinizden birinizin telefonu lazım," demişti saatlerdir içkilerimizi tazeleyen barmen. Suratında yorgun bir ifade vardı. Sanki bizden bıkmış gibiydi. "Sizi buradan götürecek birini aramam gerek."

"Ben gitmek istemiyorum!" Taehyung'un küçük bir çocuk gibi mızmızlanmasına gülerek ceketimin cebindeki telefonu çıkarmış, barmene vermek yerine kilit ekranını açıp son aramalardan rastgele birini aramıştım. Gözlerim odaklanmakta zorluk çekiyordu. Bu yüzden kimi aradığımı bilmeden telefonu kulağıma dayadım. Çok geçmeden kulağımın içinde yankılanan sese hemen yanımdaki Taehyung'un telefonunun sesi de eşlik etti.

Taehyung homurdanarak ve biraz da zorlanarak telefonunu cebinden çıkardı. Kimin aradığını çözmeye çalışırken ben de her kimi aradıysam telefonu açmasını bekliyordum. Sonunda çağrım yanıt bulurken "Alo?" demiştik Taehyung ile aynı anda ve sesimizin yankılanmasıyla telefonumuzu kulağımızdan çekip ekrana bakmıştık.

Ne olduğunu anladığımızda, resmen Taehyung'u aramıştım, gülme krizine girerken barmenin ofladığını işitmiştim ve hemen ardından telefonum parmaklarımın arasından kaymıştı.

Tam itiraz edecektim ki tanımadığım barmenin telefonun ekranı üzerindeki korkunç bakışları söyleyeceklerimi yutmama sebep olmuştu. Boş verip ne yaparsa yapsın dedim kendime ve onu izlemeye başladım. Gece boyu iki salak ile ilgilenmek zorunda kalan bu adam bizden çok değil, birazcık büyük gibi duruyordu. Benden uzun boylu olduğu kesindi. Siyah saçları ve kahverengi gözleri benimkine göre koyu olan teninde hoş duruyordu.

Min Yoongi kadar hoş değildi ama. Beyaz teninin üzerine dökülen koyu gri saçları ve içime işleyen bakışları kadar hoş değildi. İnce ve uzun parmaklarına ev sahipliği yapan damarlı elleri vardı bir de... bir de kiraz kırmızısı ince dudakları. Beni öptüğü, ve benim de onu tekrar öpmek istediğim o tatlı dudakları...

Düşüncelerimin gittiği yönü fark ettiğimde başımı sallayıp kendime gelmeye çalıştım. Tanrım, o da nereden çıkmıştı? Zihnimdeki Min Yoongi siluetinden kurtulmaya çalıştım. O sırada barmenin sesini işittim. "Alo?" dedi karşı tarafa. Kimi aramıştı ki acaba? "Bu telefonun sahibi bir arkadaşıyla şu an düzgün bir cümle bile kuramayacak kadar çok sarhoş bir durumda. Kendilerini gelip almanız mümkün mü?"

***

"Jimin," dedi Taehyung kıkırtılarının eşliğinde. Kafasını bar tezgahının üzerinde birleştirdiği kollarının üstüne yaslamıştı ve arkamda bir yerlere bakıyordu ve tahminlerimce barmenin telefonumla yaptığı görüşmenin üstünden de kırk dakika geçmişti. "Tanrıyı görüyorum." Sesi hayranlık doluydu. "Gözlerimin önünde tanrının silueti var şu an." Bir kez daha kıkırdadığında ben de ona eşlik ettim.

Evet, ben uçuktum ama Taehyung benden de uçuk gibiydi. Resmen inanmadığı bir varlığı gördüğünü iddia ediyordu.

"Sen tanrıya inanmıyorsun bile aptal." dedim gülüşlerimin arasında. O ise yaslandığı yerden doğrulup bakışlarını netlemeye çalışmıştı. "Ah, Jungkook bu!" demişti oturduğu tabureden inerken. Dengesini sağlamak için tekrar tabureye yaslanmıştı. "Jimin, tanrı sandığım Jungkook'muş!" Bir çocuk gibi heyecanla ellerini çırptığında kaşlarımı çatıp yaslandığım bar tezgahından doğrulmuştum.

7 Rings // Yoonmin Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin