"Ciddi misin? Gerçekten bilet aldın mı?"
Pamuk şekerciden ilk defa pamuk şeker alan bir çocuk gibi heyecanla gözümün içine bakan Elizabeth'i gördükçe bir gülme geliyordu. 7 yıldır arkadaştık. Hep böyle heyecanlıydı. Rauf Faik desek bi tansiyonu değişirdi. Yani öyle der.
Neyse, şu an kocaman bir salonun önündeyiz. Tabi bizimki elimdeki 2 bilete hâlâ şaşkınlık ve heyecanla bakıyordu. Sonunda dayanamayıp birkaç cümle ile cevap verdim.
"Evet, seni Rauf Faik konserine getirdim. Içerideler şu an.
"Yaa Maria, seni çok seviyorum benn. Canım kankamm"
Üzerime uzanan bir çift eli kenara çekip girişe doğru yürümeye başladım. Ne kadar belli etmesem de kalbim küt küt atıyordu. Faik i ilk defa canlı görecektim. Aşkımı...
Sonunda yerlerimize geldiğimizde hızlıca oturduk ve ışıklar sahneye döndü. Ardından içeri şık bir gömlek, kravat ve pantolon giymiş olan Rauf girdi. Az sonra ise işte o. Faik...
Klasik R&F я люблю тебя sweatshirtü ve adidas eşofmanı ile hoplaya zıplaya Faik girdi. Her zamanki gibi suratına kusursuz olan gülümsemesiyle selam verdi ve детство u söylemeye başladılar. Rauf ne kadar efendi bir şekilde aynı yerde şarkıyı söylese de yan tarafta bir o tarafa bir bu tarafa koşan Faik vardı. Gözlerimi ondan alamıyordum. Sonra bir an, o simsiyah gece gibi gözleri benim mavi gözlerimle birleşti. Birkaç saniyenin ardından gözlerimiz ayrılsa bile o birkaç saniye kalbime sanki enerji, güç vermişti. Içime yayılan sıcaklıkla tebessüm ettim ve sadece onu izlemeye devam ettim. Sanki o an koskoca konserde tek gözler onunkilerdi, tek ses onun ipek sesiydi. Tek kişi oydu...
