Koca Dipsiz Boşluk

5 1 0
                                    

Yoktu...
Gitmişti.
Benden erken uyanıp habersizce gitmişti. İnsan bir haber verirdi.
Ortalıkta kimse yoktu. Her zamanki gibi yine çekip gitmişti. Dönse bile hiç bir şey değişmiyor. Ben bunu öğrenmiştim. İçimdeki neyin nesi olduğunu bilmediğim bir ses onun gelmediğini sadece gelmiş gibi görünüp hayatımı tekrar yıkmak için gelip gittiğini söylüyordu. Nefesim tekrardan daralmaya, ellerim ayaklarım kitlenmeye başladı. Korkmuştum. Acı çekiyordum.Atak olduğunu söylemişlerdi. Tekrardan gitmeyi düşündüm. Hastaneye gittiğimde serum taktılar. Kendime gelmiştim. Eve dönmek için hazırlanmaya başladım ve hastaneden çıktım.
O içimdeki nefret ettiğim her şeyin  sözleri hâlâ aklımda kendimi değil kendimi öldürmek isteyen tarafımı öldürmek istiyordum. Nasıl yapacağımı bilmiyordum. Yoksa ruh hastası mıyım?
Benim sorunum ney?
Bu yaşadıklarım hayal mi gerçek mi?
Ben var mıyım yoksa bir hiç miyim?
Ben kimim!?
Sürekli soru soruyordum kendime.
Eve gelmiştim kapıyı açtım ve girdim.
Direk kanepeye uzanıp keşke kızım yanımda olsaydı diyerek iç geçiriyordum. Tabii ya polisler hiç bir haber vermemişlerdi. Yoksa bir haber alıp bana mı söylemediler? Yok daha neler! Saçmalıyordum. Koşarak evden çıktım. Karakola doğru yola koyuldum. Karakola girdiğimde kızımın kaçırıldığını söylediğim polisin odasını buldum. Kapıyı çalarak içeriye girdim.
"İyi günler" dedim. Başını kaldırarak bana bakan polis "iyi gunler. Ne şikayetiniz vardı" diyerek karşılık verdi.
"Buraya bir kaç gün önce gelmiştim kızım kaçırılmıştı acaba ondan bir haber var mı?"diye soracaktım. Polis tuhaf bir yüzle "maalesef "dediğini duyunca ruhumun bedenimden çıktığını hisseder gibi oldum. Resmen beynim beni bırak sen devam et diyordu. Sinirlerim bozulmuştu. Ağlamamak için zor tutuyordum kendimi.
"Tamam sağolun" diyerek karakolu terk ettim. Boş sokaklarda dolanıp durdum. Geçtiğim yerleri bile tekrar tekrar geçiyordum sanki. Oturdum öylece,sokaklardan gelip geçene baktım. Herkes mutluydu sanırım ya da dıştan ben öyle görüyordum,bilmiyorum. Eve gitmek istemiyordum. Evde tek yaptığım şey kafayı yemekti. Akşam olmuştu. Ve akşama kadar boş boş gezelediğimi fark ettim. Acıkmıştım ama iştahım da yoktu. En yakın cafeye girerek ufak tefek bir şeyler atıştırdım. Cafeden çıkarak yürümeye devam ettim. Nereye gideceğimi bilmiyordum ki ne kadar yürüyeceğimi bileyim. Öylece kafa dinlemeye çalışırcasına adım atmaya devam ettim. Yol kenarında park olduğunu fark edince parka doğru yöneldim. Ne yapacaktım ki parkta? Ne işim vardı? İçimdeki ses mi götürüyor acaba? Neden gittiğimi,bir anda parka gitme isteğimin nerden geldiğini bilmiyordum. Yürümeye başladım ve sokağa dönük bir banka oturdum.Çevrede kimse yoktu. Evlerin ışıkları teker teker yanmaya başlamıştı. Sokak lambaları ile tek başıma kalakaldım. Karanlık da yanımdaydı. Telefonumu çıkardım ve saate baktım akşam 20.13'dü. Oturdum...
Ne geçen vardı, ne de bir ses.
Hiç ses yok diye düşünürken inceden sesler kulağıma dolmaya başladı.  Arkamda biri sanki ısınmaya çalışıyormuş gibiydi . Döndüğümde bir de baktım ki ...

~Sizce o kim?
~ Kızı mı?
~ Yoksa yeni tanışacağı bir kişi mi?
                          😊😊😊

Sessiz ÇığlıkHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin