Gece Hoseok güç bela yeniden uyuduğunda Taehyung'ta onu bir süre izlemiş ve uykuya dalmıştı.
İkilinin sarmaş dolaş uyuması Hoseok'un telefonunun gürültülü bir şekilde çalması ile son bulmuştu. Hoseok gözlerini istemeye istemeye araladı ve kafasını yasladığı Taehyung'un göğsünden uzaklaşıp hâlâ uyuyan, dalgalı saçları dağılmış, bir eli karnında ve diğer eli hâlâ Hoseok'un belinde olan bedene baktı.
Hoseok uyandırmamak adına Taehyung'un üzerinden geçip telefonunu aldı ve hızlı olması adına çabaladığı ama uykulu olduğu için ağırlaşan adımları ile odadan çıktı ve oturma odasına gitti.
"Efendim Namjoon!" esneyerek telefonunu açtığında bedenini koltuğa bırakmıştı bile. "Neredesin iki gündür oğlum, merak ettim artık."
En azından bugün aklına gelebilmişti ha? "Alerjim nüksetti dinleniyorum." kafasını koltuğun sırt kısmına yasladı ve gözlerini tavana çevirdi. Bir eliyle de açlıktan guruldayan karnını ovuşturuyordu.
"Geleyim mi yanına? Bir şey istiyorsan alırım." şu an Taehyung burada dese iyileşip yanına gidince öyle büyük bir sorguya tâbi tutulacağına emindi ki. Yine de arkadaşından bir şey saklamak konusunda pek iyi değildi.
"Taehyung geldi dün. Gelmene gerek yok, teşekkürler. Şimdi kapat, iyileşip gelince her şeyi anlatırım ama şu an açım. Bir şeyler yemem gerek." Namjoon'un kahkahası yeni uyandığı için epey rahatsız edici gelse bile sadece göz devirmekle yetindi.
"Tamam dostum. Görüşürüz sonra. Senin için güzel notlar tutacağım." telefon kapanınca ekrandaki mesaj bildirimi ile kakaotalk uygulamasına girdi.
Dün Taehyung mesaj mı atmıştı? Tanrım, onu endişelendirmiş olmalıydı. Sonuçta dün sabah mesaj atmıştı ve akşam aramasına kadar o kadar zaman geçmişti ki.
Telefonu koltuğa bıraktı ve ayaklanıp yatak odasından içeriye bir bakış attı. Ayakları ile yorganı itelemiş, üzerindeki tişört biraz yukarıya sıyrılmış ve yatakta daha da yayılarak yatan bedene yüzüne yerleşen gülümseme ile baktı ve mutfağa yöneldi.
İlaçlarını içip basit bir kahvaltı masası hazırladı ve sonra öksürmekten boğazı artık acıdığı için kendisine bir bitki çayı hazırlayıp yatak odasına gitti.
"Taehyung." bardağı kenara bırakıp uyuyan bedenin kolunu dürtükledi. "Taehyung uyan. Senin derslerin yok mu bugün?" mırıldanıp sıcaktan dolayı terlemiş ve alnına yapışmış olan siyah dalgalı tutamlarını geriye iteledi Taehyung'un. "Taehyung uyan!" küçük çaplı bir öksürük krizi için arkasına döndü ve rahatlayınca tekrar Taehyung'a çevirdi kafasını.
"Uyansana be adam ne ağır uykun var, tepki bile vermiyorsun!" ofladı ve yatağın boş köşesine oturup Taehyung'un kolunu sıktı. "Ahh!" kalın ve boğuk sesi ile acıyla inleyip gözlerini aralayan bedenin yüzüne yüzünü yaklaştırdı.
"Sonunda. Günaydın!" tebessüm etti ve kendisine uykulu ve boş boş bakan yüzü izlemeye başladı. Dün gece yan yana yatmış olmaları düşüncesi kalbini yakıp yıkıyordu. Kalbinin sınırlarını zorluyordu Taehyung.
"Saat kaç?!" yumruk yaptığı elleri ile gözlerini ovuşturup esnerken ve bedeninin açılması adına bedenini gererken konuşmuştu. "11.28." duvardaki saate bakıp konuştu Hoseok. "Dersin yok mu?" bir hapşırık alarmı vücudunda yankılanırken hızla kafasını çevirdi ve gürültülü bir hapşırmanın ardından derin bir nefes verdi.
"Yüzüme hapşırmadığın için teşekkürler. Dersim 1'de. Gel hadi kollarıma." kollarını iki yana açtı ve yatakta duvara doğru kaydırdı bedenini Hoseok yanına yerleşsin diye. Biraz sabah oynaşmasından kimse zararlı çıkmazdı ya?
"Güzel olabilirdi Taehyung fakat kahvaltı yapsak daha iyi olur. Bu yüzden yüzünü yıka ve mutfağa gel." sevgili olup olmamak adına bir durum bile konuşulmazken sanki sevgili gibilerdi.
Birbirlerini tanırken sadece fazla yakın davranıyorlardı ve ikisi de bunda bir sorun görmüyordu. En önemlisi de bu'ydu.
"Bir öpücük almadan asla kalkmam!" Taehyung kollarını göğsünde birleştirip o çok sevdiği yeşil irisleri izlerken Hoseok pes etmişçesine ellerini kaldırdı ve dizleri üzerinde Taehyung'a doğru emekleyip yüzüne doğru eğildi.
Taehyung hızlı bir hamleyle belinden kavradığı bedeni altına aldığında ve üzerine tırmandığında Hoseok kocaman gözlerle üzerindeki bedene bakmaya başlamıştı.
Taehyung eğilip dudaklarını birleştirdiğinde her an neden bunu yapmak istediğine anlam veremiyordu. Her an, yanaklarını, gözlerini, alnını, dudaklarını, burnunu, yüzünün her bir köşesini öpmek istiyordu.
Dudaklarını ayırıp altında kalan bedenin üzerinden kalktı ve kahkaha attı. "Ahh, güne hep böyle başlamak vardı şimdi." gülümseyerek odadan ayrılırken Hoseok arkasından dağılmış ve afallamış bir şekilde bakmayı sürdürdü bir süre.
***
Kahvaltı faslının ardından masa toplanmış ve Taehyung vakit yaklaştığı için banyoda kendi kıyafetlerini giyip saçını ve üzerini düzeltmişti. Hoseok ise sırtını duvara yaslamış, kollarını göğsünde kavuşturmuş gitmek üzere olan bedeni izliyordu.
Taehyung kendisine baktığı aynada arkada kendisini sessizce izleyen bedene çevirdi bakışlarını ve gülümsedi. "Çok yakışıklı olduğumu biliyorum Hoseok." Bu Hoseok'un da dudaklarına bir tebessüm yerleştirmişti.
Şimdi 2 gün sonra iyi olursa eğer ancak o zaman kursa gittiğinde onu görebilecekti yani? Bir saat bile onu özlemesi adına yeterli oluyordu oysa.
"Sorun mu var?" Taehyung çantasını taktı ve arkasına dönüp Hoseok'a yaklaştı. Hoseok bakışlarını göğsünde kavuşturduğu kollarına indirdi. Bu utanç ne zaman kırılacaktı bilmiyordu.
"Sadece hâlâ böyle olursam hafta sonu gelemem." Taehyung gülümsedi ve Hoseok'un saçlarını karıştırdı. "Ben de iş çıkışı hâlâ hasta olan bu çocuğun yanına geleyim diyordum, ha?" onay beklercesine konuştu ve Hoseok'un çenesini kavrayıp kafasını kaldırmasını sağladı.
Yakın oldukları zaman böyle çekingen ve utangaç olmasını istemiyordu. "Olur. Sevinirim." Hoseok'un dudakları mutlulukla yukarıya kıvrılırken o mutluluk gözlerine bile ulaşmıştı.
Taehyung onun gözlerindeki pırıltılarda oyaladı bakışlarını ve sonra geniş gülümsemesinde takılı kaldı. Sözlere gerek kalmıyordu ki onlar birbirlerine böyle bakarken.
"Yanıma geldiğin için teşekkür ederim Taehyung!" koluyla ağzını kapatıp öksürdü ve sonra ekledi. "Dün ki huysuz tavırlarım için üzgünüm. Uykum varken ve hastayken çekilmez olabiliyorum." mırıldanıp mahçup bir edayla elini ensesine götürdü ve parmaklarını bir süre orada oyaladı.
"Sorun yok Hoseok. Hasta ve uykusuzken cidden tam bir baş belası olduğunu keşfettim." kahkaha attı ve cebindeki telefonu çıkartıp saate baktı. "Gitmem lazım. Akşam gelirim." Hoseok'un yanağına dudaklarını bastırdı ve sonra kulağına fısıldadı.
"Kocan sana gelirken bir şey getirsin mi güzeller güzeli eşim?" Hoseok kulağına fısıldanan şeyle titrediğini hissetti ve üzerindeki bol tişörtün eteklerini avucunda topladı. "Hayır, kendisini getirsin, buraya gelsin yeter." Taehyung geriledi ve evden çıkarken konuştu.
"Görüşürüz Hoseok!" Hoseok kapıya yaklaştı ve merdivenleri inmeye başlayan bedenin ardından seslendi. "Görüşürüz Taehyung!" ve kapıyı usulca kapatıp yüzüne aptal bir sırıtışın yerleşmesine izin verdi.
Çok tatlı değil mi bunlar yaaaa kalbime sokasım var
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Fire on Fire :: Vhope
FanfictionTaehyung bir dans öğretmeni ve Hoseok'un teninde parmak uçlarını gezdirmeyi seviyor. ||05.12.2019||
