İnanmak İstemiyorum

10 1 0
                                    

Ellerini sıcak nefesiyle ısıtmaya çalışan küçük 9-10 yaşlarında sarı uzun örgülü saçları,yeşil kocaman gözleri ve beyaz tenli bir kız çocuğu vardı. O yeşil gözleri ağlamaktan kıpkırmızı olmuştu. Titriyordu. Üzerinde kırmızı ince bir tişört, altında karamel sarıya çalan pantolonu vardı. Hızlıca kalkıp bir kaç adım uzağımdaki banka gittim. Hiç düşünmeden üzerimdeki yünlü montu sırtına koyarak iyice sardım. Kız "teşekkür ederim sağ olasın" diyerek gülümsemeye çalıştı. Ne olmuştu bu kıza? Neden ağlıyordu? Bu saatte burada neden tek başınaydı? Ne
yapmışlardı küçücük kıza?
Sormaya dilim varmıyordu. Belliydi kötü bir şeyler vardı. Kız sürekli yüzünü kapatarak ağladığını göstermek istemiyormuş gibi davranıyordu. Yanına oturdum ve "adın ne bakalım senin?"diye sordum. "Adım Sumru abi"diye cevapladı. Abi kelimesine hasret yaşarken birinin hatta küçük bir kızın abi dediğini duymuştum. İlk defa mutluluk duygusunu bir kaç saniye yaşadıktan sonra" adın güzelmiş,çok beğendim" diye cevap verdim. Konuyu öğrenmek için elimden geleni yapıyordum ama ne diyeceğimi bilmiyordum. "Sen ne yapıyorsun burada abi? Üşümüyor musun? İstersen al montunu vereyim ben artık üşümüyorum ısındım" diyordu ince bir sesle. "Yok hayır mont dursun üzerinde üşümüyorum" diyerek montu iyice sırtına örtüm. Neden burada olduğumu  söyleyemiyordum. Kızım kayıp onu arıyorum her yerde mi diyecektim?
Diyemezdim." İçimdeki ses getirdi beni buraya ben de oturdum öyle. Peki sen neden buradasın?"diye sordum. Cevap veremeden ağlamaya başladı. Hıçırıkları durmuyordu,ağlamasına dayanamıyordum.
"Tamam,ağlama istediğin zaman anlatabilirsin. İçini dök,kurtul. Her şeye yardım ederim. Ne sorunun varsa çözerim "dedim ve kız yüzüme baktı. Nedense yüzü kızımı aklıma getirmişti. Yutkunamıyordum. Boğazımda cümleler kalmış gibi,beynim ise devre dışıydı. Kendime gelerek "bak,insanlar güvenediği bir kişiye her derdini anlatabilir hem içi rahat eder hem de sorunlarına çözüm bulur. Bana güvenebilirsin. Kız çocuklarını canımdan çok severim ve hep yardım ederim,senin de sonuna kadar yanında olurum yardım ederim" dedim.
" Derdimi anlatsam nasıl çözüm bulacaksın. Ya bir çözümü yoksa. Hem ben sana güvenmiyorum,seni tanımıyorum sana nasıl derdimi anlatabilirim ki. Hem kız çocuklarını neden seviyorsun erkek olsaydım sevmeyecek miydin? Erkek olsaydım yanıma gelmeyecek miydin? "
Ne yapacağımı ne diyeceğimi bilemedim. Bir kaç dakika sessizlik kapladı her yeri. Kız çok akıllıydı.Sanki karşımda büyük biri duruyordu. "Sana nasıl güvenebilirim bana kanıtla.Kız çocuklarını neden bu kadar çok seviyorsun?"diye soruyordu. Yutkundum. Ne diyeceğimi kafamda tasarlayarak söze başladım." Kızım vardı benim daha çok küçük. Gözüm gibi bakardım ona ama..."
Başka da bir şey diyememiştim.
" Ne oldu kızına?"
Bu sorudan korkuyordum.
" Kızım yaklaşık bir haftadır kayıp" dedim ve gökyüzüne kafamı kaldırdım.

"Siz hiç gözyaşınız akmasın diye gökyüzüne baktınız mı? "

Tam olarak öyleydim. Gözyaşlarım akmasın diye gözlerimi gökyüzüne dikmiştim. Kız şaşkındı ve ne diyeceğini bilmiyordu.
Ağlamak koca adama yakışır mı?
Koca adam olmuştum, gençtim ama içimde hiç büyümeyen bir çocuk yatıyordu. Çocukluğumu yaşayamamıştım ki!
Yüzümü indirip kıza baktım ve "bulacağım onu,ne pahasına olursa olsun bulacağım" diyerek gülümsemeye çalıştım.

"Ne zor değil mi kalbin acı doluyken gülümsemeye çalışmak"

"Bulacaksın tabii çünkü o senin kızın. O sana ait sana baba diyecek başka kimseye diyemez değil mi?"
İçimdeki koca umutsuzluk birden yerini küçük bir umut ile değiştirdi. Kız acı acı,boğuk bir sesle,
"Bana çok kötü şeyler dediler" diyerek anlatmaya başladı. Sanırım bana güvenmişti.
"Ben 10 yaşındayım. 6 yaşımdayken annem ve babam ölmüş. O sıralar yalan söylüyorlar diye inanmıyordum kimseye. Her gün annem ve babamın gelmesini bekliyordum. Uzun zamandır annem ve babamı soruyordum ama kimse cevap vermiyordu. Keşke hiç büyümeseydim. Büyüdüm ve her şeyin farkına vardım. Bugün yine annem ve babamdan konu açıldı. İki tane abla annen ve baban öldü,senden nefret ediyorlar seni bırakıp gittiler ve asla geri gelmeyecek dediler.
Ben de kaçtım oradan dayanamadım."

Kaderimiz aynıydı. Ben bile bu yükü kaldıramazken küçücük bir beden nasıl dayanabilirdi ki. Ağlıyordum. Kız da ağlıyordu. Nefesim kesiliyordu sanki. Daralıyordum. Üşümüyordum ama titremeye başlamıştım. Sanki biri kalbimi parçalıyordu,acımadan câni bir şekilde. Annen ve baban senden nefret ediyor demişler Allahsızlar!
İçimde nefret savaşı çıkmıştı. Bir türlü kendime gelemiyordum. Beynim uyuşmuştu. Kızın üzülmesine dayanamıyordum. Kendimi topladım ve "Sana yalan söylemişler,hiç bir anne ve baba çocuğundan nefret edip bırakmaz"
Kısa bir sessizlik sonrası sessizliği bozdum.
"Seni kim büyüttü,nereden kaçtın?"
"Beni günler büyüttü abi"dedi. "Günler"diyeceğini düşünmüyordum. Ben de istemeyerek büyümüştüm. Beni de hem karanlık hem yalnızlık büyüttü. Sürekli o günleri hatırlıyordum. Gözlerim yanıyordu. "Senin bir ailen var en azından,kızın da bulunacak " diyen kıza yüzümü çevirdim. Benim bir ailem yoktu ki. Ne cevap verecektim.
" Benim ailem de ben küçükken ölmüş . Tek başıma büyüdüm sayılır" Yüzüme şaşkınlıkla bakan kız,
" Özür dilerim diye "karşılık verdi. "Özür dilenecek bir şey yok,eninde sonunda sana anlatacaktım"diye cevap verdim.
Hep tek başıma ağlarken aynı kaderi paylaşan iki kişi yan yana ağlıyorduk. Dünya çok garipti. Yalnızlık da bir yerden iyi bir yandan kötü.
İyi yanı başına hiç bir şey gelmiyor biri seni tanımadığı için senin hakkında boş konuşmuyor.
Kötü yanı ise mesela kalbinin bir yarısı şarkı söyler sadece bu şarkıyı
diğer yarısı duyar. Hem içimden kendi kendime konuşuyordum hem de bilincimi yitirmişcesine etrafa boş boş bakıyordum. Kıza dönerek,
" hiç muhattaolduğun kimse yok mu? Nerede yaşıyorsun?"diye sordum. Kız sadece yüzüme baktı sonra da bakışlarını indirdi. Sanırım cevap vermek istemiyordu.
"Anladım cevap vermeyeceksin galiba. Gidecek yerin de yok muhtemelen, öyle gözüküyor.Seni burada bırakıp gidemem"
Kız sadece söylediklerimi dinliyordu ve tepkisi yoktu. Dediklerimi düşünüyor gibiydi.
"Tek yaşıyorum,bir evim var gidelim bugün bende kal sıcacık bir odaya yatacak yer hazırlarım. Ben de rahatsız olma diye başka odada uyurum. Sabah da dinlenmiş kafayla konuşur her şeyi hallederiz,ne dersin Sumru?"
"Gidecek yerim yok sokaklar ıssız ve tehlikeli seni de biraz olsa yalnız bırakmayayım"diyerek banktan kalktı.Yürümeye başladık.
Uzun zamandır yürüyorduk ama hâlâ ev görünmüyordu. Dalgın bir halde gelmiştim. Ne kadar fazla yol yürümüşüm ama farkında değilim.
Elimi aşağıya doğru çekiştirildiğini fark ettim ve kafamı eğerek,
" ne oldu?" diye sordum.
"Ne olacağı mı var? Çoktandır yürüyoruz! Ne ev var ne bişey! Yoruldum"
"Yürümeye devam edelim az kaldı hem buradan geçen hiç taksi de  yok yapacak bişey kalmadı. Ne yapabiliriz sence? "
"Yürüyeceğiz" dedi ve beraber yola devam ettik.

~ Sizce küçük kızın cevap vermediği soruların cevabı ne?
Kimsen yok mu?  Nerede yaşıyorsun?
~ Bence diğer bölümde şaşırtıcı cevaplar öğreneceksiniz!
~ Okumaya devam. Siz okudukça ben yazacağım...
~ Bakalım tam olarak kızın başına ne gelmiş? 😊😊😊

Sessiz ÇığlıkHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin