twenty three [F]

7.9K 575 354
                                        

Loş ışığa alışması için birkaç kez gözlerimi kırpıştırdığımda netleşen yüzünü gördüğümde durdum. Oradaydı ve bana gülümsüyordu... Gözlerim yanmaya başlayınca ellerimi ıslanan yanaklarıma götürdüm ve ona sırtımı döndüm.

"Bebeğim..." dedi ve ona dönük olan sırtımı döndürüp ona bakmamı sağladı. Daha sonra ellerimi yanaklarımda uzaklaştırdı ve omzuna koydu. Ben de kendimi gizlemek için kafamı boynuna gömdüm. O da belime sarılınca hıçkırmaya başladım.

"Senden nefret ediyorum." fısıldayarak söylediğim yalan dolu cümleyi duymuş olacak ki kıkırdadı ve saçlarımı koklayarak konuştu.

"Hayır bebeğim, beni seviyorsun ve ben de seni seviyorum. O yüzden ağlamayı kes ve sana hazırladığım sürprizden pişmanlık duymamı engelle." Geri çekildi ve kafamı kaldırıp dudaklarıma tüy kadar hafif bir öpücük bıraktı. Daha sonra elimden tuttu ve bizi mumlardan oluşturulmuş kalbin ortasına getirdi. Kafama bir balon çarpınca orada olduğunu yeni anlamıştım.

"Bu da ne?" dedim ve balonu aşağı çekip üstündeki tanıdığım el yazısıyla yazılmış notu aldım.

"Hayatıma girdiğinden beri günlerim daha sıcak, Güneşim olmaya devam eder misin Jimin?"

Bu kadar basit bir şey sormak için mi beni buraya getirmişti? Kafamı sallayıp ona gülümsediğim de o da gülümsedi.

"Sadece bunu sormak için beni buraya getirdiğine inanamıyorum Jungkook..."

"Sadece bunu soracağımı kim söyledi?" Dedi ve dizlerinin üstüne çöktü. Elini cebine atıp kırmızı yüzük kutusunu bana sunduğunda yutkundum. Kutuyu açtığında iki tane parlak yüzük gördüğümde yüzüne titreyen gözlerimle baktım.

"Gerçekten sonsuza kadar benim olabilir misin Güneşim? Hava karardığında bile beni aydınlatır mısın, önüne bulutlar geçip ışığını kestiğinde bir çatlak bulup bana umut vermeye devam edebilir misin?" Durdu ve yutkunup devam etti.

"Hiçbir zaman evlenebileceğimi düşünmemiştim, düşünmek istememiştim. Ama sen beni değiştirdin Güneşim, beni olumlu yönde değiştirdin. Sana sahip olduğum için çok minnettarım ve ölene dek de öyle olacağım. Seni kendimden daha çok seviyorum ve hayatımın geri kalanını seninle geçirmek istiyorum Jimin. Seni sonsuzca sevmek istiyorum. Benimle evlenir misin?"

Gözlerimden gözyaşlarım istemsizce düştüğünde, hızlıca kafamı salladım ve onunla yüz yüze gelmek için eğildim. Elindeki yüzük kutusunu bir kenara koydum ve yanaklarını tutup kendime çektim. Öpüşmemiz gittikçe ıslak hale gelirken geri çekildim ve alnımızı birleştirdim.

"Evlenirim Jungkook, seninle ölüme bile giderim." Geri çekildi ve yan tarafta duran yüzük kutusunu alıp küçük olan yüzüğü yerinden çıkardı. Yanağındaki elimi aldı ve öptükten sonra yüzüğü sağ elime taktı. Kendi yüzüğü için uzanacaktı ki, ondan önce davrandım ve büyük yüzüğü aldım. Daha sonra sağ elini alıp yüzüğü taktım ve öptüm. Ayağa kalkmak için dikleştiğinde elimden tutup benim de kalmama yardım etti. Daha sonra ellerini belime sardı ve beni yakınına çekip dudaklarımızı birleştirdi. Geçen birkaç dakikadan sonra ayrılıp, üstünde yemeklerimizin olduğu masaya baktı ve oraya doğru beni sürükledi. Sandalyemi çekip oturttuktan sonra kendi yerine oturdu ve konuştu.

"Pekala, ilk öncelikle senin eşyalarını benim evime taşımamız lazım, daha sonra yurtdışına çıkıp nikah işlemlerini ayarlamamız ve orada güzel bir balayı geçirmemiz lazım. Seninle bir an önce resmi bir şekilde birlikte olmak için acele edeceğim, bu yüzden haftaya gide-"

"Jungkook... Bir yere gitmiyorum, sonsuza kadar seninim." İkimiz de güldük ve yemeklerimizi yemeye başladık.

⏳3 yıl sonra⌛

"Alo, Jeon's Dance. Yardımcı olabilir miyim? Ah, pekala. Her zaman müsaidiz, kaydınızı geldiğiniz zaman yapabilirsiniz. Size de iyi günler." Günün 31. telefon konuşmasını da bitirdiğimde eşime bağırdım.

"Jungkook! Yarın stüdyomuza 6 kişi kaydolmaya gelecek, yeterli evrağımız var mı?" Karşı odadan onaylayıcı bir ses gelince oturduğum sandalyeye daha da yayıldım. Beraber stüdyo açalı 6 ay olmuştu ve gayet iyi iş yapıyorduk. Hatta bazı ünlüler bile bizim stüdyomuzda pratik yapıyordu. Evet, iyiydi, ama ne kadar yorulduğumuzu size anlatabileceğimi sanmıyorum.

"Bebeğim, bugünlük stüdyoyu Hoseok kapatsın, biz evimize gidelim artık." Yakınlaşan ses ile gülümsediğimde daha da yaklaşmış ve masamın kenarını kalçasını dayamıştı. Oturduğum sandalyeden beni kaldırıp bacaklarının arasına sıkıştırdı ve belime sarılıp kafasını boynuma koydu.

"Artık seninle ilgilenmek istiyorum, yoğunluk yüzünden seninle güzel vakitler geçiremiyorum. Bu yüzden bugün erken gitmeye ve seninle ilgilenmeye karar verdim." Dedi ve dudaklarımı öptü. Ondan uzaklaştım ve utangaç bir şekilde etrafa baktım. Koluna vururken,

"Jungkook! Etrafta insanlar var, bu kadar yapışma bana!"

"Burası bizim değil mi Jimin-ah? Onları düşünmeye gerek yok." Dedi ve elimden tutup asansöre doğru yürüdü.

İşte yine başlıyoruz...




selam
sonunda bitirdim, üstümden büyük bir yük kalktı. ayrıca kitap için watty 2019'a başvurdum bu yüzden biraz oy şeetseniz kötü olmaz.

her neyse, bu kitap sayesinde çok değerli insanlarla tanıştım, bu kitabın bu kadar büyüyeceğini tahmin edemiyordum bile. size ne kadar minnettarım anlatamam.

sonraki queenishailey kitabında umarım beni unutmaz ve desteklemeye devam edersiniz.

sizi seviyorum

matched × jikookHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin