Pazartesi sendromu başlasın o halde. Bu gün zaten İstiklal Marşı okuyacakları için biraz geç gitmeye karar verdim. Hava güzeldi ama Aralık ayındayız sonuçta. Soğukta kim bekleyecek bahçede.
Okul bahçesine girdiğimde hiç de geç kalamadığımı fark ettim. Hala sıralar duruyor ve genç müdürümüz "kantine doğru ilerleyelim" demeye devam ediyordu. Bunu görünce bir anlık hayal kırıklığı üzerine bahçe kapısının önünde bir saniyelik bir bekleyişim oldu. Ve bunu fırsat bilenler var. Ben sırama doğru yürürken okulumuzun yeni popüler çocuğu bana doğru geliyor. Başlıyoruz."Selam." dedi kocaman sırıtarak. "Selam." Zorla gülmek ne kadar da zormuş. Elini bana doğru uzatıp kendini tanıttı. Zaten kim olduğunu biliyorum ama haberin yokmuş gibi davranmalıyım.
"Semih ben." Nazikçe elini tuttum ve bende kendimi tanıttım. "Bade bende çok memnun oldum." Çok mu? Serra sen salak mısın kızım? "Bende çok memnun oldum... Hangi sınıfta olduğunu sormamın bir sakıncası olur mu?" Aslında olmaz yakışıklı. "11/A, sen hangi sınıfsın. Son sınıf gibi duruyorsun." Yine tatlı tatlı güldü. "Öyleyim zaten." dedi. Tipi biraz ukalaya benziyor aslında. "Burcun nedir?" dedi bahçede yürürken. Sanki konuşacak konu bulmaya çalışıyormuş gibi. Aslında benimle ilgilenmesi hoşuma gitmedi de değil.
"Aslan. Senin." "Yay." Astroloji bilgimi sergileme vakti. "Astrolojiye göre aslan ve yay burçları genellikle iyi anlaşıyorlarmış ama kişiliklere göre değişkenlik de gösterebildiklerini okumuştum." " Hakimsin yani bu konulara. Etkilendim." dedi. " Sen hangi konulara hakimsin peki." Bunları konuşurken arkadaşları olduğunu düşündüğüm bir grubun önünde durdu. Bende ona uyarak durdum. O sırada istiklal Marşı okunmaya başlayınca konuşamadan marşı okuduk. Bitince tekrar bana döndü. "Bunlar arkadaşlarım Furkan, Sinan, Berk ve Ozan."
Furkan çapkın bir tip sanırım daha önce bir çok kızla gördüm onu. Mavi gözlü, kumral ve uzun boylu olmanın tadını çıkarıyor herhalde.
Sinan için biraz inek tabiri kullanılabilir. Elinde Stephen Hawking 'in Zamanın Kısa Tarihi kitabı vardı. Demir siyah gözlük takıyordu ve sempatik birine benziyordu. Gamzesiyle çok tatlı görünüyordu. Berk'de Furkan gibiydi sadece gözleri açık kahverengiydi.
Son olarak Ozan. Serseri gibiydi. Koyu saçları ve gözleri vardı. Kemikli çenesi ona ayrı bir hava katıyordu. "Memnun oldum." dedim gülümseyip başımı hafif öne kaldırıp indirirken. Sinan da hemen cevap verip "bizde memnun olduk yen..." diyebildi. Kafamı Semih 'e döndürdüğümde Sinan 'a attığı o kızgın bakışı gördüm. Gülmeden edemedim ama benimki biraz kahkaha oldu maalesef.Onları yalnız bırakmaya karar verip "müsaadenizle ben sınıfa gideyim." dedim ve arkamdan Semih 'in sesini duyabiliyordum "Ulan Sinan ağzını bir tutamadın be oğlum." diye fısıltıyla bağırıyordu.
Sınıfa çıkınca hemen sırama oturdum. Elif yanımda Dinçer arkamda oturduğu için gövdemi yan döndürüp "Bakın size ne anlatacağım." dedim heyecanlı heyecanlı. Hemen ilgi odağı olmuştum zaten. Dinçer uğraştığı notları bırakıp bana baktı. Elif'te yazı yazmayı bırakıp bana ve Dinçer'e döndü. Herşeyi anlattım. Semih'i, arkadaşlarını, Sinan'ın bana nasıl yenge demeye kalktığını ve Semih'in kızgın bakışını. Anlatırken hep birlikte kahkahalara boğulmuştuk.
"Sana bir şey diyeyim mi? Semih arkadaşlarına senden bahsederken 'yenge' dedirtiyor haberin olsun." "Nereden biliyorsun?" "Basit. Sinan sana yenge demeye kalkışmış ve Semih'de senin anlamaman için ona öyle bakmış. Zaten bu yazılı olmayan bir kanundur eğer bir çocuk bir kızdan hoşlanıyorsa o kızdan bahsedilirken arkadaş çevresinde 'yenge' diye hitap edilir."Ben birşey demeden suratına bakıyordum Elif'de dikkatli ve sessizce dinliyordu. Dinçer uzun sessizliğime "Erkekler hakkında gerçekten çok bilgisizsin." diye cevap verdi. "Sanki sen kız konusunda çok tecrübelisinde bana sataşıyorsun." "Bu sınıfta iki yakın arkadaşı da kız olan başka kim var. Ne biliyorsam sizinle takılarak öğrendim. O yüzden beni hiç küçümseme. Bu taktikleri uygularsam haftanın her günü başka bir kızla çıkarım." "Doğru." diye onayladı Elif. Ona bildiği her şeyi ben öğrettiğim için bu konuda biraz fazla iyi.
Eve geldiğimde telefonumun bilirim sesi çaldı. Elime alıp baktığımda Instagram 'dan gelen bir takip isteği vardı. @Semih_martin. Martin... Fransızcaya benzıyor. Çabucak Google' den Martin soyadını ararttım ve evet Fransızcaydı. Babası Fransız mı acaba? Takip isteğini hemen kabul edip bende istek attım. Anında kabul edildi, hiç şaşırmadım. Demek bu yüzden bu kadar çekici bir tipi var, sarışın yeşil gözlü oluşunun sırrı buymuş demek ki. Belki de sadece hoşuna gittiği için yazmıştır. Hemen karar vermeyeyim yarın test ederim.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
İLK GÖRÜŞTE AŞK MI? (TAMAMLANDI)
ChickLitBirkaç saniyelik göz göze gelmeleriyle başlamıştı Bade ve Semih'in aşk hikayesi. Başlarda Semih'in fikri bambaşka olsa da, ilişkilerini bir şekilde yoluna koymayı başarabilecekler mi?