"Sayın yolcularımız çocuklu ailelere, yaşlı ve bedensel engelli yolcularımıza istasyon ve araçlarda gereken önceliği tanıdığınız için teşekkür ederiz." Bu sesle ayılıyordum ben. Bu ses sayesinde yanımdaki yakışıklıyı görme fırsatım oldu. Vay anasını. Boyu en az 180 cm ,belki biraz kısadır bir kaç santimetre, sarıya yakın kumral saçları, beyaz teni ve yeşil gözleriyle çocuk bütün kriterlerimi karşılıyordu resmen. Bir dakika. O üstündeki bizim okulun formasımı. Allah'ım sana geliyorum. Ben niye bu çocuğu daha önce görmedim.
Daha önce hiç sevgilim olmadı. Benden hoşlanan var mı bilmiyorum çünkü bana açılmadı. Aslında pek de meraklı değilim böyle şeylere. Sadece gözümü şenlendirmeyi seviyorum o kadar. Ben çocuğa bakarken o birden aşağı baktı (yani bana). Göz göze gelince biraz utanıp kafamı öne çevirdim ama üstümdeki bakışlarını hissedebiliyordum. Neyse ki yeni duş almış ve cilt bakımımı yapmıştım. Yüzümü önce ısırgan otlu sabunla yıkıyor sonra da soyulabilir siyah nokta maskesi yapıp aloe veralı yüz nemlendiricimi sürüyordum. Artık durağa geldiğimize göre üstümdeki bakışlardan kurtulabilirdim.
Hızlıca tramvaydan indim ve yokuş aşağı yolu bitirip okula girdim. Artık yanımda birisinin bana baktığı zaman yolun zevkli olduğunu düşünmüyorum sanırım. Kalbim hızlı çarpmaya başladı ama bunun sebebi apaçık hızlı olmamdı. Başka ne olabilirdi ki yani değil mi? Ama neden yüzüm yanıyor. Umarım kızarmıyorsunuzdur sevgili yanaklarım. Utanınca ve heyecanlanınca yüzüm yanıyor. Hızlı kalp atışlarıma engel olamıyorum. Ama tabiki de bunun şu an ki sebebini bilmiyorum. Tamam. Kendimi biraz kandırıyor olabilirim ama yani... Kim olsa bence böyle değişik bir tepki verir.
Öğle arasında tek erkek arkadaşım olan Dinçer ile cama gittik. Elif de tabiki de bizimle. Yavaş yavaş dolan bahçeyi izledik. Dinçer yaşından büyük gösteriyordu. Hastalığından ötürü okula geç yazılmış, o yüzden bizden büyük. Esmer saçları ve koyu kahverengi gözleri vardı. Boyu da uzundu bayağı. Bu gün hava Aralık ayına göre gayet güzel olduğu için insanlar dışarıya çıkıyorlar.
"Hadi karı kız keselim." dedi Dinçer cama kemikli ellerini yapıştırarak.
"Sen karı kız kesersin de ben hiç yakışıklı çocuk kesemiyorum. Hiç mi güzel olmaz şunların içinde." "Bir tek sevgilisi olanlar yakışıklı, onlar da sınıflarında oturuyor. Çoğu son sınıf zaten onların. Yani sana bakmazlar canim benim." dedi ve gıcık gıcık gülümsedi "Sağol yaa ne de güzel moral veriyor."
Ve işte voleybol filesinin etrafına toplanan voleybolcu çocuklar. Ve tramvayda ki çocuk. Bir dakika. NE? tramvayda ki çocuk voleybolcu mu. Bu imkansız ben sürekli onları izlerim. Çok uyumlu oynadıkları için izlemesi zevkli oluyor. Belki de yakından ilk defa gördüğüm içindir. Çoğunu tanımıyorum zaten. Ama o da voleybolda fena değil. Ben toptan korktuğum için bana hepsi iyi geliyor gerçi.
Öğleden sonra eve dönerken havanın güzelliğinden faydalanıp yürümekte karar kıldım. Merdivenleri inerken o çocuğu gördüm. Ona doğrudan bakmadım ama görüş açıma girdiği için bana baktığını görebiliyorum. Gözleriyle beni takip ettiği için bariz bana baktığını anladım. Ama ben hiç oralı değilim tabiki de. Bir an, sadece bir saniye emin olmak için baktım. Gözlerimiz buluşunca nezaketen ,isteyerek değil, gülümsedim. Karşılık olarak o daha çok gülümsedi. Ne kadar tatlı bakıyor yaa. Kendine gel Bade. Gözlerimi ondan çekip uzaklaştım. En mantıklısı buymuş gibi geldi çünkü. Bir dakika ya. Ben niye bu çocuktan kaçmaya çalışıyorum ki. Sanki gözü mü var bende. Bir hoşum yani. Saçma saçma şeyler düşünüyorum. Bunları düşünürken kaşlarımı çatmış olmalıyım ki alnımdaki gerilmeyi hissettim.
Yolda yürürken Esma 'yı gördüm. İşte asıl en iyi arkadaşım. Yedinci sınıftan beri asıl dostum. Daha önce dostum dediğim iki kişi tarafından sırtımdan direkt hançerlendiğim için kolay kolay kimseye dost demem. Diyemem. Cesaret istiyor biraz."N'aber kız." dedi parlayan yeşil gözleri ve o canlı sesiyle. "İyi diyelim iyi olsun." "Ne oldu bir şey mi sıktı senin canını." Benden kısa olmasına rağmen elini Omuzuma attı. Dayanamadım anlattım her şeyi. "Öyle yani bir garip hissettim. Sen tanıyor musun bu çocuğu, yeni mi, ben hiç görmedim çünkü." hemen muzipçe gülümsedi "Eğer aynı kişiyi düşünüyorsak o çocuk yeni gelmiş, 12. sınıf. Yanlış hatırlamıyorsam adının Semih olması lazım." Verdiği bilgiler karşısında şaşırmadım. Her haltı biliyor hızlıca ona dönüp "Bana bak. Sen bunları nereden öğreniyorsun bakayım." dedim. "Eee bizimde kendimize göre bazı kaynaklarımız var Bade Hanım. Ne sandınız."
Amma genişti Esma'nın çevresi. Popüler denemezdi ama o kadar vardı. O ufacık boyuyla neler neler yapıyor o insan aklı ermiyor. Üç gün önce sevgili bulmuştu. Kendi gibi ufak ve esmer. Mert diye bir çocuk. Bizim yaşımızda o da. Ben Esma 'ya 'Birini bulmadan önce bana sor, sen zevksizsin anlamıyorsun erkekten' demiştim ama o dinlemedi. Zaten bu gün de ayrılmış. Sıkılıyor hemen. En uzun ilişkisi bir hafta bile olamamıştır. Gönül eğlendiren bir kız o. Özgür ruhlu, kimse tutamıyor onu. Aslında diğer insanlardan bağımsız olması onu benim için özel yapıyor. Benim aksine kimseyi umursamıyor. 'Biraz dedikodumu yapsınlar da namım yürüsün.' diyor. Etrafına neşe saçtığı için seviyorum onu. Umarım onun ile olan arkadaşlığım hiç bitmez.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
İLK GÖRÜŞTE AŞK MI? (TAMAMLANDI)
Chick-LitBirkaç saniyelik göz göze gelmeleriyle başlamıştı Bade ve Semih'in aşk hikayesi. Başlarda Semih'in fikri bambaşka olsa da, ilişkilerini bir şekilde yoluna koymayı başarabilecekler mi?