twenty two

5.6K 488 150
                                        

"Jungkook..." dediğimde bana sert bir bakışla baktı. Nedense onu banyoda öyle bıraktığımdan beri bana soğuk davranıyordu. İnanın, bu benim için bir işkence gibiydi. Hayır yani, çok kötü bir şey de yapmamıştım ki... Koltukta telefonuyla uğraşan sevgilimin yanına sığındığımda hiçbir tepki vermemiş, ayrıca 1 saattir elinden bırakmadığı telefonu da benden gizlemişti. Yaptığı saçma harekete kaşlarımı çatıp ondan uzaklaştım. Ne yaptığının farkına varmış olacak ki, elimden tuttu ve geri yanına oturtturdu.

"Seni anlayamıyorum Jungkook. Yanlış bir şey mi yaptım? Eğer duşta olan şey yüzünden böyleysek özür dilerim, öyle yapmam bir d-" Cümlemi kesen mesaj sesiydi. Jungkook ise hemen telefona bakmış ve beni soyutlamıştı. Gizlice telefonuna baktığımda bir kadın profili görmüştüm. Şaşkınlığımı belli etmeden ayağa kalktım ve elimde olan elini sertçe ittim. Kapıya doğru gitmeden önce cüzdanımı ve arabamın anahtarını alıp şöyle dedim.

"Markete gidiyorum Jungkook, belki şu 10 dakikalık sürede ne yaptığının farkına varır ve kendine çekidüzen verirsin." Kapıyı çarpıp çıktığımda derin bir nefes aldım ve arabamı es geçip yamuk kaldırımda yürümeye başladım. Düşünmek istemiştim.

Marketteki işimi bitirdikten sonra yavaşça eve geldiğimde görmeyi beklediğim açık bir kapı değildi. Hızlıca eve girdiğimde görmek istediğim sevgilim yoktu, hemen yukarı çıkıp odama ve lavaboya baktığımda da bulamamıştım. Koridorun duvarına yaslanıp sakin olmaya çalışırken telefonum bir aramayla titredi.

O'ydu. Daha fazla bekletmeyip açtım.

"J-Jungkook? Neredesin?"

"Ah, merhaba..." Bir kadın sesi duyunca garipsedim. "Beyefendi restoranımızın önünde baygın bir şekildeydi. Rehberine baktığımda sizi aramam gerektiğini düşündüm. Ambulansı arayacaktık ama reddetti, gelebilme şansınız var mı?" dediğinde şoktan birkaç dakika bir şey diyemedim. Kendime geldiğimde konumu atmasını söyleyip, teşekkür ettim ve kapattım.

Koşa koşa arabama adımlarken bir yandan konumu açmaya çalışıyordum. Biraz uzak bir yer gibiydi, orada ne işi vardı? 20 dakikalık yoldan sonra restoranın önünde durduğumda çok tenha bir yer olduğunu düşündüm, çünkü içeride kimse yoktu. Önceden arayan kadın olduğunu tahmin ettiğim kadın, restoranın önünde bekliyordu. Beni görünce eğildi ve Jungkook'un telefonunu verdi. "Beyefendiyi revire götürmek daha mantıklı olur diye düşündük, buyurun içeri geçin." Kafamı sallayıp içeri geçtiğimde, bir anda gözlerimin kapanmasıyla titredim.

"K-kimsiniz?" Titreyen sesimle söylediğimde karşıdan bir kıkırdama sesi geldi.

"Ben de seni bekliyordum, Jimin-ah."

"Kim olduğunuzu bilmiyorum, gözümü açar mısınız? Bir yere gitmem gerekiyor!" Sızlandığımda bir süre sessizlik oluştu.
Arkadan bir el beni ileriyle ittiğinde ayaklarım kuvvete karşı gelememiş, ileriye adımlamıştım. Arkamdaki varlığın şu an önüme geçtiğini hissedebiliyordum. Daha sonra elleri yanaklarımı buldu ve oradan arkaya giderek gözlerimdeki bandajı açtı.

Karanlıktan kurtulup etrafıma baktığımda gördüğüm şey ile şok olmuştum.

Bunu cidden beklemiyordum...




E
HU
şelamlar genşler ben yazmaktan sıkılmış yazar.
cidden hiçbir motivasyonum kalmadı yazmakla ilgili, kitabı 2 bölüme bitiririm diye düşünüyorum.
BU ARADA 40K OLMUŞUZ SİZİ YERİM GÜLÜGÜLÜLERŞM BENİM
ve bölüm çok kısa affedin yazasım gelmiyor♡

matched × jikookHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin