Demir sokak kapısını açınca, karşımda kulaklıkla müzik dinleyen sevgilimi gördüm. Ona doğru gidince bana sarıldı. "Gündüzümü güzelleştirdiğini biliyor muydun?" dedi. "Evet, biliyorum." dedim. Kulaklıklarından birini ben aldım. Geçen gün söylediğim Je Veux şarkısını dinliyordu. Gülüp elini tuttum ve okula doğru gittik.
Bahçeye girdiğimizde yine herkes bize bakıyordu. Ayrıldığımızı sanıp mutlu olanların, şuan nasıl üzüldüğünü görebiliyordum. Ama maalesef kızlar. O benim.
Sınıf kapıma kadar bıraktı beni. Alnımı öptü ve kendini sınıfına doğru gitti. Sınıfa adım atınca üstümdeki bakışları hissettim. Sırama gidip oturduğumda Dinçer kafasını kaldırıp bana baktı. "Okulun en karizma çocuğunu kapınca, bizi unuttunuz madmazel." "Aşk olsun Dinçer, adımı unuturum, sizi unutmam. Meşguldüm bu haftasonu, o yüzden konuşamadım sizinle. Kıskanma yani." Hemen dikleşti. "Ne kıskanacağım. Ayrıca benim de artık 'MEŞGUL' olacağım bir sevgilim var. Yani olurda ararsın, bakamayabilirim."
Dinçer'in sevgilisi varmış. İnanamıyorum, çocuk kaşla göz arası sevgili bulmuş. "Kim, peki?" dedim, merakla. "İşte, geliyor." dedi. Kafamı çevirdim ve gördüğüm kişi karşısında şok oldum. "Elif'le sen. Şuan sevgili misiniz?" Şaşkınlığımı gizlemekte başarılı olamamıştım. Ama bir yandan da rahatladım. Onlara vakit ayıramam diye endişeleniyordum. İyi oldu bir bakıma.
Çıkışta beni bekleyen sevgilimin yanına gittim. Elini tuttum ve yine kulaklıklarından birini aldım. Bu sefer de Mabel Matiz 'in bilmediğim bir şarkısını dinliyordu. Yolda giderken heyecanla Semih'e olanları anlattım. "Semih, bu gün ne öğrendim biliyor musun? Dinçer'le Elif sevgiliymiş. İki gün yalnız bıraktım, sonuca bak." "Sen ciddi misin? Hani şu en yakın arkadaşların olanlar mı bunlar?" Başımı 'evet' anlamında salladım. 'vay' der gibi dudaklarını oynattı.
"Yarın gidiyorum, biliyorsun değil mi?" dedi. "Hayır, yarın gideceğini bilmiyordum." Bir şey söylemedi. "Peki, saat kaçta gideceksin, ne zaman döneceksin?" "Yarın saat sabah dokuz gibi uçağımız kalkacakmış. Haftaya bu gün de, seni yine almaya geleceğim." Bunları söylerken hiç keyfinin olmadığı çok barizdi.
"Bu sefer ben seni evine bırakacağım." dedim. Tek kaşını kaldırdı. "Hayır, diyemezsin." dedim. "Peki." diyerek kabul etti. Onun evinin önüne geldiğimizde, durduk. Semih'in oturduğu ev apartman değildi. Çatı karıyla birlikte, üç katlı geniş bir evdi. Bana sıkı sıkı sarıldı. "Allah'ım,
ben bu koku olmadan bir hafta nasıl yaşayacağım?" dedi. Eğilip dudaklarıma ufak bir öpücük kondurdu.O kadar güzel seviyordu ki, bir insan bence sevildiğini ancak bu kadar güzel hissedebilir. Beni aşkın doruklarına çıkarırken, ayaklarım yerden kesiliyordu sanki. Hep yanımda olsun istiyorum. Hiç gitmesin, biz hiç ayrılmayalım istiyorum.
Eve geldiğim zaman, ufak tefek işlerimi bitirdim. Evde ne çizeceğimi bilmediğim büyük bir kâğıt vardı. Onu aldım ve üstünü karalamaya başladım. İkimizi çiziyordum. Birlikte henüz bir fotoğrafımız yoktu belki ama aklımdan hiç çıkmayan yüzünü düşünmek zor değildi.
Artık akşam olmuştu. Resmin çizim kısmını ve bir bölümlük gölgelendirmesini bitirmiştim. Boyadan ziyade karakalem yapmayı daha çok seviyordum. Ellerim kalemden hep karardı. Ama değdiğini hissediyorum.
Ertesi gün, eve geldiğimde beni evime bırakan bir sevgilim olmadı. Koskoca bir hafta boyunca da olmayacaktı. Resmimi tamamlamaya devam ederken, telefonuma WhatsApp'dan bir mesaj geldi. Semih fotoğraf atmıştı bana. Eyfel Kulesi'nin önündeki fotoğrafının altına 'bir gün burada birlikte poz vereceğiz sevgilim' yazıyordu.
Yarım saat sonra resmi tamamen bitirdim. Elim bayağı bir batmıştı. Resmi arkaya koyup, kararmış elimin fotoğrafını attım. Anında gördü.
"Bu resmi sen mi çizdin! Tamamını atsana."
Resmin tamamını attım.
"Bade, bu... Harika birşey. Ne zamandır bunu çiziyorsun sen?"
"İki gündür. Neyse boşver. Nasılsın?"
"İyiyim. Oteldeyim ve çok sıkılıyorum. Sen nasılsın?"
"Bende iyiyim, ama seni özledim."
"Keşke yanımda olsan. Buraya zorla getirildiğim için gezmekten pek zevk alamıyorum."İki gün boyunca kendimi çok yalnız hissettim. Canım sıkılıyordu ve Semih'i özlüyordum. Üçüncü gün artık alıştığımı düşündüğüm için, biraz daha rahat açtım sokak kapısını. Açmamla ufak bir çığlık attım. Erken dönmüştü. Boynuna atıldım hemen, sıkı sıkı sarıldım ona. Hava zaten karanlık olduğu için kimse göremezdi bizi.
Okuldan çıkınca, koşa koşa yanına gittim. Telefonuyla konuşuyordu. Ben gelince kapattı. "Sana bir haberim var." dedi. Merakla baktım ona. "Annem akşam yemeğine seni de bekliyormuş." Şaşırdım çünkü hiç böyle bir şey beklemiyordum. "Bilemiyorum. Gelmek çok isterim ama bunun için annemin de onayını almam gerekiyor. Çünkü benim yokluğumu idare edecek olan o."
Yürürken Semih cebinden sigara paketini çıkardı. Sigarayı dudaklarının arasına alıp, yakarken ona kaşlarımı çatarak baktım. "Hani bırakacaktın." "Hemen bırakamam ki, yavaş yavaş. Azalttım zaten." "Peki madem, bekleyelim bakalım biraz." dedim. Dudaklarının arasındaki sigarayı alıp, kendim içtim. Sonra geri verdim.
"Hani bir daha içmeyi düşünmüyordun." dedi, sigarasından bir nefes daha çekti. "Evet, ama yanımda içtiğinde nedense bir an çok güzel geliyor. O yüzden bırak." Sigarasından son bir kez içip söndürdü. Bana dönüp gözlerime baktı. Sanki bir özlem vardı gözlerinde. Derin bir nefes aldı. "Şuan seni öpmek istiyorum." dedi. "Ama öpemezsin." "Geldiğimden beri doğru dürüst sarılamadım bile sana. O üç gün bana üç asır gibi geldi." "Akşam gelince istediğin kadar sarılabilirsin."
Annemden zorlada olsa izni almıştım. Hemen üstümü giyinmeye odama koştum. Dizimin altına gelen siyah, kiloş eteğimi giydim. Üstüme de krem rengi kazağımı giydim.
Evlerinin önüne gelince son bir kez üstümü kontrol ettim. Kapıyı çaldım ve hemen açıldı. En önde Semih'in annesi, sonra babası ve en arkada da Semih vardı. Annesi "Hoşgeldin, hayatım." dedi ve bana sarıldı. Babasıyla el sıkışırken annesi "Canım, bana sofra için yardım eder misin?" dedi. Sanırım amacı bizi yalnız bırakmaktı. Semih bana sarıldı ve bir süre öyle kaldı. Tam beni öpmek için eğildiğinde arkadan babası geçtiği için geri çekildi. "Hadi sofraya gelin." Sesi duyulduğunda, Semih'in biraz sinirlendiğini hissetmiştim.
Sofrayı topladıktan sonra mutfakta Semih'in annesiyle konuşuyorduk. "Çok güzel bir kızsın Bade. Oğlum, senin gibi bir sevgiliye sahip olduğu için çok şanslı." Tam konuşacaktım ki Semih arkamdan sarılıp yanağımı öptü. "Ne yapıyorsun?" dedim, pek anlaşılmayacak bir şekilde. "Anneciğim, sevgilimi almama izin var mı?" dedi. "Takılın bakalım siz. Bende kocacığımın yanına gideyim." dedi, ve ufak, canlı bir kahkaha attı.
Odasına girdiğimizde hızlıca kapıyı kapatıp, beni belimden kendine çekti. Belimi tutarken, yaslandığı kapıyı kilitledi. Bir eliyle saçlarımla oynarken yavaş yavaş öpüyordu beni. Uzun bir süre sonra çekti dudaklarını. Aramızda yalnızca birkaç santim vardı. "Seni çok seviyorum." dedi. Sesi fısıltıyla çıkmıştı. Parmaklarımın ucunda yükselip öptüm onu. "Bende seni çok seviyorum sevgilim." dedim.
"Sana bir hediyem var." dedi. Yatakta yan yana yatıyorduk. Ben kafamı onun omzuna koymuştum. O ise her zamanki gibi saçlarımla oynuyordu. Komidinin çekmesinden bir paket çıkarttı. İçinde küçük ama ağır birşey vardı. Yatakta doğrulup paketi yavaşça açtım. İçinden aslında o kadar da küçük olmayan bir kar küresi çıktı.
Birbirine bizim gibi sarılan bir çift vardı içinde. Çocuk kızı belinden tutuyordu. Kızınsa elleri çocuğun boynundaydı. Tepelerinde bir sokak lambası ve yanlarında üstü karla kaplanmış bir bank vardı. "Çok güzel. Sanki bize benziyolar." Yatağın üstünde daha dik oturdu. Elinde bir kutu vardı. Gül şeklinde kırmızı bir kutuydu bu. Açtığındaysa içinden gümüş rengi, etrafı taşlı, ince bir yüzük çıktı. Üzerinde mavi taşlı 'unutma beni çiçeği' vardı. Gördüğüm güzellik karşısında mest olmuştum.
"Bade. Sana ilerde evlenme teklifi edeceğim güne kadar, hep benim sevgilim olur musun?" dedi. "Sonsuza kadar senin sevgilin olurum." Sağ elimin ince yüzük parmağına yüzüğü taktı. Tam olmuştu. Elimin yarısını boynuna, yarısını yanağına koydum. Diğer elimle yataktan destek alıyordum. O da iki eliyle yanaklarım ve boynumun arasını tutuyordu. Dudaklarımız birbirini bulduğunda sonsuzluk istedim. Ömrümün sonuna kadar yalnızca Semih'i istiyordum. Ne onun, ne de benim hayatıma başka birisi girmesin. Yalnızca birbirimizi sevelim. Sadece birbirimize ait olalım istiyordum.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
İLK GÖRÜŞTE AŞK MI? (TAMAMLANDI)
Chick-LitBirkaç saniyelik göz göze gelmeleriyle başlamıştı Bade ve Semih'in aşk hikayesi. Başlarda Semih'in fikri bambaşka olsa da, ilişkilerini bir şekilde yoluna koymayı başarabilecekler mi?