twenty [M]

8.4K 562 341
                                        

Kapıya yasladığı bedenimi yere indirip ayaklarımın üzerinde durmamı sağladıktan sonra iki elimi de kafamın üzerine birleştirdi. Bu sırada dudaklarımı bırakmadığından ikimiz de nefes konusunda sorun yaşasak da ikimiz de bırakmak istemiyorduk. Ellerimdeki ellerini indirdi ve gömleğimin altına soktu. Elleri biraz soğuk olduğundan vücudum titremişti. Bunu fark ettiğini sırıtarak belli etmişti.

Hala elleri karnımdayken, öpüşmemizin içinde konuştu. "Sana deli oluyorum, Jimin-ah..." Derin bir nefes alıp devam etti. "Ancak bu kadar etkilenmemin sağlığıma zarar verdiğini hissedebiliyorum. Senin yüzünden günlük hayattaki işlerimi yapamıyorum, sürekli aklıma gelip beni çıldırtıyorsun." Yine bizi derin bir öpüşmenin içine çekeceğini düşünürken vazgeçti ve tekrar konuşmaya başladı. "Sürekli seni hissetmek istiyorum, sürekli seni istiyorum." Bu sefer bizi gerçekten bir öpüşmenin içine çekmişti. Hala gömleğimin içinde olan ellerini belime sardı. Benim de hala yukarıda olan ellerim yorulmaya başlayınca geniş omuzlarına koydum ve onu daha da yakınıma çektim.

Beni kucağına alıp koltuğa taşımaya başlayınca omzundaki ellerimi boynuna sardım. Koltuğa ulaştığımızı kumaşa değen sırtımla anlamıştım. Normal koltuklara göre geniş olduğu için şükretmiştim. Üstümde duran Jungkook'un tişörtünün eteklerini tuttum ve tişörtünü çıkardım. Yine öpüşmeye başlayacakken onun üstüne çıktım. -Nasıl ben de bilmiyorum, herhalde ortamdaki hissettiklerinden dolayı zayıf düşmüştü.- Kasıklarına sert bir şekilde oturduktan sonra, önümde üstsüz bir şekilde oturan Tanrı'ya baktım. Ortamdaki havadan dolayı terlemiş ve vuran ışıklarla parlıyordu. Ellerimi çıplak karnında gezdirdim ve göğsüne ulaşıp durduktan sonra yine dudaklarımızı birleştirdim. Birkaç dakika böyle geçtikten sonra artık dayanamamış olacak ki -ben de dahil- beni altına alıp gömleğimi ve şortumu hızlı bir şekilde çıkardı. Ben de onun pantolonunu bir çırpıda çıkarıp ikimizi eşit kılmıştım. Bir anda dilini yanaklarının içinde dolaştırdığında, neden sinirlendiğini anlamamıştım.

"Bu şortla... Birçok kişinin güzel kalçanı ve baldırlarını gördüğüne inanamıyorum." Derin bir nefes aldı ve kulağıma yaklaşıp fısıldadı. "Sanırım bir ay yürüyemeceksin, bebeğim. Babacığın, bu duruma çok sinirlendi." Sırıtıp geri çekildiğinde ürpermiştim. Hızlıca boxerımı yere attı ve parmaklarını ağzıma uzattı. Ne yapmak istediğini anladığımda ağzımı açtım ve emdim. Daha yeni emmeye başlamışken hemen ağzımdan çekti. Cidden... canım acıyacaktı. Beni ters çevirdi ve ellerimin üstünde durup kalçamla buluştuğunda, odada tok bir sesin yankılanacağı kadar hızlı bir şaplak attı. Daha sonra vurduğu yeri okşayıp bir kez daha attı. Ben ise hem acının hem de zevkin verdiği şehvetle inledim ve kafamı koltuğa daha da bastırdım. Beklemediğim bir anda neredeyse kuru parmaklarını içime soktuğunda, bu sefer daha yüksek bir sesle inlemiştim. Birçok kez gelgit yaptıktan sonra çekti ve ne zaman çıkardığını bilmediğim boxerını yere atıp erkekliğini acı verici bir şekilde içime yerleştirdi. Sırtım yay şeklini alıp kalçam daha da havaya kalktığında biraz önce bıraktığı şaplaklarına devam etti. Cidden hızlı ve zevkli bir şekilde hareket ediyordu ve cidden zevkten oracıkta bayılacağımı düşünmüştüm.

Terlemiş ve biraz uzamış saçlarımı çekip kafamı yukarı kaldırdığında inlemiştim. Bir anda durduğunda neden böyle bir şey yaptığını anlamaya çalışırken nefes nefese kalmış bir şekilde, "Üstüme çık." demiş ve hızlı bir şekilde üstüne çıkıp kendimi tekrar yerleştirmiştim. Karnından destek alıp aşağı yukarı hareket ederken o da kalçamı tutmuş ve aynı şeyi yapıyordu. Ne kadar olduğunu bilmediğimiz süre boyunca yaptığımız şeyden sonra yürümekte biraz zorlanacağımı biliyordum. Ancak umurumda mıydı? Hayır.

Sonunda ikimiz de boşalmış ve ben de kendimi onun üstüne atmıştım. O sırada bir telefondan mesaj gelmiş ancak umursamayacak kadar yorgunduk. Neredeyse uyuyacakken Jungkook burada uyumamamız gerektiğini ve giyinip eve gitmemizi söyledi. Onu umursamamaya devam edip altımdan çıkmış olsa bile yatmaya devam etmiş ve sonunda giyinmiş Jungkook'u, beni giydirirken bulmuştum. Daha sonra beni kucağına almadan önce camları açmış ve ortalığı düzeltmişti. Jungkook'un kucağındayken yine gelen mesaja, uykulu olsam bile baktım ve bu... cidden utanç vericiydi.

Jin Hyung: Jimin, biraz daha sessiz yapamaz mısınız? Tanrım, seslerini anlıyorum ama tüm katın duyduğuna eminim. Tamam, belki o kadar olmayabilir ama Namjoon'la dikkatimizi dağıtacak kadar seslisiniz. (Gönderildi 1.29PM)

Jin Hyung: Tanrı'm... Cidden bu kadar sert olmasının ne gereği var? Müziğin sesinden çok sizin sesinizi duyuyoruz!
(Gönderildi 1.36PM)






BUSTED!
1 ay sonra şelamlaaaaar!!
neden bölüm yazmadığımı bilmiyorum, bir ara moralim bozuktu ve bu bölüm smut olduğundan daha da dikkat etmem gerektiğini bildiğimden üşendim...

her neyse, hâlâ bekliyorsanız teşekkürleeer!

p.s.: utndm ama çktrmyn

matched × jikookHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin